Kitap Yorum -1
Claire Kilroy- Asker ile Denizci kitabından;
"Kediotu,karanfil, yavşanotu, burçak. Bu dünyada yumuşak ve nazik şeylerde vardır. Yumuşak, nazik ama dirençli. Sende öyle ol, Denizci."
"Sana siper olan bu ağaç güçlü sanıyorsun, Denizci, ama bir daha bak. En sakin havada bile en uç yaprak titriyordur. "
Sarıldım bu kitaba, okurken sık sık,okuduktan bir süre daha. Öyle güzel.
● Kadının yeni doğmuş bir bebeği var. (Denizci diye hitap ediyor) Karnında yırtıkları ve üstünden çıkaramadığı pijamaları.. Tuvalete koşarak gidişi, uykusuzluğu var,özlediği yalnızlığı var.. Herkesin başettiği bir şey ile bir ben mi başedemiyorum hissi var kadının, ara sıra salıverdiği ama içinde büyüyüp duran bir çığlığı. Iç çekişi var kadının, ondan önce annesinin, ondan öncede onun annesinin çektiği gibi..
● Adamın bürosu, takım elbisesi,kravatı, terfisi,bölünmeyen uykusu,çoraplarını çiftleyeni,yemeğini yapanı,çocuğuna bakanı,bir tatil günü,sürdürmekte zorluk çekmediği bir mesleği,görüşebildiği arkadaşları var. Bebekten önce neyi vardıysa, her şeyi bir tamam..
Anneliğin getirdiği yalnızlığı, yabancılaşmayı, kimlik kaybını; kadının görünmez emeğini ve ataerkil sistemin yüklediği roller yüzünden bedeninde sıkışıp kalışını anlatan nefis bir kitap bu.
"Söyleyin bakalım erkekler, içiniz ne zaman ortasından yarılmıştı? " diye isyan edişi bir diken gibi batıyor. Biraz feminizmden kimseye zarar gelmez. :)














