Kelimeler
Her şeyi erteliyorum. Herkesi erteliyorum.
Telefon çalıyor… Onu da erteliyorum.
Kararlıyım oturup bir kitap okuyacağım. Kelimeleri erteliyorum. Çünkü kelimelerin insan ruhuna değen kısmı ölümümü istiyor. Ya küf tutmuş bir paragrafta eskiden adam öldürmekten hüküm giymiş bir kelimeyle karşılaşırsam ıssız bir sayfa arasında. En iyi ihtimalle bıçaklansam bile ya kan kaybından kaybolursam paragrafın pas kokan kısmında.
Ölülerim var benim kokusu çocukluğuma sinmiş, sözcüklere sığdıramadığım, rüyalarımda arayıp bulamadığım, onları kelimelerin azabından korumalıyım.
Kelimeler… Onların insanları öldüren bir yanı var. Korkuyorum; susarsam sessizlikte boğulmaktan, konuşursam kelimelerle karşılaşmaktan.
Yaşamak, sadece nefes alıp vermek gibi mekanikleşen bir eylemden öteye gitmiyorsa; akşamları duvarlara gizlenen gölgeler, yaşayan aksinden habersizce saplanıp kalıyorsa saatlerce belli bir noktaya; dilinde bir daha asla bir araya getiremeyeceğin harflerden, kağıt kesikleri miras kalmışsa sana; gözlerde yaşanan ani dolup boşalmalar sistematik aralıklarla kendini tekrarlamaya başlamışsa… İşte o zaman, kelimeler albayım bazı anlamlara gelmeye, bazı anlamlara değmeye başlıyor.
Siz bilmiyorsunuz, kelimelerin insanları öldüren bir yanı var.
Bazı kelimeler faili meçhul birçok cinayet işlediler.












