O sokakta izim var, silemezsin.
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Show & Tell
Jules of Nature
Fai_Ryy
No title available

Discoholic 🪩

#extradirty
macklin celebrini has autism
trying on a metaphor

Andulka

No title available
The Stonewall Inn

bliss lane
Monterey Bay Aquarium
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
ojovivo
Lint Roller? I Barely Know Her
todays bird
Keni
Sade Olutola

seen from India
seen from United States

seen from Bolivia
seen from Vietnam
seen from Brazil

seen from Bosnia & Herzegovina

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Vietnam

seen from Bangladesh
seen from Uruguay
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Uzbekistan
seen from Bangladesh
seen from Romania
@uzaydanbosluk
O sokakta izim var, silemezsin.
aslında yazmak istediğim çok şey var. siktir etsene, kimin umurunda.
plaklarıma bir parça, bana da sen gerek. öyle hasretim benliğime. kaybolup gittiğim anları hapsedip saklayasım var. yolum düşer belki, karşılaşırız. sen bana bir şarkı verirsin. ben tuttururum onu yine, dilime pelesenk ederim. yabancı olan şeylerden sıyırıp kendime kavuşturursun beni. çok bir şey istemiyorum. iznim yok yine de istemeye, biliyorum.
karşılaştığım bir cümle şu günlerde aklımda dönüp duruyor. ‘‘sana doğru koşamadığım seni sevmediğim anlamına gelmez ama birlikte uyuyabiliriz. bana öyle bakma, ben yoruldum sadece.’’ nasıl uyuyorsun sorusuna cevabım yok, uyuyamıyorum. böyle yazıyorum da sileceğim hemen, kendimi biliyorum. hiçbir şeye uzun uzun tutunamam, öyle sanıyorum. hiçbir şey kısmına dahil edemediğim onca şey bana göz kırptı sanki. rengi beyaz, siyah ama gri olmayan. belirsiz olmayan, yormayan. bıçağın kemiğe dayanmadığı, göğüs kafesinde koca bir dağın yığılmadığı, bir tavşanın sırtını dönüp küsmediği. öyle de saçma benzetmelerim var. yine de buna hakkım yok, biliyorum. yaşadığımız bu düzlem içerisinde bulunduğum ve bana ait olan dünya bir bütünken, hayat beni buradan alıp bir çuval gibi başka bir yere atmıyorsa buna hakkım da yok. biliyorum.
bildiğim onca şeyi buraya sıralayacak değilim ama ilk cümleler kesinlikle bunlar olmamalıydı. ne olması gerektigini öğrenecek kadar yaşadığımı da düşünmüyorum. bir gün eğer ki olursa, o vakit öğrenirim ben de neyi bildiğimi. bu eve girdiğimde yaptığım ilk iş pikapım için uygun bir köşe aramak oldu, güzel de oldu. yalan, yalan. ne yaşadın da bu kadar sayıklar oldun kelimeyi diyemeyeceğim için sessizce dinlemeyi tercih ediyorum. sevgi yalan değildir aslında. neyse, muhakkak yalanı denk gelmiştir. haddimi de biliyorum, olsun o kadar.
aslında yazmak istediğim çok şey var. siktir etsene, kimin umurunda.
plaklarıma bir parça, bana da sen gerek. öyle hasretim benliğime. kaybolup gittiğim anları hapsedip saklayasım var. yolum düşer belki, karşılaşırız. sen bana bir şarkı verirsin. ben tuttururum onu yine, dilime pelesenk ederim. yabancı olan şeylerden sıyırıp kendime kavuşturursun beni. çok bir şey istemiyorum. iznim yok yine de istemeye, biliyorum.
karşılaştığım bir cümle şu günlerde aklımda dönüp duruyor. ‘‘sana doğru koşamadığım seni sevmediğim anlamına gelmez ama birlikte uyuyabiliriz. bana öyle bakma, ben yoruldum sadece.’’ nasıl uyuyorsun sorusuna cevabım yok, uyuyamıyorum. böyle yazıyorum da sileceğim hemen, kendimi biliyorum. hiçbir şeye uzun uzun tutunamam, öyle sanıyorum. hiçbir şey kısmına dahil edemediğim onca şey bana göz kırptı sanki. rengi beyaz, siyah ama gri olmayan. belirsiz olmayan, yormayan. bıçağın kemiğe dayanmadığı, göğüs kafesinde koca bir dağın yığılmadığı, bir tavşanın sırtını dönüp küsmediği. öyle de saçma benzetmelerim var. yine de buna hakkım yok, biliyorum. yaşadığımız bu düzlem içerisinde bulunduğum ve bana ait olan dünya bir bütünken, hayat beni buradan alıp bir çuval gibi başka bir yere atmıyorsa buna hakkım da yok. biliyorum.
aslında yazmak istediğim çok şey var. siktir etsene, kimin umurunda.
plaklarıma bir parça, bana da sen gerek. öyle hasretim benliğime. kaybolup gittiğim anları hapsedip saklayasım var. yolum düşer belki, karşılaşırız. sen bana bir şarkı verirsin. ben tuttururum onu yine, dilime pelesenk ederim. yabancı olan şeylerden sıyırıp kendime kavuşturursun beni. çok bir şey istemiyorum. iznim yok yine de istemeye, biliyorum.
Eskiye dalıyor gözüm, dalmasın da ne yapsın?
Başka bir şehri istemem artık, 18.51
Yorulduk mu?
Gözlerinde, kayboluyorum.
Her eserin bir imzası vardır.
Bu ülkenin imzası da Atatürk'tür. 10 Kasım 09.05
Yağmurlu sokaklarına aşık oldum.
Alışmam zaman aldı.
Kalabilirdin, gittin.
Yıllar oldu görmedim;
Belki de biraz özledim...