EVET, ŞİMDİ "SUDAN ŞEYLER" KONUŞMA VAKTİ
1993 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 22 Mart tarihini 'Dünya Su Günü' olarak ilan etti.
İlk kez 1992'de Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı'nda önerilen 'Dünya Su Günü', gerek BM üyelerinin, gerekse diğer dünya ülkelerinin giderek büyüyen temiz su sorununa dikkat çekmek, içilebilir su kaynaklarının korunması ve çoğaltılması konusunda somut adımlar atılmasının sağlanmasında teşvik olması amacıyla bu isme bir gün adamak anlamında oluşturuldu.
Her üç yılda bir toplanan ve 2009'da İstanbul'da düzenlenen Dünya Su Konseyi'nde katılımı artıran Dünya Su Günü, artan su krizini, sosyal ve ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirliğini tehdit eden bir olgu olduğunu vurgular.
Vector Bilgi Teknolojileri olarak , Sürekli sözü edilen su sorununu inceleyebilmek için; Su Havzalarını Koruma ve Ağaçlandırma Derneği Başkan Yardımcıları Abdullah Çavuş ve Hakan Atay'ın hazırladıkları 40 Soruda Su Sorunu dosyasını paylaşıyoruz.
1)Türkiye’nin 2030 yılında Su Fakiri olacağını biliyor musunuz ?
Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarının 1500 m 3 /yıl’ olup, 2030 yılında(Nüfusun 100 milyon olduğu varsayımı altında) kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 1 000 m 3 /yıl civarında olacaktır.
2) Türkiye’nin kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı bakımından Afrika Ülkelerinin Gerisinde Olduğunu biliyor musunuz ?
SURİYE 1.200 m 3
LÜBNAN 1.300 m 3
TÜRKİYE 1.430 m 3
IRAK 2.020 m 3
ASYA ORTALAMASI 3.000 m 3
BATI AVRUPA ORT. 5.000 m 3
AFRİKA ORT. 7.000 m 3
GÜNEY AMERİKA ORT. 23.000m 3
DÜNYA ORT. 7.600 m 3
3) Türkiye’nin Su Potansiyelinin % 34.8'ini tüketebildiğini biliyor musunuz ?
Türkiye Ziraat Odaları Birliği raporuna göre, Türkiye genelinde yıllık yağış ortalaması 509 milyar metreküptür. Akışa geçen yüzey su potansiyeli 186 milyar metreküp, kullanılabilir su potansiyeli ise 112 milyar metreküp düzeyinde bulunmaktadır. Yıllık yerüstü su potansiyeli 95 milyar metreküp, tüketilen yerüstü su miktarı 33 milyar metreküp, yeraltı su potansiyeli 14 milyar metreküp, tüketilen yeraltı su miktarı 6 milyar metreküp civarındadır. Komşu ülkelerden Türkiye'ye yılda yaklaşık 3 milyar metreküp su gelmektedir. Yılda yaklaşık 73 milyar metreküp su ise hizmette olduğu halde tesis eksikliğinden dolayı tüketilememektedir. Türkiye, su potansiyelinin % 34.8'ini tesis eksikliği nedeniyle kullanamamaktadır.
4) Basit önlemlerle 140 ton su tasarruf yapma yöntemlerinin olduğunu biliyor musunuz ?
-Musluğu açık bırakmayıp, sebze meyveler elde yıkamak yerine su dolu bir kapta yıkanırsa çok daha az su tüketilmekte olup, 4 kişilik bir ailenin bu yöntemle yılda ortalama 18 ton su kurtarmaktadır.
-Bulaşıkları elde değil makinede yıkanması durumunda; 4 kişilik bir aile günlük bulaşığını bulaşık makinesi ile sadece 12 litre su ile yıkandığından; bir yılda ortalama 26-40 ton su tasarruf edilmektedir.
