No title available
🪼
will byers stan first human second
hello vonnie

Andulka
noise dept.
Today's Document
todays bird

Discoholic 🪩
Show & Tell

if i look back, i am lost
Claire Keane

JVL

⁂
trying on a metaphor
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
h
Monterey Bay Aquarium
AnasAbdin

JBB: An Artblog!

seen from United States
seen from United States

seen from Russia

seen from Spain

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from South Africa
seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Singapore
seen from Ukraine
seen from United States

seen from Türkiye

seen from United States
seen from United States
@teamcg
%100 geri dönüştürülmüş pamuk, Global Recycle Standard (GRS) ve OEKO-TEX sertifikalı iplerden örülmüş el yapımı su matarası çantası. 💚💛💜
K
21 Ret
Marie Shanley
21 ret. Değerimi sorguladığım, neden birinin beğeneceği dişe dokunur bir şey yapamadığımı sorguladığım 21 zaman. Kendime devam etmeye değer mi ve hiç bi’ şeyi başarabilecek miyim acaba diye sorduğum 21 zaman. 21, dört panel, dört kitap önermesi, bir twitch partner başvurusu, ve büyük firmalara çeşitli düzende on iki makale önermesinin toplamıydı (iki tanesini tamamıyla yazmam gerekti). Aslında, daha fazlası da vardı, ama bunlar bana ret uyarısı göstermeye lütfedenler.
İlk üçten sonra, devam etmek zorundayım gibi hissettim. Sonuçta, sayıların oyunu, diye düşündüm. Daha fazla çabaladıkça, bir şeyin olumlu dönüt vermesi daha olasıydı. Dört tanesi daha geldi ve moralim bozulmaya başladı. Nerede gelişebilirim diye düşünerek o ana kadar yazmış olduğum her şeyi yeniden gözden geçirdim. Değişiklikler yapabilir miyim acaba diye başkalarının içeriğimi gözden geçirmesini rica ettim.
Her şey olurken o ses için için güçlenmeye devam etti. Bir daha kimsenin yaptığım hiçbir şeyi kabul etmeyeceğini söyledi. Geçmiş başarılarımın hepsinin birer rastlantı olduğunu, ya önceden şanslı olduğumdan ya da acıdıkların için beni kabul ettiklerini söyledi. Ufak ufak, bu ses yükselmeye devam etti ve önerme on ikide, başvurmaya devam ederken bile onun merhametsiz sözlerine kulak vermeye başladım. Başlamadan pes ediyordum. Bazısını düzeltme yapmadan yolladım. Her ne kadar onların içten desteğini ve zamanımı hiçe saymak adil olmasa da diğerlerinin yardımlarını reddettim.
Hayal kırıklığı dalgası bana çarpınca ret sayılarını saymayı bıraktım. Yaratıcılığım umudumla birlikte yok oluyordu. Her ret varlığıma karşı bir darbeye, kusurlarımın çetelesine dönüştü. Birkaç tanesi daha biriktiğinde, bir daha asla başarılı olamayacağımı düşündüm. Dedim ki tabii, ben bi’ fiyaskoyum ve artık herkes bunu görebilir. Eskiden olduğum, karanlık ve kimsesiz yere geri konduğumu hissettim. Ama sorun şuydu ki, kendi değerimi kontrolü elimde olmayan şeylere bağlıyordum.
Ret birçok farklı nedenden ötürü olur: yanlış zaman, birisi çoktan benzer bir şeyi yazmıştır, editör kötü bir ruh halindedir, birisinin senin gibi bir geçmişi olan kişilere karşı önyargısı vardır ve dahası.
Gerçek şu ki: çoğunun seninle çok az ilgisi var.
Yaptığın bir şeyin reddi, şahsi olarak senin reddedilmen değil. Belirli bi zamanda yaptığın belirli bi şeyin reddi. Belki işin kabul edilmedi ama bu, hiçbir şekilde, senin değerini yansıtmaz.
Sen benliğinin her bir parçasının birleşimisin. Bedenin, aklın, kibar eylemlerin, başkalarına karşı olan şefkatli tavrın, hayatın boyunca başardığın şeyler. Şu anda yapılan bir ret, bizi tanımlayamaz.
