Kölelik yolu: Özgürlük mü, Güvenlik mi?
"Bir demokraside kimse benim görüşlerimle ilgilenmezken, baskıcı (totaliter) bir toplumda; her cümlem, güvenlik adına denetlenir ve takip edilir. Yani, bizler totaliter toplumlarda; kanaatlerimiz, fikirlerimiz ile ciddiye alınırız..."
( Slavoj Zizek )
11 Eylül terör saldırısı, başta ABD olmak üzere; tüm dünyada “özgürlük” ve “güvenlik” arasında çatışma olabilirliği, liberalizmin yerine totaliterizmin ortaya çıkacağı kaygısı yaratmıştı. Aynı kaygıyı tüm dünya, ikinci dünya savaşı sonrası da yaşamıştı. O dönemde, başta Hayek olmak üzere birçok liberal düşünür, "güvenlik korkusuna, özgürlüğün feda edilemeyeceği" ni, devletin güvenliğini sağlamak için insanların özgürlük alanlarına asla müdahale edilemeyeceğini iddia ederek, totaliterizme yol açabilecek bütün düzenlemeleri reddettiler. Hayek, “Kölelik Yolu” eserinde, totaliterizm' in bir “son” değil, bir “süreç” olarak algılanması gerektiğini ifade etti.
TOTALİTERİZM
Brzezinski, totaliterizmin temel özelliklerini şu şekilde sıralar:
* İnsan varlığını kaplar,
* toplumun bağlı olduğu bir resmi ideolojisi vardır,
* tek adam iktidarı vardır,
* kitle partisi' dir,
* hiyerarşik ve oligarşik düzenlenmiştir,
* bürokrasi ile iç içe, polis denetimli düzen,
* kitle haberleşme araçları tekelini bulunduran
* ekonomiyi merkezden yöneten kurumsal yapı
Totaliterizmin meşruiyet arayışı, statükonun korunmasına, siyasal düşmanlar yaratılarak toplumsal bütünlüğün sürdürülmesine ve toplumun topyekün düzenlenmesine yöneliktir.
Totaliterizmin meşruiyeti, toplumu bir bütün halinde, tüm güçleriyle elinde tutan, onu yok etmeye çalışan bireyselliği ve özgürlüğü yok eden bir düzene dayanır. Bu dayanak, sadece iktidarın kurulmasına değil; kurulu iktidarın haklılaştırılmasına, rasyonelleştirilmesine ve düzenin devamına bağlanışı ifade eden kaynaktır.
Totalitarizmde, mutlaklık ve yani “tek doğru”, tüm topluma dayatılması gerekmektedir. Buna uymayanlar, "hain" ve "düşman" ilan edilerek terörize edilir ve sindirilir. Bu nedenle, totaliterizmin en temel meşruiyet ilkesi “birlik” ve “uyum” dur.
Totaliterizm: Toplumun, kurucu bir yasa ile şekillendirilmesi ve yönetilmesi; bu yasaya ulaşmak için siyasal iktidar tarafından araçsallaştırılmasıdır. Totaliter iktidar geleneğinde tek özne “devlet” tir. Çünkü, toplumsal birlik ve bütünlüğün teminatı; “devlet için yararlı olan, herkes için yararlıdır” ilkesidir.
Totaliter iktidarın özü, tekleşmek ve tekelleştirmektir. Siyasal iktidarın varlık sebebi olan düzenliliğin zıddı olan “kaos” korkusu, itaati normalize eder ve buna yönelik itirazın “düşman” ilan edilmesine, yok edilmesine meşruluk kazandırır.
“Biz” ve “onlar” arasındaki çatışma “biz” i “onlar” a karşı ortak bir savaş zeminine dönüştürür. Bu durum da, halkın kayıtsız şartsız sadakatini kazandırır. Bu yüzden "düşman" olgusu totaliterizmin en vazgeçilmez temalarını oluşturur. İktidarın sürekliliği için iç ve dış düşmanlar gereklidir.
İktidar, ötekileştirdikleri ile olan mücadelesinin haklılığına, toplumu inandırmak için eğitim, propaganda ve iletişim araçlarını kullanır. Böylece, “ötekilerle savaş” siyasal iktidarın bir misyonuna dönüşür. Bunun sonucunda, iktidarın meşruiyeti, devamlı bir savaş durumunu temsil eder. Savaştan beslenmeyen hiçbir totaliter devlet yoktur. Bu bağlamda, totaliterizm “ötekilerle savaş” sistemidir. Öteki dinler, öteki ırklar, öteki sınıflar bu savaşın düşmanlarıdır. Düşmanın varlığı, içte ve dışta terörü meşrulaştırır.
