
seen from United States
seen from Israel

seen from United Kingdom

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from United Kingdom

seen from Sweden

seen from Czechia
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Germany

seen from United States

seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States

seen from Ireland
william b. irvine’in “güzel yaşam kılavuzu” adlı kitabı, stoacı felsefenin temellerini, tarihi kökenlerini ve nasıl uygulanabileceğini anlatıyor. kitapta epiktetos, seneca ve marcus aurelius gibi stoacıların düşünceleriyle birlikte, 21. yüzyılda stoacı bir yaşamın nasıl sürdürülebileceği tartışılıyor. ben bu kitabı stoacılığı anlamak için okudum. bazı noktalarının islam tasavvufuna benzediğini fark ettim. örneğin kanaat, tevekkül ve nefs terbiyesi gibi kavramlar her iki gelenekte de önemli yer tutuyor. ama stoacılığın insanı acıya hazırlama fikri, bence sınırlı bir çerçevede geçerli. kitaba göre, başımıza kötü bir şey gelmeden önce onu zihnimizde canlandırmalı, böylece olduğunda daha az sarsılmalıyız. ama bu düşünce, her acıya karşı işlemiyor. bugün dünyanın birçok yerinde masum insanlar katlediliyor. bir annenin çocuğu öldürüldüğünde, daha önce “nasıl olsa ölebilirdi” diye düşünmüş olması o acıyı hafifletir mi? stoacılık, ölüm acısı gibi derin yıkımlarda yetersiz kalıyor. mal kaybı, başarısızlık gibi durumlar için işe yarayabilir, ama adaletsiz ve ani ölümlerde insanın ruhu buna dayanamaz. stoacılık duyguları bastırmak değil yönetmek istese de bazı acılar yönetilemez, sadece yaşanır. bu yüzden stoacılığı mutlak bir çözüm olarak ele almak yerine belli sınırlar içinde faydalı bir yöntem olarak görüyorum. gerçek hayatta bazı acılar vardır ki felsefi hazırlık değil ilahi sabır gerektirir.
bilinmeyen adanın öyküsü, josé saramago
“körlük” ve “görmek” adlı romanlarıyla hafızalara kazınan nobel ödüllü jose saramago, bu kez çok daha kısa ama en az onlar kadar derin bir hikâyeyle karşımızda: bilinmeyen adanın öyküsü.
bir adam, kralın kapısına gidip bir gemi ister. amacı; haritalarda olmayan, henüz kimsenin gitmediği bir adayı bulmaktır. kral “bilinmeyen ada kalmadı artık” dese de adam şöyle der: “haritalarda olmayan adalar hâlâ vardır. onları ancak gitmek isteyenler bulabilir.”
bu masalsı metin aslında bir arayışın, cesaretin ve kendini tanıma yolculuğunun metaforu. gemi, insanın ruhudur. yolculuk, içe doğru atılan bir adımdır. saramago’nun sade ama çok katmanlı anlatımıyla bu kısa kitap, “yola çıkmak” ve “beklemek” arasındaki farkı sorgulatıyor. bir karakter kalır, diğeri gider. biri kapıyı açmaz, diğeri kapıdan geçer. tıpkı bizim gibi.
herkesin içinde bir bilinmeyen ada vardır. ama çoğu zaman yola çıkmaya cesaret edemeyiz. bu kitap, “içimizdeki bilinmeyene” çağrıdır.
Fay Boşluğu: Türk Yazınından Deprem Öyküleri
