yarınlar da tıpkı bugünler gibi dün olacak
bir sis bulutu gelmişcesine hafızamızda siyah beyazmış gibi kalacak
ama birlikte geçirilen anlar hep mutlu hatırlanacak..
her düne siyah beyaz ama mutlu bir kare ekleme ümidi hep yeşerecek 🌿

seen from Paraguay
seen from Spain

seen from United States

seen from T1
seen from United States
seen from Germany

seen from France
seen from United States
seen from Pakistan
seen from Ireland

seen from United States
seen from South Korea

seen from Ireland

seen from Australia

seen from United States
seen from Indonesia

seen from Türkiye
seen from Singapore
seen from Türkiye
seen from China
yarınlar da tıpkı bugünler gibi dün olacak
bir sis bulutu gelmişcesine hafızamızda siyah beyazmış gibi kalacak
ama birlikte geçirilen anlar hep mutlu hatırlanacak..
her düne siyah beyaz ama mutlu bir kare ekleme ümidi hep yeşerecek 🌿
üzülmeyin bayım;
çoğu zaman yalnız gibi görünüyorsanız bu zamanda,
doğru kalabilme mücadeleniz sürüyor demektir.
unutmayın bayım;
başkalarıyla olan mesafeniz değil
kendinizle olan mesafeniz mühim.
bu zamanda doğru ve kalabalık kalmak
birbiriyle neredeyse yanyana gelemeyecek iki gerçeklik.
bu yüzden nasıl göründüğünüze takılmayın bayım;
doğru kalabilmek uzun ve meşakkatli bir yoldur, kolay olan doğru olmadı bu dünyada hiçbir zaman
ve doğru olan hiçbir zaman kolayca kabul görmedi.
bu sebepten kendinizi sevin bayım!
en çok kendinizi sevin!
ve en az mesafeyi kendinize koyun!
yine nereden baksan
Roskolnikovdan Selime doğru süren,süregelen yalnızlık.
Bitmez tükenmez değişmez yalnızlık,uyumsuzluk.
Nereden baksan tutunamayanlık.
Nereden baksan vakit doldurmak.
Nereden baksan umutsuzluk.
bugün
bugün yine tutunamayansın,
bugün yine anlaşılmayan,
belki de bugün yine anlamayan.
bugün yine yüzüne vuran:
bir kişi bile seni anlamadan,
göçüp gideceksin bu dünyadan.
kabullen artık bekleme.
inme derine,
kal yüzeyde.
boğulacaksın.
#Tutunamayan kahramanlar, kitaplar ve yazarları: 1. (Selim Işık, Turgut Özben)Tutunamayanlar/Oğuz Atay 2. (Akaki Akakiyeviç) Palto/ Nikolay V. Gogol 3. (Yeraltı adamı) Yeraltından Notlar/ Fyodor Dostoyevski 4. (Hanta) Gürültülü Yanlızlık/Bohumil Hrabal 5. (Ömer, Macide, Bedri) İçimizdeki Şeytan/ Sabahattin Ali 6. (Gregor Samsa) Dönüşüm/Franz Kafka 7. (Josef K.) Dava/Franz Kafka 9. (Zeze) Şeker Portakalı/Jose Mauro de Vasconcelos 10. (Dr B.) Satranç/Stefan Zweig 11. (Raif Bey, Maria Puder) Kürk Mantolu Madonna/Sabahattin Ali 12. (Santiago Nasar) Kırmızı Pazartesi/Gabriel G. Marquez 13. (Holden Caulfield) Çavdar Tarlasında Çocuklar/J.D. Salinger 14. (Hikmet Benol) Tehlikeli Oyunlar/Oğuz Atay 15. (Hayrı İrdal) Saatleri Ayarlama Enstitüsü/Ahmet Hamdi Tanpınar 16. (İffet) Damga/Reşat Nuri Güntekin 17. (Mathea) Hızlandıkça Yavaşlıyorum/Kjersti Skomsvold 18. (Mürşit Efendi) Acımak/Reşat Nuri Güntekin 19. (Gordon Comstock) Aspidistra/George Orwell "Ben buradayım sevgili okuyucu, sen neredesin?" O.Atay https://www.instagram.com/p/CAMzZm3DFTZ/?igshid=7kbm9k62inou
2. Gün sabah saat 05:12
Sen gittiğinden beri dünya kendi etrafında iki kez döndü ve ikinci kez sabah ezanını dinleyeceğim, yaklaşık bir saat sonra okunacak bu şehrin imamları güzel okur sabah ezanını, bunu nefes alış verişini dinlerken farketmiştim.
Şimdi bütün ezanlar beni sana çağırıyor.
Başarılı olman için iki şey yapman gerekir... Birincisi, "SEN" olmayan "seni" bırak. İkincisi, MUTLAK olana tutun. Başarısızlığın nedeni MUTLAK olanı bırakman ve "SEN" olmayan "sen" e tutunmandır.
Büyük Üstad Paramahamsa Yogaçarya
Buçuk
Daldığım yerden alıveriyorum gözlerimi, adam sorusunu yineliyor, biraz çatık. Cevaplayıp yine dalıyorum içime -elimde değil- Bu defa o kadar dalıyorum ki utanıyorum da kendime olan düşkünlüğümden. Adamın gözlerine bakıyorum: iri ve sıcak. İçimden: neden buradayım, diyorum. Ne anlamımız var ? Susup dinliyorum. İçimden biri diyo: Bu hayat böyle geçer, geçmeli. Ee, zamanı uykusunda yakalayıp, mutlu öldürmek mi niyetim - sadece- Diğeri cevaplıyor: O adamlar gibi değil bu esmer adam. Onun benim için -sonradan- bir nen sevdiği yok. Aynı nenleri seviyoruz, öyle, olduğumuz gibi. Yine de içim elvermiyor kendi varoluşumun yanına başkasını, emaneten de olsa, koyuvermeyi. Acaba diyorum ne zaman tüketeceğim? Çünkü biliyorum, tükenecek. Yoruldum... diyo içimden biri. Sus diyo hemen öbürü, az kaldı. Ben birden neye az kaldı diye sorunca kaçıveriyolar. Düşüncelerim bile kalamıyor benimle. Ya da ben yapamıyorum öyle "başka" nenlerle. Savrulduğu yerden tutup getiriyorum zihnimi yerine. Anlıyorum ki bir tur atmak da işe yaramamış, hala her şey flu. Esmeri bir an susturup gözlerimi dikiyorum, onunkilere. Esmer kaldırıp kafasını bakıyor bana, nereye kadar?diyor göz bebekleri. Ben de bakıyorum: -bilmiyorum. Anlamış gibi bakıyor. Korkuyorum böylece anlayıvermesinden. İçimdeki misafirim orda, paspas altına ittirdiğim tozları görmüş gibi utanıyorum. Sanki daha fazla kalsa tüm gizimi bulup çıkaracak. Korkuyorum ben de. Hadi, geç olmadan git, diyiveriyorum. Adam bakışlarıyla soruyor, nereye geç kalıyorum? Suratına kapıyı kapatırken :Buçuğa beş var, çıkıyo ağzımdan. Böylece buçuğa beş kalada durduruyorum zamanı. Tam'amlanmak istemiyorum. İçimdeki sesler bir ağızdan " buçuk iyidir." diyor. Hoşgeldiniz dercesine:
buçuk iyidir, diyorum.