Şimdi, fark ediyorum ki çoktan kaybetmiş hissettiğimde kendimi ittirmeye devam etmemeliydim. Kendimi başkalarının düşündükleri şeyler için, üzerinde çok az kontrolümün olduğu şeyler için cezalandırmamalıydım.
O korkunç sesi kıstığımda, yüreğimin derinliklerinde o anki kaynaklarım ve bilgimle yapabileceğim her şeyi yapmış olduğumu biliyorum. O retleri işimin yapıcı eleştirisi olarak kabul etmek büyümeye devam edeceğim ve yaptığım şey nihayetinde gelişecek demek.
Hayatımız başarılar ve hayal kırıklıklarıyla dolu olacak. Kahkaha ve gözyaşıyla dolu olacak. Her şeyin bir başarı olacağını farz etmek başarılı olduğumuz anların renklerini durgunlaştırır. Bulunduğumuz serüvenin tadını çıkarma becerimizi alır götürür. Kabul etmek, yaptığım veya yapacağım her şeyin onay almayacağını kabul etmek, ve belki de bunu benimsemek, kolay olmayabilir. Ama kendime daha fazla merhamet ve nezaket göstermem için bana olanak tanır. İnsan olmam için bana olanak tanır. Böylelikle bu son ret serisinden sonra, fark ettim ki en iyi çalışmamı gösterebilmem için, öncelikle kendimin gelişmekte olduğunu kabul etmeliyim.
Paylaştığım yazı TWLOHA bloguna ait orijinal yazının direkt çevirisidir,orada bir çalışan değilim. Sponsor değildir. @twloha disclaimer: what I am sharing is my interpretation of the original blog, I am not a TWLOHA staff member, nor are they sponsoring me. The link to the original blog post.
Çevre kirliliğinden dolayı kaygılı olan herkes için
İyi haberleri de duymaya hakkınız var ve evet, bunların doğruluğunu teyit ettim. cr.
Londra’da arılar için 11 km’lik bir yaşam alanı ekilecek.
Kuzey Amerika’daki en büyük kömür santrali güneş enerjisi santraline çevrildi.
Ayda bir kez Edinburgh caddeleri hava kirliliğine yardımcı olmak için kapanacak.
Amerika’nın Maine Eyaleti straforu (plastik köpük) yasakladı.
New York ve Los Angeles şehirleri Yeşil Yeni Anlaşması’nı yaptılar.
Londra maratonu 200,000 adet tek kullanımlık su şişelerini deniz yosunu su kapsülleriyle değiştirdi.
Arılar Notre Dame’daki yangından kurtuldu, ve çatı mümkün olduğunca daha çevre dostu bir şekilde yapılabilir.
Kakapo kuşunun (havalı bi’ kuş) nüfusu yükselmekte.
1998’den bu yana Birleşik Krallık’taki karbon salımı en düşük seviyede.
Büyük Set Resifi’ni yeniden canlandırmaya yardımcı olması için genç mercanları teslim eden bir su altı robotu yapıldı.
Portekiz meyve, sebze ve ekmek üzerinde plastik kullanımı 2020 itibariyle yasaklamayı planlıyor.
Avustralya’da 2010’dan beri 106 yeni arı türü keşfedildi.
Bir grup Sih, Dünya’ya bir hediye olarak 1,000,000 ağaç dikmeyi planlıyor.
Disney, Miki Fare şeklinde güneş paneli çiftliği kurdu.
Morgan Freeman Missisipi’de 124 dönümlük çiftliği arı yaşam alanına çevirdi.
Çin hava kirliliğinin giderilmesine yardımcı olması için “Orman Şehri” kurmayı planlıyor.
Gittikçe artan sayıda ülkeler ve eyaletler tek kullanımlık plastikleri yasaklamaya başladı.
Brazilya’da bir çift 20 yıl içerisinde koca bir ormanı (2.7 milyon ağaç) yeniden ektiler, ve hayvanlar yaşamak için ormana geri dönmeye başladı.
Ozon tabakasındaki delik her geçen yıl kendini onarmakta.
Çin yenilenebilir enerjiyi geliştirmek için 360 milyar dolar harcamayı planlıyor ve yapılması planlanan kömürle çalışan santralleri hurdaya çıkardı.
