Belki bir gün gelirsin diye saçlarımı uzatıyordum. Ama anladım, gelmeyeceksin. Ben de saçlarımı keseceğim ve sensiz yepyeni bir hayata başlayacağım..

seen from United States
seen from United States
seen from Argentina
seen from China

seen from China

seen from Poland
seen from Malaysia
seen from Netherlands
seen from Argentina
seen from China
seen from Puerto Rico
seen from United States

seen from United States
seen from China
seen from Poland
Belki bir gün gelirsin diye saçlarımı uzatıyordum. Ama anladım, gelmeyeceksin. Ben de saçlarımı keseceğim ve sensiz yepyeni bir hayata başlayacağım..
Bambaşka bir durum ya🩵
“Bir İtirafım Var…”
Herkese itiraf etmem gereken bir durum var. Bu söyleyeceklerimi; gökyüzündeki kuşlara, yıldızlara, güneşe, aya, hatta tüm evrene haykırarak anlatmak istiyorum… :)
Umutlarım yeşermeye başladı.
Bugün, bir hayalim daha gerçek oldu.
Birkaç gündür çok yoğun bir şekilde çalıştık.
“Neyi nasıl yaparız, neyi nereye koyarız?” diye kafamızda binlerce, milyonlarca tilki döndü durdu.
Belki size bu anlattıklarım çok basit gelebilir ama benim için… benim için öyle bir şey ki, sanki koca bir şehri bana verdiler de, ben yöneteceğim!
Başıboşluğa karışan, üstümde baskı kurmaya çalışan her şeyden sıyrıldım.
Nefes alabildiğim, huzur bulduğum, düzenli bir hayata kavuşabildiğim bir şey bu…
Ve bunu yazarken bile o kadar mutluyum ki!
İki yıldır bu evden çıkmam gerekiyordu ama bir türlü başaramadım.
Elbette evde yan gelip yatmadım, ama sağlık sorunlarımdan dolayı hep çalışıp çıkmak zorunda kaldım.
Her gece, bugünün hayaliyle yaşadım.
Diyorum ya, belki çok basit görünüyor dışarıdan…
Ama benim için en kıymetli hazineden bile daha nadide bir şey bu.
Ve bu süreçte sevdiğim adam…
Bana öyle bir destek oldu ki…
Beni öyle bir kaldırdı, öyle bir sarstı ki… kendime getirdi.
Getirmeye de devam ediyor.
Evet, ilişkimiz çoğu zaman bitme noktasına geldi.
Çünkü onun dediğine göre ben, seven bir kadın gibi değil; inciten bir kadın gibi davranıyordum.
Haklıydı.
Ben ne kadar açıklama yaparsam yapayım, o tatmin olmuyordu.
Açıkçası, ben olsam ben de olmazdım.
Davranışsal problemlerim vardı… ve başka birkaç şey daha.
Ama bitti.
Geçti.
Biz şimdi, en başta tanıdığım o adamla yeniden bir yola çıktık.
Şükürler olsun…
İlk adımda yeniden işe girdim.
Çalıştım, durdum…
Biriktirdiğim parayı da, gözümü kırpmadan sevdiğim adama verdim.
Çünkü emindim:
O, benden daha çok bana sahip çıkardı.
Ve çıktı da…
Her düşeceğimde elimden tuttu.
Kaldırdı beni.
İncir çekirdeğini doldurmayacak kadar az bir para biriktirmiştim…
Ama o parayla koca bir dağ yerinden oynadı.
Çalışmaya devam ederken, kullandığım yoğun ilaçlar nedeniyle karaciğer değerlerim yükseldi.
Sevdiğim adamı göreceğim gün, hastaneye gitmek zorunda kaldım.
O da geldi.
Yanımdaydı.
Ama kötüleşince, daha fazla kalamadı ve geri döndü.
Ben ise tekrar fenalaştım.
Bu sefer yalnızdım…
İçimde onun sevgisi hariç.
Doktorlar yatış verdi.
Eksiktim.
Ama bir anda…
Çıka geldi.
Yanımda kaldı.
Benimle birlikte o hastane odasında uyudu.
Düşünsenize…
Hastasınız ve sevgiliniz yanınızda.
Aynı odada, yan yana uyuyorsunuz.
Rabbim kimseyi hasta etmesin ama…
