Kezban 2
http://mansurbeyvemahdumlari.tumblr.com/post/111886479283/kacinci-kez
yazısına cevaptır.
'Bildiğiniz gibi,toplumumuzda bir kadın problemi var.'
Bu yukarıdaki cümle, daha az ataerkil bir ifadeyle yazılabilirdi. Kabul ediyorum. Fakat gündelik dil içerisindeki anlamıyla kullanırsam kabul ediyorum. Çünkü sorun sadece erkeklerden kaynaklanmıyor.
Sare Davutoğlu'nun bir sözünü hatırlatmak istiyorum:'Ülkemizde feminist arkadaşlar ‘ya hep ya hiççi’
Bu cümlenin arkasını görebiliyor musun?
Sare Davutoğlu ve ekibinin burada feminist olarak geçen kişilere nasıl teklifler götürdüğünü tahmin edebiliyor musun?
-Kadınlar, erkeğe Allah'ın emanetidir diyerek insanları ikna edelim.
-Kadını dövmek günahtır diyerek insanları ikna edelim.
-Kadın narindir diyerek insanları ikna edelim.
-Kadın korunmaya muhtaçtır diyerek insanları ikna edelim.
...
Sence ortalama bir feminist bu ifadeleri kabul eder mi? Belli ki onlar da kabul etmemiş.
Ve suç, 'otorite' tarafından bu feministlere yükleniyor.
-O feministler bizimle işbirliği yapsa biz kadın cinayetlerini durdururuz fakat onların bakışı ideolojik, amaçları başka!
Sare Davutoğlu'nun bizlere emaneti bu cümle.
Sare Davutoğlu ve ekibi kadın cinayetlerinin önünde bir engeldir. Ve o ekibin tamamen erkeklerden oluştuğunu sanmıyorum.
Yukarıda işaret etmek istediğim nokta, kadına aşağı bakışın sadece erkeklerin sorunu olmadığıdır.
Tecavüz, cinayet gibi fiili suçlar failinin sorumluluğundadır, onları masumlaştırmaya çalışmıyorum. Toplum onları bu noktaya itti demiyorum. Dediğim, kadını ikinci sınıf olarak görüşün günümüzde sadece erkeklerin ürettiği bir bilinç olmadığı. Geçmişte kim başlatmış bilmiyorum. Benim tahminim önceki yazıda dediğim gibi 'otorite'den yana. Tekrar ediyorum o düşüncemi: Otorite daha kolay yönetebilmek için kadınları ikinci plana attı. Bunu yapmak için birden fazla motivasyonu vardı (kanımca). Bunları başka bir yazıda tartışırız.
Sanırım ben kadınları da bu suça ortak ederken, tecavüz, cinayet faillerini masumlaştırmaya çalıştığımı sandın. Bahsettiğim suçlar oraya kadar gitmiyordu.
Şöyle örnek vereyim:
Kadın, anne, oğluna der ki 'Oğlum bakire olmayan kızlardan uzak dur'. Oğul da en saf bildiği annesinin bu sözünden anlar ki bakire olmayanlar uzak durulması gerekli kadınlardır. Peki niye diye düşünür, eline gelen en basit cevaba tutunur: Çünkü onlar kötü/ahlaksız/zararlıdır. Bunlardan biridir. Sonuçta bakire olmayan kadınları bir kötülük imgesiyle görür.
Eğer bu oğul iyi bir insan ise bu düşüncesi zaten ileride değişebilir, veya annesine inancı kaybolabilir. Bunların hiç biri olmasa bile bakire olmayan kadınlardan uzak durur ve onlara herhangi bir hakerete varan davranışta bulunmaz.
Eğer bu oğul kötü bir insan ise nasılsa bu kadınlar kötü, başlarına gelecek her şeyi hakediyorlar('Yollu bunlar') ve türevleri düşünceleri benimseyerek arayışını ve hakaretini sürdürür. Nasılsa, bu kadınlar zaten haketmişti. Kendisi ise böyle olmayan bir kadın bulmalı idi.
Bu bir olasılık. Diğer bir olasılık şu:
Kadın, sevgilisine yolda gördüğü bir kadından bahseder: Kesin orospuydu, öyle kıyafetleri namuslu kadınlar giymez. Erkek zaten, kendi erkekler ortamında orospuluk hakkında yeterince doluyor. Şunu yapan orospu, bunu yapan orospu... Orospuları alıcan var ya .... Aslında bunlar da istiyo abicim, naz yapıyorlar... Bütün bu pislikler üzerine bir de kendi karısı veya sevgilisi de aynı tabirleri kullanınca, adam diyor ki evet bu tür kadınlar orospu, her şeyi hakediyorlar. Adamın kaçacak yeri yok ki, dışarı çıkıyor,eve giriyor, aynı anlayış.