-Diş fırçalarken, tıraş olurken suyu kapatılması durumunda, 4 kişilik bir aile yaklaşık 48 ton tasarruf edebilmektedir.
-Daha kısa süreli duş alınması durumunda, 4 kişilik bir ailenin her bir ferdi duş süresini 1 dakika azaltırsa yaklaşık 18 ton su tasarruf sağlanacaktır.
-Sifonun gereksiz yere çekilmemesi durumunda; yılda 2 ton su tasarrufu sağlanabilecektir.
-Duş başlığını yeni çıkan suyu daha iyi püskürten ekonomik duş başlıklarıyla değiştirilmesi durumunda suyu daha az açarak daha tazyikli suyla duş alınabilecektir.
-Muslukların su kaçırmadığı ve gerekirse tamir ettirilmesi durumunda; yılda 1 ton su tasarrufu sağlanacaktır.
-Çamaşır makinesinin ekonomik kullanılması durumunda yılda 9 ton su tasarruf edilecektir.
5) Dünyada suyun benzinden bile pahalı olduğu kentin hangisi olduğunu biliyor musunuz ?
Birleşik Arap Emirlikleri'nin en güzel kıyı kenti olarak anılan Dubai'de pahalı olan tek bir şey var: "Su". İsrail, teknolojisiyle kullanma suyunu deniz suyundan elde etmeyi başaran Dubaililerin çeşmelerinden akan bu su rahatlıkla içilebiliyor. Ancak teknolojinin gelişmesi sayesinde çölü vaha haline dönüştürmeyi başaran bu kentin insanları bir litre su içebilmek için tam dört litre benzin parası ödemek zorunda kalıyorlar.
6) Ülkemizde kuraklıktan kaynaklanan zararın miktarının 5 Milyar TL olduğunu biliyor musunuz ?
Türkiye Ziraat Odları Birliğince 720 Ziraat Odamızdan alınan bilgilere göre yapılan çalışmanın sonucunda kuraklığın Ülkemize maliyeti, çiftçilerimize zararı 5 milyar YTL olarak belirlenmiştir.
TÜRKİYE TARIMSAL ÜRETİM ZARARI (YTL)
Bölgeler Zarar Miktarı (YTL) % Oran
1.Bölge Toplam (Ortakuzey) 882.863.509 17,4
2. Bölge Toplam (Ege) 1.407.884.484 27,7
3. Bölge Toplam (Marmara) 760.713.300 15,0
4. Bölge Toplam (Akdeniz) 727.034.721 14,3
5. Bölge Toplam (Kuzeydoğu) 0 0,0
6. Bölge Toplam (Güneydoğu Anadolu) 0 0,0
7. Bölge Toplam (Karadeniz) 65.967.268 1,3
8. Bölge Toplam (Ortadoğu) 270.602.301 5,3
9. Bölge Toplam (Ortagüney) 963.140.034 19,0
<b>Türkiye Toplam 5.078.205.617 100</b>
7) Dünya yüzeyine düşen su miktarının sadece %9 nun kullanılabilir olduğunu biliyor musunuz ?
Dünya yüzeyine yağışla düşen su miktarı yılda ortalama yaklaşık olarak 100.000 km 3 olup, bunun yaklaşık 40.000 km 3 ’ü akışa geçerek nehirler vasıtasıyla denizlere ve kapalı havzalarda göllere ulaşmaktadır. Bu miktarının 9.000 km 3 ’ü ise teknik ve ekonomik olarak kullanılabilir durumdadır.
8) Dünyadaki su sorunları ile ilgili olarak yapılan araştırmalarda biliyor musunuz ?
