seen from Indonesia
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States

seen from Russia
seen from Moldova
seen from China

seen from Germany

seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from China
seen from Russia
ışık ışık
Yazd 🪴
ZERDÜŞTLÜK veya SESSİZLİK KULELERİNİ duydunuz mu? . Zerdüştlük İran’da doğmuş, dünyadaki ilk tek tanrılı din. . Kadın-erkek eşitliği, doğaya gösterdikleri saygı gibi özellikleri ile insanı etkileyen, pek çok inanışa rehberlik etmiş bir din. . İran’da şu an az sayıda Zerdüşt yaşıyor, asıl büyük Zerdüşt toplulukları Hindistan’da. . Sanılanın aksine Zerdüştler ateşe tapmıyor. Su, ateş, hava ve toprak elementleri onlar için kutsal. Ateşe, güneşe, ışığa dönerek ibadet ettikleri için böyle bir önyargı oluşmuş. . Fotoğraflarda gördüğünüz yer Zerdüştler’in ölülerini bıraktıkları sessizlik kulelerinden biri. Ölüleri bu kulenin tepesinde yer alan ve sadece görevlilerin girme yetkisi olan bir alana hayvanların yemesi için bırakıyorlar. Böylece cenaze doğaya geri dönmüş oluyor 🙏 . Şu an bu kuleler aktif olarak kullanılmıyor, müze statüsünde ve giriş ücreti 100bin Tümen ~ 4 usd. . Benim gittiğim yerde iki kule vardı. Yezd şehir merkezine 15 km mesafede, taksi ile gidebilirsiniz. . #çokgezeniran #iran #yezd #yazd #towerofsilence #sessizlikkuleleri #travelblogger (Yazd City _ پاتوق یزدیـــــــــــــــــــا) https://www.instagram.com/p/Ccm-W5fOLuz/?igshid=NGJjMDIxMWI=
A scene from Yazd (formerly also known as Yezd) capital of Yazd Province, Iran.
Sinvat-5
Suyumu yine gözlerimi güneşe dikerek içtim. İki yudum içince farkettim Ravan’ı. -Gelme benimle dedim. Birşey demeden öylece gözlerime baktı. Hazırlıklıydı bu cevaba. Ama bir cevap hazırlamamıştı. Kutsal ateşin sönüşünü izlerkenki çaresizliğimi hissettim. Ateşi tekrar yakıp bu masumu uzaklaştırabilirdim ama suya teslim ettim sessizce. Bırak sönsün bırak gelsin.
Ardımızda sesi kısılmış sokaklar bırakıyorduk yürüdükçe. İsfahan’ın güneyine gittikçe ıssızlaşan sokaklar. Çoğalan dilenciler.
Her dilencide duraksayıp deri valizinden çıkardığı eşyaları veriyordu, istemek fiilinin en arsız, en çaresiz mecrasına belli ki hayli yabancıydı. Sonunda bir dükkanda içi boşalmış valizini keten bir torba ile takas etti, içini şişe şişe suyla doldurdu. Gözlerini güneşe değdirmeden içiyordu suyunu.
Her dinlenişimizde nereye, ne için gittiğimi anlatmak istiyor fakat ağzımı açamıyordum. Bastığımız taşlardan başka konuşan yoktu aramızda. … Kalbin bam teli koparsa hangi ezgide yumuşar için? Kalb-i kül için gittim bir meczubun adımlarıyla çizdiği yoldan. Kaburgamı eritip yeniden balçık olmak için. Sayeh ve Rasheed’in çığlıklarıyla buğulanıyordu baktığım her yer. Her adımda, artık diyeti kalmamış bir kan davasının cezasını kendisi veren aşiretler gibi kesiyordum cezamı.
Yezd yazıyordu sarı tabelaların üzerinde. Avlusunda ateş çemberi olan evlere yürüyordum. - tuğba uğuş