Hep cinsel ilişki yönünden gittim, bir de haklar açısından ele alalım:
Kadın susmalı, erkeğine itaat etmeli, erkeğini mutlu etmeli, çocuklarına bakmalı, çocuk yapmalı...
Bu kriterlere uymayan kadınlar şu an aklıma gelmeyen sıfatlarla itham ediliyorlar. Bu ithamları yapan sadece erkekler mi? Hayır, kadınlar da bu ithamda bulunuyorlar. Kadın,anne kızına öğüt veriyor, aman kocanın sözünden çıkma; aldattıysa n'olur, erkek dediğin aldatır; erkek arada sırada vurur öyle... Ve daha komiği, muhafazakar kadınların sokaklarda 'ÇARŞAF ÖZGÜRLÜKTÜR' diye dolanmaları.
Erkeğin kölesi olmayı, erkeğin gözüyle değerlenmeyi bu kadar canhıraş savunanlar sadece erkekler değil. Eski zamanlardan oyuncu Bedia Muhavvit'in başından geçen bir olay buna ilginç bir örnektir:
Bedia Hanım, Adana'da bir yemeğe davet edilmiş. Evin hanımı, yemekten sonra kahve içilirken,
“Biliyor musunuz Bedia hanım, çok tiyatrocu olmak istedim ama rahmetli annem orospu olursun diye izin vermedi” demiş. Bedia Hanım da “E, sonra nasıl oldunuz?” diye sormuş.
Bu örnekte görüldüğü gibi, kadınların özgürlüğünün önündeki yegane engel erkekler değil.
Bu arada, “piç” kelimesi üzerindeki düşüncelerini geçen gün ben de aynen düşünmüştüm. Annesinin tek başına olması, 'erkeksiz' olmak toplum nezdinde bir hakaret kabul ediliyor.
“Olsa ona da koyarlardı! ” demişsin, katılmıyorum. Erkeklerin yüceleştirdikleri şeylere dikkat ettiğinde, kendilerinde olan şeyleri yüceleştirdiklerini, hakaret amacıyla kullanılan şeylere dikkat ettiğinde kendilerinde olmayan şeyleri kullandıklarını görürsün. 'A*', 'karı gibi car car konuşma','karı gibi kıvırtma','karı gibi saçın var' negatif örnekler. Pozitif örnekler ise, gücün, kavganın, kabalığın, kural tanımazlığın buna zıt olarak da iktidarın yüceleştirilmesi. Bu saydıklarımın hepsi 'erkeklik' imgesi etrafında dönmektedir. O yüzden, kendilerinde olan bir şeye saldırmazlar(kanımca).
“Kim, kadın kimliğine yeni bir isim bulmaya cüret edebiliyor?” demişsin. Mahkum, celladına CELLAD diyebilmelidir. Celladlar ayaklanıp, 'BİZE BİR İSİM TAKAMAZSINIZ! BİZ DE İNSANIZ!' diyemezler. Ağzıma sıçıldı. Direnmesem daha da sıçılacaktı. Doymadı, benliğimin tamamı yokolana kadar durmayacaktı! Game Of Thrones'daki Reek'e gönüşene kadar durmayacaktı. (Reek, asıl adı başka olan, kim olduğunu, nerden geldiğini unutana kadar işkence gören, hadım edilen bir karakter.)
Şimdi sen bana diyorsun ki, bu kadını seninle bir tutayım, ona ayrı bir isim vermeyeyim. Etrafındaki herkesin mutluluğunu isteyen kadınlarla bir tutayım. Ortama girdiğinde ortamı güzelleştiren, insanın yanında rahat hissettiği kadınlarla bir tutayım. Bu sana mantıklı geliyor mu?
“Tanımı yeniden yapılınca zihinlerde algı değişir mi?” demişsin, evet, değişir. AKP iktidarı bunun en yakın örneği. Öcalan için bebek katili diyerek büyüdük biz. Sonra bir anda baktık ki adam Önderlik olmuş. Yüce kurtarıcı olmuş.
"Sokmak, çıkarmak, koymak" ile KEZBAN kelimesi aynı kategoriye sokmuyorum. Yazımın başında da açıklamıştım. Bu benim tanımım. Diğerlerinin kullanımı beni çok bağlamıyor. İstersen Kezban değil de başka bir şey diyelim. Benim için farketmez.