Yağmur ormanını koruması için Amazon’da ulusal bir park inşa edildi. (Peru’da 3.3 mil kare)
İrlanda ve Birleşik Krallık iklim için acil durum ilan etti.
Aquaman’i oynayan oyuncu Jason Momoa plastik atıkların temizlenmesi için 31,000 dolar harcadı.
Güney Kore yemek artıklarının %95’ini geri dönüştürüyor.
Everest Dağı’nın temizlenmesi için bir kampanya planlanıyor.
Puerto Rico 2050 yılına kadar tamamen yenilenebilir enerji kullanmayı istiyor ve bunun için resmi hedefler koyuyor.
Bazı okullarda öğrencilerin su şişelerini tek bir defa kullanıp çöpe atmaları yerine su doldurup plastik şişeleri tekrar kullanmaya teşvik etmesi için su doldurma merkezleri var ve bu merkezler okullarda daha da yaygınlaşmaya başladı.
2019 yılında nesli tehlikede olan 9 türün geri geleceği düşünülüyor.
Afrika’daki 20 ülke ağaçlar ve bitkilerden oluşan Afrika boyunca uzanan çölleşmeyi durduracak bir “yeşil duvar” yapmayı planlıyor.
Son zamanlarda çok fazla gönüllü ve kurum bir ton ağaç dikmekte.
Çevre ve iklim değişikliği farkındalığı bizim lehimize bir çok insan ve ülke arasında artmakta.
Çoğu kirlilik 100′e yakın şirket tarafından yapılıyor, ama bunlardan birkaçı (Pepsi gibi) bunu azaltmaya çalışmakta.
Eğer bunlar olmaya devam ederse işler daha da iyiye gidebilir ve bizi durduran tek şey daha çevre dostu enerji kaynaklarına geçiş yapmak için para ödemek istemeyen büyük firmalar. Biliyorum çoğu kişi için medya bu konuda korku ve strese yol açmakta ama gerçekten, hala umut var.
Yapabileceğimiz kolay şeyler:
Geri dönüştür.
Yapabiliyorsan arılar için bahçene bitki ek.
Topluluğa katıl, ağaç ve bitki ekimi yapmada gönüllü ol.
Ecosia isimli yaptığın her 45 aramada bir ağaç eken bir arama motoru var, neredeyse 2 milyon kullanıcısı var.
Sahilde veya doğanın içindeyken bir çöp görürsen lütfen al.
Makul miktarda paran varsa güvenilir çevresel kurumlara bağış yapmayı düşünebilirsin.
Plastik tek kullanımlık su şişelerine bel bağlamak yerine tekrar kullanılabilir su şişesi kullan.
Süt kutularındaki plastik çember kapakları kes. Bu kapaklar kuşların boynuna dolanıp onları öldürebiliyor.
Alabilirsen, tekrar kullanılabilir market çantalarından al ve onu kullan. Çoğu market satıyor ve oldukça atık tasarrufu sağlıyor. (çevirmen notu: naylon poşetler geri dönüştürülmeye uygun değiller.)
Mayıs 16 2019 tarihli.
Herkese merhaba! Biz RK 8. Dönem öğrencileriyiz. WWF adına plastik kullanımı ile ilgili bir sosyal sorumluluk projesi yapıyoruz. Projemize yönlendirici olması için kısa bir anket hazırladık. Bu anket proje sürecinin nasıl ilerleyeceğine karar vermemiz açısından bizim için önemli. Bu yüzden sizden anketi doldurmanızı rica ediyoruz. Şimdiden çok teşekkür ederiz ve sağlıklı bir yeni yıl dileriz. 💚
Anketi doldurmak için tıklayın.
cr.
probably i just said it but i want to say it again:
- don’t apologise if you don’t know english.
- yes, english is the most common language on the internet but you are not forced to know it perfectly.
- your own language is beautiful.
- non-english people make a huge effort to write in English everyday on this website.
- support non-english people and don’t make them feel bad if they do not know English.
- actually support all the languages.
- spread more language diversity on Tumblr.
thank you.
