- Bazıları ne kadar şanslı Olric.
+ Kimler efendimiz?
- Hani şu sevdikleri ile yan yana uyuyanlar...
+ Ya biz efendimiz?
- İyi geceler Olric, uyu artık.
Sweet Seals For You, Always
Claire Keane
Keni
Monterey Bay Aquarium
almost home
macklin celebrini has autism

oozey mess
h
Cosimo Galluzzi

Kiana Khansmith
Lint Roller? I Barely Know Her
No title available
Doug Jones
KIROKAZE
One Nice Bug Per Day
taylor price
Fai_Ryy
official daine visual archive
No title available
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

seen from United Kingdom
seen from Uganda
seen from United Kingdom

seen from France

seen from Malaysia
seen from Brazil
seen from Thailand
seen from Canada

seen from India

seen from France
seen from India

seen from France

seen from Türkiye
seen from Türkiye
seen from United States

seen from United States
seen from China
seen from Cyprus
seen from United Kingdom
seen from India
@turuncukurt6
- Bazıları ne kadar şanslı Olric.
+ Kimler efendimiz?
- Hani şu sevdikleri ile yan yana uyuyanlar...
+ Ya biz efendimiz?
- İyi geceler Olric, uyu artık.
Karanlığı sevmiyordum.
Ama yanımda siz olacaksanız, ışıkları kapatmaya da razıydım ben bayım.
"Mutluluk tek renktir, oysa kederin kendi tonları vardır."
Bilirsin, yıkıp geçmeyi iyi bilirim ben.
Kızma öyle, benim de bir harabeden farkım yok; oradan biliyorum.
"Kafesin kapısını aralamak mı niyetin, bu kadar pervasız davranınca o kafesi kıracağını mı düşünüyorsun?" Sözleri bir anda canımı sıktı. Bu kadar umutsuz oluşu, benim daha harf sayısını bilmediğim pes etmek meredine bu kadar erken teslim oluşu canımı yaktı.
"Gerçek tutsaklaklık kafesin içinde olmak değil," dedim başımı yere eğerek. Birkaç saniye geminin hareket etmesini beklerken duraksadım. "Sen kapısı açık bir kafesin içindesin; asıl tutsaklık bu."
"Gözlerin, beklenmedik yolcuların pusulası."
"Hafızan gerçekten berbat olmalı," diye güldüm yem atarak. "Ben gördüğüm hiçbir yüzü unutmam mesela."
Özellikle sizin yüzünüzü bayım, gözlerimi her kapattığımda yıldızların çizdiği bir pusula benim için.
"Canavarlar," dedim. " Sevilmeyi keşfettiklerinde canavar olmayı belki bırakırlar."
Sıkıldım bu şehirden. Ne bekliyorum? Gelmeyecek olanı beklemeye, daha ne kadar umut gerek? Olacağı olsa olurdu. "Sabır da yorulur" demiştim.
Sabır yoruldu...
"Birini sevmekle birinin acılarını sevmek çok farklıydı. Acılarını sevemediğiniz sürece, onları anlamadığınız sürece, onlara katlanamadığınız sürece sevgi hiçbir şeye yetmiyordu."
Kime sorsam hep susar
Kapılar yine duvar
Sen unuttukça ben
O kadar iyi hatırlarım
Çok eskilerden bi' his hatırlatır seni
O gemilerden iner mi ah bildik biri?
Kalmaz mı birkaç gün, sormaz mı hiç halimi?
Zaten yürek küskün
- Şimdi acının ne demek olduğunu gerçekten biliyordum.
Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu.
"Acı, insanın yüreğini parçalayan ve sırrını kimseye anlatmadan birlikte ölmesi gereken şeydi.."
Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan,
Yastıkta kafayı bir yandan öbürüne çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.
- ŞEKER PORTAKALI -
İnanç işte tam olarak budur bayım, yolun sonunda sizin bana doğru geliyor olduğunuzu bilmektir.
Çünkü bayım, bakın ufka; siz de göreceksiniz elbet, nasıl ki o güneş gökyüzüne asılı kalmışsa, o kayıklar o suyun üzerinde ilerlerken tıpkı bir bütün gibi duruyor ve o suya muhtaç oluyorsa, ben de aynı şiddetle muhtacım size.
Tırtılken de bu kadar güzel miydiniz siz ya da kozanızda hala beklerken? Yoksa bu kadar güzel olmak için önce bütün çirkinliklerin içinde büyümek mi gerekti?
Sanki onun bedenine prangalanmış bir gölge değilmişim gibi. Oysa ben en çok gölgelerin özgür olduğuna inanırım bayım, gölgelere zincir vuramazsınız.