-26 ülkede 350 milyon kişinin susuzluk çektiği;
-1,2 milyar civarında insanın ise yeterli su kaynağına sahip olmadığı ve her yıl çoğunluğu çocuk 5 milyon kişinin su yetersizliğinden ve kirli sulardan kaptığı hastalık sonucu, yaşamını yitirdiği;
-2050 yılına gelindiğinde dünya nüfusunun 9.3 milyara ulaşmasının beklendiği ve iklim değişiklikleri yüzünden 60 ülkede toplam 7 milyar insanın su kıtlığı yaşayacağı;
-Günümüzde bile 6 milyar insanın yaklaşık yüzde 20‘sinin güvenli su kaynaklarından yoksun olduğu belirlenmiştir.
9) Dünya su dengesinin 'bozuk' olduğunu biliyor musunuz ?
Dünyada bazı ülkeler su içinde yüzerken, bazı ülkeler ise susuzluktan kırılmakta, Grönland'da kişi başına düşen yıllık tatlı su miktarı 10 milyon 578 bin 950 metreküpü bulurken, Kuveyt'te 8 metreküpte kalmaktadır.
-Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün 2005 yılı verilerine göre dünyada en fazla tatlı su kaynağı Brezilyadadır.
-Türkiye ise 180 ülke içinde, 214 milyar metreküplük toplam yıllık tatlı su kaynağıyla 41'inci sırada yer almakta olup, Türkiye'de kişi başına düşen tatlı su da 2 bin 950 metreküpdür.
-Yağmur ormanlarına ve dünyanın en büyük debisine sahip ırmağı olan Amazon'a sahip olan Brezilya, 8 trilyon 233 milyar metreküp toplam yıllık yenilenebilir su kaynağı bulunmaktadır. Brezilya'yı 4 trilyon 507 milyar metreküp ile Rusya, 3 trilyon 51 milyar ile ABD, 2 trilyon 902 milyar ile Kanada, 2 trilyon 838 milyar ile Endonezya, 2 trilyon 830 milyar ile Çin, 2 trilyon 132 milyar metreküp ile Kolombiya takip etmektedir.
Peru ile Hindistan 2 trilyon metreküpe yakın, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Venezuela, Bangladeş ve Myanmar (Birmanya) ise 1 trilyon metreküpün üzerinde tatlı su kaynağına sahiptir.
-Türkiye ise 180 ülke içinde 214 milyar metreküplük toplam yıllık tatlı su kaynağıyla 41'inci, kişi başına düşen 2 bin 950 metreküp tatlı suyla da 106'ncı sırada bulunuyor.
-Türkiye, toplam tatlı su kaynağı açısından, Avrupa'da Rusya, Grönland, Norveç'in ardından dördüncü sırada yer almaktadır. 4 trilyon 507 milyar metreküp tatlı su kaynağı ile Rusya'nın ilk sırada yer aldığı Avrupa ülkeleri içinde Grönland'ın 603, Norveç'in 382, Türkiye'nin 214, Romanya'nın 212, Sırbistan'ın 209 (Karadağ dahil), Fransa'nın 204, İtalya'nın 191, İsveç'in 174, İzlanda'nın 170, Almanya'nın 154, İngiltere'nin 147, Ukrayna'nın 140, İspanya'nın 112, Finlandiya'nın 110, Hırvatistan'ın 106, Macaristan'ın 104 milyar metreküp tatlı su kaynağı bulunuyor.
10)Belediyelerimizin sadece %8’inin arıtma tesisine sahip olduğunu biliyor musunuz ?
3225 belediyenin 2226’sında kanalizasyon şebekesi mevcut olduğunu, bir başka deyişle, belediyelerimizin %69’unda kanalizasyon şebekesine sahip olduğunu, 3225 belediyenin 269’u arıtma tesisine sahip olduğunu, bu da belediyelerimizin sadece %8’inin arıtma tesisine sahip olması anlamına gelmektedir. Yine nüfusumuzun %36,3’ünün atıksuları arıtılmaktadır.
11) Yılda üç milyar metreküp suyun kayıp olduğunu biliyor musunuz ?