Probabilmente l’ho già detto, ma voglio ribadirlo:
- non scusarti se non conosci l’inglese
- è vero, l’inglese è la lingua più comune su internet, ma non sei obbligato/a a conoscerlo perfettamente
- la tua lingua è bella
- i non anglofoni si sforzano molto ogni giorno a scrivere in inglese su questo sito
- sostieni i non anglofoni e non scoraggiarli se non conoscono l’inglese
- sostieni tutte le lingue
- sostieni la diversità linguistica su Tumblr
Grazie.
Wahrscheinlich habe ich es schon gesagt, aber ich sage es nochmal:
- Entschuldige dich nicht, wenn du kein Englisch kannst.
- Ja, Englisch ist vielleicht die am meisten gesprochene Sprache im Internet, aber du bist nicht dazu gezwungen, es perfekt zu sprechen.
- Deine Muttersprache ist wertvoll
- Leute, deren Muttersprache nicht Englisch ist, geben sich jeden Tag die größte Mühe, auf dieser Webseite Englisch zu benutzen
- Unterstützt Leute, deren Muttersprache nicht Englisch ist, und macht euch nicht über sie lustig, wenn sie kein Englisch sprechen.
- Unterstützt alle Sprachen
- Setzt euch für mehr Sprachenvielfalt auf Tumblr ein
Danke. :)
- ne vous excusez pas si vous ne connaissez pas l'anglais. - oui, l'anglais est la langue la plus utilisée sur Internet mais vous n'êtes pas obligé de la connaître parfaitement.
- vos langue maternelle est belle.
- les non-anglophones font un effort énorme pour écrire en anglais tous les jours sur ce site.
- soutenez les non-anglophones et ne leur faites pas sentir mal s’ils ne connaissent pas l’anglais.
- supporte toutes les langues.
- Parlez de plus de diversité linguistique sur Tumblr.
merci :)
Ik heb het waarschijnlijk al eerder gezegd maar ik wil het nogmaals zeggen:
- Zeg geen sorry als je geen Engels spreekt.
- Ja, Engels is de meest gebruikte taal op het internet maar je hoeft het niet perfect te kennen.
- Jou eigen taal is prachtig.
- Niet-Engelstalige mensen doen enorm hun best om elke dag Engels te schrijven op deze site.
- Moedig niet-Engelstalige mensen aan en geef hen geen slecht gevoel over het feit dat ze geen Engels spreken.
- Eigenlijk, moedig alle talen aan.
- Verspreid meer diversiteit in talen op Tumblr!
Dank je wel.
Probablemente ya lo haya dicho, pero quiero volver a decirlo.
- No te disculpes si no sabes inglés.
- Es verdad que el inglés es el idioma más hablado en internet, pero no estás obligado a hablarlo perfectamente.
- Tu idioma nativo es hermoso.
- La gente que no habla inglés como idioma nativo hace un gran esfuerzo para hablarlo todos los días en esta página web.
- Apoya a la gente que no sepa hablar inglés y no les hagas sentir mal si no saben hablarlo a la perfección.
- Apoya todos los idiomas.
- Apoya la diversidad lingüistica en Tumblr.
Muchas gracias.
也许我刚刚说过,但是我想再说一遍:
- 你不需要为不懂英语道歉
- 是的,英语是互联网上最普遍使用的语言,但是你不必毫无差错地了解它
- 你自己的语言是美丽的
- 非英语人士每天都在这个网站上很努力地写作
- 支持非英语人士,如果他们不懂英语,不要让他们为难
- 实际上,支持所有语言
- 在汤不热上传播语言多样性
谢谢
я это по-моему уже сказал ну я хочу сказать опять:
- не извиняйтесь если вы не понимаете английский язык.
- да, английский самый популярный язык на интернете, но вам не надо её знать отлично.
- ваш собственный язык прекрасный.
- люди которые не разговаривают по английскому языку сильно пробуют писать по ему здесь каждый день.
- поддерживаете других, и не оскорбляйте их если они не умеют разговаривать по английскиму.
- на самом деле, поддерживаете все языка
- позвольте большему количеству языков существовать на этом сайте.
благодарю. 💖
(извините за грамматические ошибки; русский не мой основной язык)
Jag har antagligen sagt det men jag vill säga det igen:
- be inte om ursäkt om du inte kan engelska.
- ja, engelska är det vanligaste språket på internet men du är inte tvungen att kunna det perfekt.
- ditt eget språk är vackert.