Bu çok farklı bir deneyim.
Ve ben bunu yaşadım… :)
İyileşip hastaneden çıktık.
O, tekrar döndü şehrine.
Ayrılırken çok zorlandım.
Bu sırada işe başlayacaktım ama tam da o dönemde…
Elimize bir ev geçti.
Hayalini kurduğum kriterlere uyan, sıcacık bir evdi.
Yine en büyük destekçim, o bulmuştu.
Çok sevinmiştim.
Ama içimi bir korku sardı:
“Nasıl yapacağım?”
Endişe, kaygı, korku…
Hepsi midemde toplanmış, beni yumrukluyordu.
Üzülmeye devam ederken, biricik sevgilim dedi ki:
“Ben yanındayım. Halledeceğiz.”
Kimi insanlar için basit, klişe bir cümle olabilir bu.
Ama benim için öyle değil.
O kelimeyi sadece duymuyordum, hissediyordum.
Ve ona güvenim tamdı.
Biz bir yola baş koymuştuk.
Rotamız belliydi.
Kaptan ise sevgilimdi.
Önce emlakçı, sonra ev görme derken…
Boyacısı, temizlikçisi, nakliyecisi derken…
Bir baktım…
Artık bir evimiz olmuştu.
Dış etkenler konuşmaya çoktan başlamıştı bile.
Kimisi, gitmemi istemediği için türlü bahanelere sığınırken…
Kimisi de evi beğenmediğini, eski evimden farkı olmadığını söylüyordu.
Ama hiç aldırış etmedik.
Her yorulduğumda ona yaslandım.
Hem maddi hem manevi…
Ve sadece o da değil; ailesi yani ailem de yanımdaydı.
Bu kadar sevildiğimi, bu kadar değer gördüğümü…
Hem de hepsi tarafından…
Gerçekten bilmiyordum.
Ben artık kendimden, aşkımdan, evimizden emindim.
Ve şimdi…
Yarın bulunduğum huzursuzluktan çıkıp, huzura geçeceğim.
O evde geçireceğim ilk günde, sevdiğim ve sevdiklerim yanımda olacak.
Bir insan daha nasıl mutlu olabilir ki?
Unutmayın:
Bir kadın, kümesi bile cennete çevirebilir.
Yeter ki içinde o niyet, o inanç olsun.
Balkonlarımıza çiçekler alacağız. Herkesin her şeyin huzurunda söylüyorum sevgilim ! Bu kaprisli, burnunun dikinine giden, inatçı kadını sevdiğin için ve her şeye rağmen desteklerini esirgemediğin için sana sonsuz teşekkür ederim.. İyi ki sen seni çok seviyorum beni tamamlayanım..
Ve hayat, tam da olması gerektiği gibi olacak.
Seviyorsun ve seviliyorsun… Lâkin artık, soğumuş bedenini ısıtacak sevgi kalmamışsa; o sevgi başkasını ısıtıyorsa ve tek kelime edecek nefesin kalmamışsa, aslında sarf edeceğin kelimeleri söylemesen de anlasın, hissetsin istemişsen… Artık çok geçtir.
Sevdiğini kırmamak için sarfetmediğin o sözler, seni paramparça ediyorsa, pişmanlık duymaz mısın? En mutlu anında kırılırsan, o an mutsuz olmaz mı, üzüntüyle dolmaz mı?
Sen son nefesinde onu düşünürken, ya o artık senden vazgeçtiyse ve nefesin kalmamışsa… İşte bu yüzden bu sözleri sarf ediyorum. Çünkü iki aşık insandan biri ölür ve diğeri hayatına devam etmek zorundadır. Peki, sizce bu veda kim için daha zordur?
Nefesi yetiyorken o cümleyi noktalarsın ve yeni bir cümle başlarsın: “Her son bir başlangıçtır.” Ama karşındaki cümle kuracak nefese sahip değildir; şunu dile getirir: “O bana başkasını sevme demedi.”
Bu sözler insanı parçalar. Tam bir hayal kırıklığı… Güvendiğin insanın bu denli güvensiz oluşu, kaskatı olmuş bedenini dağıtmaya yeter de artar.
Bazen insanı öldürmeye, tek bir söz, tek bir kelime yeter.
gecenin köründe uyanıverdiğiniz bir an olur hep.
frederic gros - yürümenin felsefesi
Güç zehirlenmesi yaşıyorum (üni kazandım)
melisa aslı pamuk yeni hayat (7)