Türkiye `de 6 milyar ton suyun 3 milyar tonu daha musluklara ulaşmadan sızıntıyla yok olmaktadır. AKP Hatay milletvekili Mustafa ÖZTÜRK tarafından hazırlanan rapora göre, sızıntıların azaltılması halinde Ankara ve İstanbul `un iki yıllık su ihtiyacının tamamını karşılamak mümkün olmaktadır. Çevre ve Orman Bakanlığı eski müsteşarı ve AKP Hatay milletvekili Mustafa ÖZTÜRK , Türkiye `deki su kayıpları ve önleyici tedbirleriyle ilgili bir raporuna göre;
-Şebeke sistemine verilen 6 milyar ton suyun 3 milyar tonu musluklara varmadan sızıntıyla yok olmaktadır. Böylece suyun faturalandırılabilen bölümü 3 milyar tonda kalmaktadır.
-Türkiye `de en çok su kaybı yüzde 65 ile Mersin `de. Ankara `da yüzde 50-58, İstanbul `da yüzde 30-35, İzmir `de ise yüzde 44 oranında su kaybolmaktadır.
-Türkiye `de yılda 501 milyar metreküp yağış düşüyor ama bunun da 274 milyar metreküpü buharlaşmakta, yıllık kullanıma hazır 193 milyar metreküp tatlı sudan ancak 40,1 milyar metreküpü tüketilmektedir.
-İçme suyu şebekesindeki kaybın yüzde 20 azalması halinde 1.8 milyar ton su tüketicinin kullanımına sunulabilir.
-Kaçak su kullanımının engellenmesi ve sızıntıların azaltılması halinde koruma altına alınan su ile İstanbul ve Ankara illerinin iki yıllık su ihtiyacı karşılanabilir.
12) Bu kadar az olan tatlı su kaynaklarının da % 90’ının kutuplarda ve yer altında hapsedilmiş olduğunu biliyor musunuz ?
Dünyadaki toplam su miktarı 1,4 milyar km 3 tür. Bu suların % 97,5’u okyanuslarda ve denizlerde tuzlu su olarak, % 2,5’u ise nehir ve göllerde tatlı su olarak bulunmaktadır. Bu kadar az olan tatlı su kaynaklarının da % 90’ının kutuplarda ve yeraltında hapsedilmiş olarak bulunması sebebiyle insanoğlunun kolaylıkla yararlanabileceği elverişli tatlı miktarının ne kadar az olduğu anlaşılmaktadır.
13) Türkiye’de yıllık ortalama yağış miktarının %55 buharlaşıp atmosfere geri döndüğünü biliyor musunuz ?
Türkiye’de yıllık ortalama yağış yaklaşık 643 mm olup, yılda ortalama 501 milyar m 3 suya tekabül etmektedir. Bu suyun 274 milyar m 3 ü toprak ve su yüzeyleri ile bitkilerden olan buharlaşmalar yoluyla atmosfere geri dönmekte, 69 milyar m 3 lük kısmı yeraltısuyunu beslemekte, 158 milyar m 3 lük kısmı ise akışa geçerek çeşitli büyüklükteki akarsular vasıtasıyla denizlere ve kapalı havzalardaki göllere boşalmaktadır. Yeraltısuyunu besleyen 69 milyar m 3 lük suyun 28 milyar m 3 ü pınarlar vasıtasıyla yerüstü suyuna tekrar katılmaktadır. Ayrıca, komşu ülkelerden ülkemize gelen yılda ortalama 7 milyar m 3 su bulunmaktadır. Böylece ülkemizin brüt yerüstü suyu potansiyeli 193 (158+28+7) milyar m 3 olmaktadır
14) Sera etkisinin ne olduğunu biliyor musunuz ?