- icke-engelspråkiga personer gör en stor ansträngning varje dag för att skriva på engelska på den här sajten.
- stöd icke-engelspråkiga personer och behandla dem inte nedlåtande om de inte kan engelska.
- faktum är att du bör stödja all språk
- försök sprida mer språk-variation på Tumblr
Tack.
Вероятно го казах, но искам да го кажа отново:
- Не се извинявайте, ако не знаете английски.
- Да, английският е най-често срещаният език в интернет, но не сте длъжни да го знаете перфектно.
- Вашият собствен език е красив.
- Хората, които не говорят английски като роден език, влагат огромни усилия да пишат на английски всеки ден на този уебсайт.
- Подкрепяйте не-англоговорящите хора и не ги карайте да се чувстват зле, ако не знаят английски.
- Всъщност, подкрепяйте всички езици.
- Разпространете разнообразието на повече езици в Tumblr.
Благодаря!💕
prawdopodobnie już to powiedziałem, ale wspomnę raz jeszcze:
- nie przepraszaj, jeśli nie znasz angielskiego
- tak, angielski to najbardziej rozpowszechniony język w internecie, ale nie zmusza cię to do znania go perfekcyjnie
- twój własny język jest piękny
- osoby, których językiem ojczystym nie jest angielski, podejmują ogromny wysiłek, pisząc w języku angielskim na tej stronie
- wspieraj osoby, których językiem ojczystym nie jest angielski i nie sprawiaj, że czują się gorzej jeśli go nie znają
- wlasciwie, wspieraj wszystkie języki
- rozpowszechniaj różnorodność językową na tumblrze!
dziękuję
I’m going to use “official language” for this, anyone who knows Finnish knows that spoken and written are completely different
Varmaan jo sanoin tämän, mutta haluan sanoa uudelleen
- Älä pyydä anteeksi ettet osaa englantia
- totta, englanti on internetin yleisin kieli mutta sinun ei ole pakko osata sitä täydellisesti
- Oma kielesi on kaunis
- ei-englanninkieliset ihmiset tekevät suuren teon joka päivä kirjoittamalla englanniksi tälle nettisivulle
- tue ei-englanninkielisiä ihmisiä äläkä loukkaa heitä, jos he eivät osaa englantia
- tue kaikkia kieliä
- Levitä kielten moninaisuutta Tumblrissa
Kiitos
ฉันอาจจะพูดไปแล้ว แต่ให้ฉันได้พูดอีกครั้งเถอะ :
- อย่าขอโทษถ้าคุณไม่รู้ภาษาอังกฤษเลย
- ภาษาอังกฤษเป็นภาษาที่พบเห็นได้เยอะที่สุดในอินเตอร์เน็ท แต่คุณไม่จำเป็นต้องรู้ไปทั้งหมด
- ภาษาของคุณสวยงามในตัวของมันอยู่แล้ว
- คนที่ไม่ใช่คนอังกฤษนั้นต้องใช้ความพยายามอย่างมากในการสื่อสารด้วยภาษาอังกฤษในทุกวันนี้
- จงสนับสนุนพวกเขาและอย่าให้พวกเขาต้องรู้สึกแย่ที่ใช้ภาษาอังกฤษได้ไม่ดี
- สนับสนุนภาษาทั้งหมดด้วยใจจริง
- ช่วยเผยแพร่ความหลากหลายของภาษาให้กระจายออกไปในทัมเบลอร์
ขอบคุณ
ალბათ უკვე მითქვამს, მაგრამ კიდევ მინდა გავიმეორო.
- არ მოიბოდიშო, თუ ინგლისური არ იცი.
- კი, ინგლისური ყველაზე გავრცელებული ენაა ინტერნეტში, მაგრამ ვალდებული არ ხარ ის სრულყოფილად იცოდე.
- შენი მშობლიური ენა ლამაზია.
- არაინგლისელი ადამიანები დიდ ძალისხმევას ხარჯავენ, რომ ყოველდღე ინგლისურად წერონ ამ საიტზე.
- მხარი დაუჭირე არაინგლისელ ადამიანებს და არ აგრძნობინო თავი ცუდად, თუ ინგლისური არ იციან.
- მხარი დაუჭირე ყველა ენას.
