Uydudan Avrupa üzerinde çekim...
seen from United States

seen from Italy
seen from United States

seen from Italy
seen from United States
seen from China

seen from Sweden

seen from Sweden
seen from China
seen from United States

seen from United States

seen from Uzbekistan

seen from Sweden

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Japan
seen from United States
Uydudan Avrupa üzerinde çekim...
Jüpiter ve volkanik uydusu İo
İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, guvenmemeyi, sevmemeyi ve kronik şüpheci olmayı ögrenir. Bu gerçekleştiğinde ne yazık ki artık çok geçtir. Insanların "tecrube" dediği şey budur. Kalbiyle bağlantısını kesmiş bir insana "tecrubeli" denir.
Sigmund Freud ⌛
Uçsuz bucaksız uzay boşluğunda herkesin istediği bir sistem varmış. Bu sistem hem sahip olduğu 8 gezegenden hem de o gezegenlerin sahip olduğu 166 uyduyu görenleri kıskandıracak kadar güzelmiş. Ama kiskandiklari tek şey gezegenler değilmiş. Sistemin yıldızı olan Güneş adlı yıldız varmış. Parlakmış, çok parlak. Parlaklığı milyarlarca ışık yılı uzaklıktan fark ediliyormuş. Güneş kusursuzdu. Plüton diye hır gezegeni vardı. Diğer gezegenlerin yaptığı gibi hem kendi etrafında hem de Güneş'in etrafında dönüyordu. İçerisinde bir sürü canlı bulunduruyordu. Uydusu ise Dünya idi. Bir gün Dünya dayanamaz ve Plüton'a bir itirafta bulunur. "Ben Güneş'e aşığım" der. Plüton bir an için dönmeyi bırakır. Kalbine inanılmaz bir sancı girer. Ne olduğuna ilk başta kendisi de anlam veremez. Ciddiyetini toplar ve Dünya'ya Güneş'e olan sevdasından vaz geçmesini söyler. Dünya ise ortada kalakalmıştır. Tartışmanın başlamasını istemediği için "Tamam" der Plüton'a. Mutsuzdu Dünya. Artık gülümsemiyordu. Görevini zar zor yerine getiriyor. Gezegenin etrafı da zar zor dönüyordu. Plüton onunla konuşmaya çalışırsa kaçıyordu. Güneş'e bir şey söylemiş olma ihtimalinden dolayı Güneş'ten de uzak duruyordu. Sistemdeki her yıldız, her gezegen ve hatta Güneş bile Dünya'ya ne olduğunu, sormuş. Hepsine"Bir şey yok" deyip geçiştirmiş Dünya. Bir zaman sonra Plüton' un etrafında dolanmaya bırakmış. Sadece Güneş'in onu göremeyeceği için Plüton'un arka kısmında duruyor o gezegendeki insanların hep geceyi yaşamasına sebep oluyordu. Plüton artık dayanamamış dönmüş yüzünü Dünya'ya. Ne olduğunu sormuş. Dünya ise her zaman yaptığı gibi "bir şey yok" deyip geçiştirmiş. Ama bu sefer kolay kurtulamazmış. Plüton konuyu açmak istemese bile artık düzelmesi için şöyle söylemiş "Güneş yüzünden değil mi?" Dünya basını sallamış. Plüton derin bir iç çekmiş. "Git" deyivermiş Dünya'ya. Dünya ise yüzüne bakmış Plüton'un ciddi olup olmadığını anlamak için. Ciddiydi. "Ama" diye fısıldadı Dünya. Plüton ise lafını kesti. "Ama yok. Sen oraya gideceksin ve arkana bile bakmayacaksın. Anladın mı?" Dünya basını salladı. Belki de son kez sardı Plüton'a. Vaz geçsin diye "Ama insanlara ne olacak?" benzeri bir şey çıktı dudaklarından. Plüton gülümsedi. "İnsanlar asırlardır neslini sürdürüyor. Sence de yok olma zamanları gelmedi mi?" Dünya