Güneş ışınları yeryüzüne düştüğü gibi, yeryüzü aynı miktarda enerjiyi uzaya geri yansıtmaktadır. Kızılötesi ışınlar atmosfer içinden geçer. Atmosferde yeralan ve çeşitli molekül kümelerinden oluşan koruyucu katman karbondioksit gazını da içermektedir. Bu katman uzaya doğru doğru yansıyan radyasyonu bir süre tutarak, yeryüzünün ısınmasına neden olur. Bir diğer deyişle atmosferdeki karbondioksit tabakası ısının yükselmesini engelleyen bir perde oluşturur. Tıpkı seralarda ki güneşin emilimi gibi atmosfer, güneş radyosyonunun içeri girmesine izin verip büyük miktarının dışarı çıkmasına engel olmaktadır.
15) Küresel Isınmanın Türkiye’ye Olası Etkileri biliyor musunuz ?
Türkiye, küresel ısınmanın potansiyel etkileri bakımından risk grubu ülkeler arasındadır. Küresel ısınmanın, Türkiye üzerine etkileri su kaynaklarının azalması, orman tahribatı, çölleşme ve tarım alanlarının yok olması şeklinde olacaktır.
IPCC’ nin 2002 yılında yayınlanan 5. teknik raporunda;
1901-2000 yılları arasında Türkiye’de,
“Her on yılda sıcaklığın 0,2 ºC kadar arttığı,
“Yağışta ortalama %10 düşüş olduğu,
2071-2100 yılları arasında ise,
“Samsun’dan Adana’ya bir hat çizildiğinde bunun batısında kalan bölgenin 3-4 ºC , doğusunda kalan bölgenin 4-5 ºC civarında ısınacağı,
“Günlük yağış miktarının 0,25 mm’ ye kadar düşeceği,
“Buharlaşmanın artacağı,
“Yaz kuraklığının artacağı,
“Kuraklığın artışı, yağışların azalışı dolayısıyla orman yangınlarında artış olacağı,
“Su kaynaklarındaki fakirleşmeye bağlı olarak iç sularda yaşayan balık türlerinde azalma yaşanacağı,
“Arazi kullanımında meydana gelecek değişikliklerin erozyonu artıracağı, belirtilmektedir.
IPCC’ nin beklenen son iklim raporu Şubat 2007’de, Paris’te toplanan Hükümetler arası iklim uzmanları tarafından gerçekleştirilen ve bir hafta süren panel sonrasında açıklandı. Çevre ve iklimsel değişim için alarm veren rapor, 2001 yılı raporundan daha karamsar rakamlar içeriyor. Raporun en korkutucu verisi küresel ısınma rakamları oldu. Buna göre, yüzyılın sonuna kadar hava sıcaklığı 1,8 ila 4 derece arasında artış gösterecek. Raporun diğer çarpıcı bir sonucu da, insanın artık şüphe götürmez derecede bu ısınmanın baş sorumlusu olduğu. 2001 yılında hazırlanan raporda küresel ısınmanın yüzde 66’sının insandan kaynaklandığı belirtilirken, son raporda bu oran yüzde 90’a ulaştı.
16) Dünya da iki veya daha fazla ülkenin politik sınırlarını geçen 261 adet sınır aşan su havzası bulunduğunu biliyor musunuz ?
Dünya da iki veya daha fazla ülkenin politik sınırlarını geçen 261 adet sınır aşan su havzası bulunmaktadır. Dünyadaki toplam 145 ülkenin sınır aşan nehir havzalarında toprağı bulunmaktadır. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü tarafından yapılan araştırmalarda 1805 ile 1984 yılları arasında sınır aşan sular konusunda yapılmış 3600 anlaşma bulunmaktadır.
17) BM tarafından hazırlanan “Uluslararası Suyollarının Ulaşım Dışı Amaçlarla Kullanılmalarına İlişkin Sözleşme”ye sadece 12 ülke tarafından onaylanmış olması nedeniyle yürürlüğe girmediğini biliyor musunuz ?