- ხელი შეუწყე ენების მრავალფეროვნებას tumblr-ზე.
მადლობა.
Büyük bir olasılıkla söyledim ama bir daha söylemek istiyorum:
- İngilizce bilmediğin için özür dileme.
- Evet, internetteki en yaygın dil İngilizce ama bu dili eksiksiz bilmeye mecbur değilsin.
- Senin kendi dilin çok güzel.
- Bu sitede her gün İngiliz olmayan insanlar İngilizce yazı yazabilmek için büyük çaba sarf ediyor.
- İngiliz olmayan insanlara destek ol ve onları İngilizce bilmedikleri için kötü hissettirme.
- Aslına bakılırsa, bütün dillere destek ol.
- Tumblr’da dil çeşitliliğini yay!
Teşekkürler.
Bugün sen “Sen”sin
Sara Ann
Ben mutlu bir insanım. Hatta bana, hemen hemen tanışabileceğiniz en mutlu insan olduğum söylenir. Bir arkadaşımın beni coşku içinde farketmesi çaresizlik içinde farketmesinden daha muhtemeldir, bu yüzden birçok kişi, bana bipolar bozukluk tanısı konulduğunu söylediğimde bunu dehşet verici buluyor.
Hastalığımın teşhis edildiği dönemlerde, depresyon tarafından yutuluyordum. Günlerce sürekli uyuyor, tüm gece ayakta kalıyor, ne zaman nefes almak için dursam göz yaşlarına boğuluyordum. Eğitimim ve arkadaşlıklarım üzerine mantıksız kararlar alıyor, çok fazla içki içiyor, fevri davranıyor ve depresyonun sunduğu klişe ama oldukça gerçek olan uçuruma doğru hızla ilerliyordum.
Başlangıçta, teşhisim bir ferahlamaydı. Kurtulma demekti. Aklımı yitirmiyorum demekti. Bi’ şeyler iyiye gidecek demekti ve gitti de. Terapi ve meditasyon, neşeli mizacımı boğan kara bulutları temizledi, ve ben yeniden kendimdim. Yüzümdeki tebessüm geri geldi, toparlandım. Gel gör ki, iyi görünsem ve şüphesiz çok daha dengeli bi’ ruhsal duruma ulaşıyor olsam da, kişiliğimin bu yeni parçasıyla uğraşmaktaydım.
Devasa bir şeymiş gibi gelmeyebilir, fakat bütün ömrünü sahip olduğunu bile bilmediğin ruh halini değiştiren bir hastalığın gölgesinde geçirdiğin zaman bu, bakış açını önemli ölçüde değiştirebilir. Her zaman bunalım ve coşku dönemlerimi yoğun karakterime bağladım. Yıllar içinde, bunu benimseme kararı aldım. Kendimi son derece hassas, deli gibi eğlenceli, hem kendinden emin hem güvensiz, ve fazlasıyla zinde biri gibi sandım. Bu persona beni savunulmaz çıkışlar ve yıkıcı inişlere doğru sürükledi, fakat teşhis konulan yıla dek, üzerine fazla düşünmemiştim.
Gelgelelim tanıdan sonra, her şeyi sorgulamaya başladım. Üzgün olmak için bi’ sebebim olduğundan mı üzgündüm yoksa bu sadece serotonin hormonumdaki açıklar mıydı? Mutlu olmak için bi’ sebebim olduğundan mı mutluydum yoksa bu yaklaşan bi mani nöbetinin belirtisi miydi?
Bipolar bozukluk, baş edilmesi gereken değişken bir hastalıktır çünkü depresyonun bittiği ve maninin başladığı yeri ayırt etmek zor olabilir. Kendi adıma, bunu kabul etmek oldukça zordu; hastalığımı kabul etmede, ruh hallerimin (bilhassa neşeli olanların) aslında tam olarak doğal olmadığını kabul etmeliydim. Daha ziyade, beynimin işlev bozukluğunun bi yan etkisi olabilirlerdi. Daha da kötüsü? Depresyonumu defetmek için, kendimde o çok sevdiğim neşeyi kaybedebilirdim.