cevap veremedi. Cevabı ne olursa olsun Plüton'a haksızlık olacaktı. Plüton son bir kez baktı gözlerine Dünya'nın. Belki de gitme demesini bekledi. Ama Dünya demiyordu. Yolun sonuna gelmişti Plüton. Hissediyordu." Git" dedi Dünya'ya son kez. Dünya basını salladı ve koşar adım Güneş'in yanına ilerledi. Plüton onun arkasından baktı. Belki döner dedi. Ama o dönmedi. Sin bir kez "Seni seviyorum" diye fısıldadı. Duyamayacağını biliyordu. Ama içinde bir umut vardı. Bekledi ama gelmedi Dünya. Kim bilebilirdi ki Plüton'un Dünya' yı sevdiğini. Koşar adım uzaklaştı Plüton sistemden. Belkide herşeyden. Dinlenmek istiyordu. Uyumak ve bir daha uyanmamak istiyordu. Ama uyanacaktı. Er ya da geç gözlerini açacaktı. Gözlerini yumdu. Ve derin bir uykuya daldı.
Dünya Güneş'in yanına koşuyordu. Anı gelen bir cesaretle "Güneş" diye bağırdı. Güneş arkasını döndü. Şaşırmıştı Dünya'yı görünce. Parlaklığı daha da çok arttı. Galaksilerin kıskandığı Güneş'in sırf bir uydu uğruna parladığını kimse tahmin edemezdi. Dünya durdu yanına gelince Güneş'in. Güneş gözlerini ondan almıyordu. Dünya da ondan. Cesareti daha dönmemiş olan Dünya son damlalarını kullanıp "Seni seviyorum" dedi Güneş'e. Güneş şaşırdı. Bellimi böyle bir şey beklemiyordu Dünya'dan. Güneş'e fısıldadı Dünya'ya. "Ben de seni seviyorum"
Asırlar geçti. Dünya hır gezegen oldu. Güneş ona Ay'ı verdi. Çok mutluydular. Plüton uyandı. Ve kabullendi gerçekleri. Artık Güneş Sistemi'nde bir gezegen değildi. İçinde yaşayan trilyonlarca canlının ölümünden sorumluydu. Dünya ne halde bilmiyordu. Hala aşıktı ona. Ara sıra sisteme girip bakıyordu nasıl diye. Gördü ki bir gezegen olmuş. Bir de uydusu var Ay isimli. Uranüs'ten öğrenmiş ismini. Dünya için diyebileceği son şey ise "Umarım mutlu olursun" olmuş. Ve arkasını dönüp gitmiş. Nereye gittiğini bilmiyordu. Açıkçası umurunda da değildi. Asırlar geçmesine rağmen acısı çok tazeydi. Belki Dünya onu unutmuştur bile. Plüton'un artık yapabileceği tek şey uzaktan onların mutluluğunu izlemek olmuş.
-zgd
Humanity amazes me. They spend millions of dollars to destroy our world, but they're looking for a new life on Mars.
Regrann from @hezeyan__ - #planet #dönence #uydu #moon #humanity #dimension #fantastic #abstract #dreamy #meditation #energy #mindful #mind #surreal #anotherworld #tantra #fantasticworld #imagine #universe #astral #lucid #luciddreaming #soul #soulpower #mystical #spiritual #astraltravel #magic #space #paralleluniverse
Çin'in 2011'de uzaya gönderdiği 8,5 ton ağırlığındaki uzay istasyonu Tiangong-1, Pekin yönetiminin kontrolü kaybetmesinin ardından düşüşe geçti. Uzmanlar yaklaşık 100 kiloluk moloz yığınının Dünya'da tam olarak hangi noktaya düşeceğinin henüz belli olmadığını söylüyor. Tiangong-1, diğer adıyla "Gök Saray-1", kontrolden çıkmış bir şekilde Dünya'ya doğru ilerliyor. İstasyonun birkaç ay içinde "Dünya'ya düşmesi" bekleniyor.
http://www.uzaybilim.net/2017/10/cinin-uzay-istasyonu-tiangong-1-birkac.html
Tamir işi bitti.. bugün ki #uydu #çanak kareler hayırlı olsun (Ankara, Turkey)