“olumsuz anlamlı kelimeleri acımadan kaldırıp atmalıyız” demişsin. Bunun televizyonda kadın omzunun sansürlenmesinden ne farkı var? Onlar da birilerinin zihninin 'farklı çağrışımlarla' yoldan çıkmamasını istiyor, sen de. Sırf çağrışımı kötü 'olabilir' diye, bir kelimeyi 'acımadan kaldırıp atma[k]' hangi dönemde akli karşılanıyor? 'atmalıyız' demişsin, kim atıcak? Feministler tek tek kahveleri, forumları dolaşıp Kezban diyenlere ceza mı yazacaklar? Bu mu olgun insan prototipin?
“Burada güldüm acı acı” demişsin. Sanırım ifademi şöyle anladın:”Hacı duydun mu bazı garılar çok istiyomuş, gidip onları zükek mi?”
Hayır öyle bir şey değil. Her insanın biyolojisi aynı değil. Her erkeğin cinsel ilişkiyi aynı derece istemesi ne kadar yanlış bir ifadeyse, her kadının da aynı derece istemesi de olası değildir. Dediğin gibi, hayatı boyunca yaşadığı deneyimler de etkili olabilir. Kaldı ki kadınlarda nemfomanyak denilen kişiler var. Bunların bilimsel analizi okumadım, fakat bu kadar göz önündeyse demek ki bir gerçeklik payı var. Yalanlayan bir makale biliyorsan, paylaşmanı isterim. Fakat her kadının ilişkiye aynı istekle yaklaşmadığına inancım tam.
“Hangi hayvan türünün erkeği daha istekliyken dişisi isteksiz?” demişsin. Bahsettiğim ayrım kadın-erkek ayrımı değil. Bazı insanlar bazı şeylere daha büyük arzu beslerken, bazıları o kadar büyük arzu beslemezler. Buna itirazın yoktur sanıyorum. Fizyolojik tabiri dediğin gibi yanlış oldu. Fakat sonuç olarak dediğimin arkasındayım.
“İnsan hayvanı nasıl bir mahluk ki kadını arzulardan uzak, adeta uhrevi bir dünyada; erkeği ise arzularla beslenen sefil bir dünyada yaşayacak? ” Bunu bana dememişsin, zira ben bununla ilgili bir ifade kullanmadım.
“ Az isteme çok isteme, kime göre neye göre? ” Bunu seninle tartışmak istemiyorum. Bunun için gerekli verilere, porno film izleyerek bile sahip olabilirsin. Kaldı ki tek dayanağım o filmler değil.
“Bu kadar kolay mı tanımlamalar yapmak” Tanımlamalarla derdin ne?
'Güzel kız-ortalama kız' olayını daha açık izah edeyim:
Bizim işyerinden bir arkadaş anlatmıştı (Yeditepede okumuş, bi ara Levent'te yaşamışlar ailecek, ortamları hakkında fikrin olsun diye söyledim.) Güzel kızların ilk cinsel ilişkilerinin genelde tecavüzle olduğunu söylemişti. Çünkü bir tane ayı erkek, illa benim olacaksın diyor. Şimdi bu güzel kızımızın cinsel hayatı ile nerdeyse hiç ilgi çekmeyen bir kızın cinsel hayatı aynı doğrultuda mı olacak? Birisi sürekli arzulanıyor, diğeri arzulanmıyor. Bu iki varlığın yaşamı birbirine benzeyebilir mi?
Olayın sadece uzuvlarla alakalı olmadığını umarım biliyorsundur. Bu konuda ayrıca bir şey söylemeyeceğim.
“Bireylerin iktidarı ne olacak? ”. Balık baştan kokar demişler. İnsan görerek öğrenir. Doğuştan bilerek gelmez(Ahanda felsefe). Güç neredeyse insanlar(ın çoğu) oraya yaklaşır. Bu yüzden bugün Tayyip ne derse ertesi gün onu onaylayan hareketler oluşuyor. ('Ucube' heykel olayı örneğin.) Bireysel iktidarlar yabana atılamaz. Fakat işin kaynağı dururken görüntülerle uğraşmak yıpratıcı ve sonuç alamayacağın işlerdir.
“'Frijit kezbanlar'” Kezbanların frijit olduğunu iddia etmedim. Kezbanlık tanımım cinsellik ötesidir.
Yani bir kadın bir erkekle sırf evlenebilmek için yatıyorsa(çok zevk de alıyor olabilir) o kadın da Kezbandır.
"Peki, 'Kadın' demek, kadının vücut bütünlüğüne saygı duymak ne zaman normalleşecek?" Benim anlattığım Kezban tanımı, kadınlığı dışlayan değil, sınıflandıran bir tanım. Sınıflandırmalar ile sorunun var ise anlatırsan sevinirim.
"Korkarım, korkuyorum ..." Laf sokmayaydın, eyiydi.
Turgut Çınar