Kitaptaki öyküleri derleyen Kadir Yüksel kitabın başında yer alan Faya Alışmak bölümünde şöyle diyor: "O, büyük Gölcük depreminden sonra beni en çok irkilten söz 'depremle yaşamaya alışmalıyız' sözü oldu. Ne kadar alışkanlıklar canlısı bir toplumuz. Neye alışacağız? Depreme! Faya! Hadi, alışalım. Çürük binalar yapanları bir yana bırakalım, sarsıntılara alışalım. Depremle yaşamaya alışalım; her şeyi tevekkülle karşılayalım, sakın kılımızı bile kıpırdatmayalım. Çare düşünmeyelim, alışalım yeter ki. Acılı insanların üzerinden vurgunu vuranlar olabilir, biz alışmanın peşini bırakmayalım. Sayfalarca uzatabiliriz alışacağımız şeyleri. En önemlisi de ruhlarımızın depremlerine alışmak. Alışalım; depreme, temelin çürüğüne, hele hele insanın çürüğüne."
Kadir Yüksel'in Türk edebiyatının önemli yazarlarından derlediği bir eser Fay Boşluğu. Her uzman aynı şeyi söyler: Deprem ülkemizin gerçeği. Ama üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen bu gerçekle yaşamayı hâlâ öğrenebilmiş ve onu ciddiye almış değiliz. Ülkemizde her 10 yılda farklı bölgelerde büyük depremler yaşıyoruz. Bu depremlerde binlerce canımızı toprağa gömüyoruz ve Kadir Yüksel'in ön yazısında dediği gibi alışmaya zorlanıyoruz ama neye?
Depremler çoğu zaman binaları değil ruhları da yıkıyor. Deprem sonrası yaşanan çaresizlikler, çaresizliği fırsata çeviren düzenbazlar, yardıma gidip elinden bir şey gelmeyenleri anlatıyor işte buradaki öyküler. Uzak bir anı olarak kalsa da olayın ardından olanlardan bahsetse de yine de her depremzedenin yaşadığı acıları, zorlukları anlatıyor.
bu instagram ile tiktok'un algoritmasını bir türlü çözemedim. instagram'a attığımda biri 32bin diğeri 15bin alan gönderi tiktok'ta 520 görüntüleme alıyor tam tersine instagramda 500 görüntüleme alan gönderi tiktok'ta 20bine yakın görüntüleme alıyor.
trendebirkitap on February 5, 2026: "Kedisiyle gömülen Mevlevî şair: Fasîh Ahmed Dede. 17. yüzyılda yaşamış Fasîh Ahmed Dede, hayatının son
şuraya bir reels ekledim arkadaşlar, izleyip destek olursanız sevinirim. :)
🎬 Bugün size bir film tavsiyesiyle gelmek istedim! Netflix'te yeni yayımlanan film Hayalî (The Imaginary). 🎬
Yönetmenliğini Yoshiyuki Momose'nin, senaristliğini ise Yoshiaki Nishimura'nın yaptığı "Hayalî" animasyon filmi, fantastik bir dünyada geçen büyüleyici bir macera sunuyor. Film, hayal gücü ve dostluğun gücünü keşfeden genç bir kahramanın yolculuğunu anlatıyor. Baş karakter, kendi yarattığı hayali bir evrende, yeni arkadaşları ve karşılaştığı zorluklarla başa çıkmaya çalışırken, izleyicilere umut, cesaret ve dayanışma mesajları veriyor. Aynı zamanda gerçek dünyanın acı gerçekleri ile hayalî dünyanın farkını gösteriyor. Filmde dikkat çeken ögelerden birisi de ünlü sanatçıların hayalî kahramanlarına rastlamamız. ^^
"Hayalî" görsel açıdan etkileyici ve zengin detaylarla dolu. Renkli ve canlı animasyonları, yaratıcı dünya tasarımı ve dikkat çekici karakterleriyle göz dolduruyor. Film, hem çocuklar hem de yetişkinler için keyifli ve düşündürücü bir deneyim sunuyor.
Senaryo, karakter gelişimi ve duygusal derinliği ile öne çıkıyor. İzleyiciler, kahramanın içsel yolculuğuna tanık olurken, kendi hayal güçlerinin sınırlarını da keşfetme fırsatı buluyorlar. "Hayalî" ailecek izlenebilecek, ilham verici ve büyülü bir film olarak öne çıkıyor. Yer yer usta yönetmen ve senarist Hayao Miyazaki'ye de selam gönderiyor. 🌟🎬