“Evi terk etmek zorunda kalan, evi terk etmiş sayılmaz”

seen from United States
seen from Japan
seen from China
seen from Japan

seen from Germany
seen from Mexico

seen from United States

seen from United States
seen from South Korea
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
seen from Thailand
seen from United States
seen from United States
“Evi terk etmek zorunda kalan, evi terk etmiş sayılmaz”
Artık ruhumun ezgisi enkaz altında.
Anası babası adam edememiş ben mi adam edicem bu yaştan sora ya cocuk büyütmek istesem doğururum bak dalganaaa
Göze al kazan yada kaybet
Bazı şeyler vardır göze almak zorundayızdır çünkü almazsak yaşanmaz ki bu hayat. Örneğin birinin bizi sevip sevmediğini onunla konuşarak anlarız, birine güvenilip güvenilmeyeceğini ona güvenip öğreniriz. Her zaman işe yarar mı? Hayır, yaramaz ama olsun yaşadık ve göze aldık her şeyi sonuçta içimizde duramazdı. Bir arkadaşım var soruyor ama nasıl güveniyim ki ben ona uzakta oturuyor ya aldatırsa diyor. Söyleyecek fazla sözüm yok tek cümleyle açıklayabilirim. Güvenirsen ve o seni aldatırsa kendine yakıştırdığı şerefidir ama güvenirsen ve aldatmazsa sizin mutluluğunuz. Bu hayatta kimse kimsede kalıcı değildir. Nice arkadaşlıklar gördüm hiç bitmeyecek sanılan şimdi tekrar dönüp baktığımda hangisinden eser kalmış ki acaba hiçbirinden. Ne sevgiler gördüm baksan uğruna can feda edilen yada edilebilecek olan ama onların bile bir noktası var her şey herkes bir yere kadardır. Kendine hiç sordun mu peki ya ben insanlara güvenemiyorum ama insanlar neden bana güvensin ki onlar neden beni sevsin? Benim onlardan farkım ne? Onlar üzüyor da ben üzmüyorum sanki dedin mi hiç kendine. Bazı olaylar vardır kendini sorgulamaktan başka çaren yoktur. Çünkü kime sorarsan sor o soruların cevapları bir tek sende vardır. Kendimden bahsetmem gerekirse ben bırak insanlara sonsuz güvenmeyi kendime bile güvenmiyorum insanız hepimiz doğrudan yanlışa kayarız, kayabiliriz. Bu kendime olan güven problemi özgüven olan değil, bu bahsettiğim ben onu ölene kadar severim diyemem mesela, sonsuza kadar yanında dururum diyemem neden biliyor musunuz? Çünkü yapmadım daha önce dediğim şeyleri yapmadım. Hep yanında kalıcam dediğim insanların yanında değilim aslında bu onların kararı onlar benimle değil ama benimde payım var bunlarda. Bazı şeylerin cevabı bizde olduğu gibi bazılarının cevaplarıda bizde değildir. Bunlarıda arayarak bulmak zorundayız. İşte bu yüzden dediğim gibi bazı şeyleri göze alarak karşılarına çıkıp konuşmak zorundayız. Git sor ona de ki; bana bir baksana sen beni seviyor musun sevmiyor musun beni arada bırakma bir cevap ver yada kızım benimle derdin ne senin bizim arkadaşlığımız böyle iki günde silinip atılacak şey mi kendine gel demeyi bilmeli ve buna cesaretimiz olmalı, olmak zorunda...
Derdin tasan vardır ve sen kafa dağıtmak için bir işle uğraşırsın ve o işi de yanlış yaparsın (bok edersin) ve kendinden nefret edersin ya işte şu an onu yaşıyorum
Hayattaki rolünü sen seçtiğini sandın.. Özgürüm, kimse karışamaz, ne yapmak istersem onu yaparım dedin..
Acı çekiyorsun şimdi unutmak istiyorsun o kişiyi veya alışmak..
Onun yerine arkadaşlarım var dedin.. (Sadece iyi zamanda yanında olanlar..)
Ama sen onları yücelttin.. Bambaşka kimlikte sergiledin..
Zaman ne kadar çok geçerse o kadar çok güvenin oluyormuş.. Bunu gösterdin..Kabul etmesen de..
Zorunlu olarak onlara tutunmak istersin hatalarıyla birlikte..
Eğer ki böyle devam ederse(n) (boş) umutlarla gelecek olmayacağını bilme(n) gerekecek.. Veya kendini kandırırsın..
Bir gün gelir, arkadaş dediğin kişilerin değeri (kalmaz.) Yanında da kimse olmaz..
Düşüncelerini ve yaptığın şeyleri kendin karar vermek yerine onların fikirlerine önem veriyorsun kendi duygularını hiçe sayarak (yalan söyleyerek) kendi kararın mış gibi tepsiyle öne sunuyorsun.. Her şeyi düzeltiyorum derken hiç düzeltemediğini fark edeceksin..
Belki anlarsın o zaman geçmişteki söylemleri, illa başına bir şey gelecek inanıp anlamak için..
İşte buna rağmen sen özgür müsün..?
Katlanmak zorundayız..
"Unutmak zorunda kalmışlık" diye bir şey var, işte çaresizlik tam da burda başlıyor.