Sonraki yıllar bir dizi ilaç, yeni doktorlar ve giderek büyüyen bi kişisel gelişim kütüphanesi getirdi beraberinde. O yıllar aynı zamanda erişkinliğimin berlirlenmesini, hayat veren arkadaşlıkların kuruluşunu, ve bir yetişkin olarak kişisel gelişimimi de meydana getirdi. Ruh halim aynı olsa da, o ilk korkunç yıla göre daha az şiddetli olmasına karşın, bipolar bozukluğumun bitip de gerçek benliğimin başladığı yerle sorun yaşamaya devam ettim.
Cevaplaması zor ve hiçbir zaman tam olarak emin olamayacağım bir soru bu. Ama sevdiklerimin yardımıyla, bu sorunun nihayetinde yersiz olduğunun farkına vardım. Hastalığımın karmaşası ve ilaçlarla birlikte artık esasen kendim olmayabileceğimi dert ederek çok fazla vakit harcadım, fakat günün sonunda başka kim olabilirim? İlaca muhtaç olsam da, ben hala her zaman olduğum kişiyim. Hala bayram reklamlarına ağlıyorum ve insanlar bana kendileriyle ilgili iyi bir haber verdiklerine onlara daha sıkı sarılıyorum. Hüzünlü bi’ kitap üzerine düşünüyorken bulunmuş olmam, düpedüz bir başkasının gülme sesine parıldıyor olmam kadar mümkün. Bu olaylar ve öntanı öncesi olanlar arasındaki fark, seçtiğim şeyin bu olmasıdır. Hastalığım yüzünden değil, kendi özüm sayesinde böyleyim.
Dr. Seuss’un çok bilinen sözlerinden biri, “Bugün sen “Sen”sin, bu doğrudan daha doğru. Yaşayan hiç kimse senden daha sen değil.” ¹ Teşhisimin gerçekliğini ve olduğum kişiyi nasıl etkilediğini kabul etmek (kuşkusuz hala süregiden) bir yolculuktu. Ancak bu küçük hatırlatma, beni ben yapan özelliklerin kaynaklarını sorgulamaktansa onları kucaklamaya iten bir şey. Üzgünüm. Mutluyum. Kendimim. Günün sonunda, bipolar bozukluk ya da değil, işte hepsi bu ve önemli olan tek şey de bu. ²
cr. ¹, ² Paylaştığım yazı TWLOHA bloguna ait orijinal yazının direkt çevirisidir,orada bir çalışan değilim. Sponsor değildir. @twloha disclaimer: what I am sharing is my interpretation of the original blog, I am not a TWLOHA staff member, nor are they sponsoring me. The link to the original blog post.
Yeni bir dil öğrenir öğrenmez internetteki bir başka bölümün kilidini açmış oluyorsun
@just-shower-thoughts-thoughts
Instagram hesabın var mı? Varsa kullanıcı adını söyler misiiin
Bu soruya yıllar sonra cevap geliyor. Buyrunuz efendim; @ig.teamcg
teamcg'yi Instagram'dan da takip edebilirsiniz!
Instagram: @ig.teamcg
lütfen hayatın neresinde olursan ol, buna sanki geçici bir zamanmış gibi davranma. üniversite yıllarını çoktan mezun ve iş sahibi olmuş olmayı hayal kurarak heba etme. bekar yıllarını birine aşık olmuş olduğunu arzulayarak harcama. eğer o şeyler gerçek olduğunda/olursa, uygun bir zamanda gelecekler ve güzel olacak. fakat geriye dönüp de abartısız yıllarını sırf daha iyi bir şeyi umduğun için ve sahip olduğun şeyleri görmemezlikten gelerek harcadığını görmek gibisi yok. kendini geliştirmek ve hedeflerine ulaşmak önemliyken, şimdiyi ihmal etme çünkü şuan olduğun yer burası ve senin geleceğini belirleyen şey şimdindir.
cr. rithmeres
Durmadığın sürece ne kadar yavaş ilerlediğinin hiçbir önemi yok.
Konfüçyüs
“6 aylık devamlı odak ve efor seni 5 yıl ileriye atabilir. Sürekliliğin ve tutkunun gücünü hafife alma”
Hiçbir zaman...
aşkı bulmak
kariyerine başlamak
bir tutkunun peşine düşmek
iyileşmene başlamak
kendine dürüst olmak
kendini sevmek
...için çok geç değil.
cr. cwote