Devletin bireye ve topluma müdahalesi, bir başladı mı nerede duracağı kestirilemez. Dünya üzerindeki “gerçek”, devletin topluma empoze ettiği inançlardır. Bu “gerçekler” sayesinde, toplum zihnen kamulaştırılmaya maruz kalmaktadır. İnsanlar artık zihnen “devlet malı” olmaktadır. “iyi” niyetle yapılıyor olsa dahi, içinde köleliği barındırdığını savunan Hayek, “Kölelik Yolu” nun “iyi” lik taşlarıyla örülü olduğu konusunda bizleri uyarır.
Güvenlik Sendromu
Güvenlik sendromu ile düşmanlar yaratılır ve toplumun varlığı düşmanların varlığına bağlanır; devletin varlığı, düşmanları yok etme mücadelesine dayandırılır. Hayek’ e göre; güvenlik algılaması, bireysel özgürlük alanını giderek daraltacak en büyük tehdittir. Sadece kendilerini korusun diye itaat ettikleri gücün, hizmetçisi olacaklardır.
Benjamin Franklin: “Geçici güvenlik uğruna, temel özgürlüğünü feda eden insanlar, ne özgürlüğe ne de güvenliğe layıktırlar”
İnsanlar, özgürlüklerini kaybettiklerinde, güvenliklerini de kaybeder. İnsanları güvende tutan tek şey, özgürlükleridir. Hayek; İnsanların, totaliterizmde değerli olduğunu ama “birey” oldukları için değil, bir kollektivitenin parçası oldukları için değerli olduğunu belirtmiştir...
Eğitim
Eğitim, totaliterizmin en yoğun ve yaygın yaşandığı alandır. Devlet, tüm imkanıyla topluma, kendi ideolojik ilkelerini öğreten, toplumu bu ilkelere göre şekillendirendir. İnsanlar, belirlenen bu ideolojik sınırlar içinde yaşamayı öğrenir. Toplumsal kabul ve statü kazanmasının yolu, öğrenmekten geçer. Halkın zihnini yönlendirmek için mitler üreten otoriteler vardır. Totaliter devlette eğitim, egemen fikirlerin ve resmi ideolojinin tek ve mutlak doğruluğu üzerine kurulu bir zorunluluktur.
“Bir liberal için, bir ahlak kodlaması sunmak en uzak şeydir. Birey, kendi kararının ve ahlaki değerinin mutlak hakimidir ve her bireyin değer ölçüsü farklıdır. Müşterek gayeler elbette olacaktır ama bu gayeler, bireyler için nihai gayeler değildir” (Hayek)
Hukuk üstünlüğünün temel gayesi, devletin tüm eylemlerinin toplum tarafından biliniyor olmasıdır. Kendi geleceğine hükmeden güç, kendi iradesi olacaktır. Bu yüzden hukuk, insanların geleceğinin güvencesidir.
Korkunun ikiz kardeşi, ikiyüzlülüktür
“Laissez faire”, Hayek’ e göre: Liberalizmin sabit kaideleri değildir, zaten sabit kaideleri de yoktur. Zor ve zorunluluğun olduğu her yerde totaliterizmin bir uzantısı vardır. Bir insanı zorla köle etmekle zorla özgür etmek arasında bir fark yoktur.
Tüm totaliter sistemlerin kendini tanımlamasında; hepsi, en özgürlükçü ve demokratik sistemin kendilerinde olduğunu iddia etmektedir. Özgürlük kavramı, aşındırılmaktadır.
Hayek’ in “Kölelik Yolu” olarak adlandırdığı totaliterizm, birey özgürlüğünün, devlet güvenliğine feda edildiğidir. Güvenlik korkusu, totaliterizm' e giden yoldur. Totaliterizm, düşmansız var olamaz.
Hayek’ e göre, güvenlik algılaması bireysel özgürlük alanını, giderek daraltacak ve sonuçta yok edecek en büyük tehdittir.
Kendiliğinden olmayan herşey, mutlaka zorla oluyordur..