BM tarafından uzun uğraşlarla hazırlanıp 1997 yılında Genel Kurul tarafından kabul edilen “Uluslararası Suyollarının Ulaşım Dışı Amaçlarla Kullanılmalarına İlişkin Sözleşme” (BM’nin o zamanki 185 üyesinden 133’ünün katıldığı oylamada 103 kabul,Türkiye dahil 3 ret ve 27 çekimser oy kullanılmıştır) 35 üyenin onay işleminin tamamlanmasından 90 gün sonra yürürlüğe girecekti. Ancak bugüne kadar sadece 12’si tarafından onaylanmış olması, kabul oyu veren ülkelerde de birçok tereddüt bulunduğunu göstermektedir.
18) Fırat nehrinin taşıdığı su miktarı kadar bir suyun kürtlerin denetimi altındaki yörelerden dicle nehrine katıldığını biliyor musunuz ?
Dicle Nehrinin Şat-tül Arap yakınlarında Fırat’la birleşmeden önce yıllık ortalama su potansiyeli 53 milyar m 3 olup, bu miktarın 21 Milyar m 3 ’ü Türkiye sınırlarında Irak’a intikal etmekte 32 milyar m 3 ise tamamen Irak Sınırları içinde oluşmaktadır. Diğer bir ifadeyle Fırat nehrinin taşıdığı su miktarı kadar bir suyun kürtlerin denetimi altındaki yörelerden Dicle nehrine katılmaktadır.
Kerkük’teki petrol kaynakları, denetlenen bu su kaynakları ile bölgeyi stratejik doğal kaynaklar açısından oldukça zengin kılmaktadır.
Günümüzdeki tehlike, karbondioksit ve diğer sera gazlarının miktarındaki artısın bu doğal sera etkisini şiddetlendirmesinde yatmaktadır.Binlerce yıldır dünyamızdaki karbon kaynakları kararlı kalırken, şimdi modern insanoğlu aktiviteleri-fosil yakıtların kullanımı, ormanların yok oluşu, aşırı tarım yapılması, atmosfere büyük miktarlarda karbondioksit ve diğer sera gazlarının atmosfere salınmasına sebep olmaktadır.
19) Türkiye’nin, 26 adet "ana" su toplama havzasından oluştuğunu biliyor musunuz ?
Türkiye, 26 adet "ana" su toplama havzasından oluşmuştur. Bu havzaların yerleri ve temel özellikleri aşağıda görülmektedir. Ülkemizde planlama konusunda karşılaşılan sorunların ana temelinde "havzaların tabii sınırları" ile idari örgütlenmenin sınırlarının farklı olması yatmaktadır. Su ve toprak kaynaklarının geliştirilmesi görevini üstlenmiş olan Devlet Su İşleri (DSİ) ülke çapında 25 adet bölgede örgütlenmiştir. Kırsal kesime götürülecek hizmetlerden sorumlu olan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 18 bölgesi; Karayolları Genel Müdürlüğü'nün 17 adet bölgesi ve alt yapı faaliyetlerinden sorumlu olan İller Bankası Genel Müdürlüğü'nün ise 17 adet bölgesi bulunmaktadır. Bu bölgelerin büyük kısmının sınırları da yine kendi içinde farklıdır. Bunların yanısıra ülkemizde bir de il sınırları vardır ki, nüfus artışının da içinde bulunduğu bir dizi nedenden ötürü, bunlar son yıllarda en çok değişikliğe uğrayan sınırlardır. Mevcut yasalara göre örneğin Çevre Mevzuatı açısından, il sınırları içerisinde en yetkili makam mülki amir olan Vali olmaktadır. Su kaynaklarının kirlenmesinin kontrolunun ancak havza bazında planlama yapılarak gerçekleştirilebileceği açıktır. Ancak bir su toplama havzası sınırları içerisinde 3-4 ilin kısmen dahil olması durumunda, genel koordinasyonun gerçekleştirilmesinde şu anda yaşadığımız aksaklıklar olmaktadır. Bunların yanı sıra Çevre Bakanlığı taşra teşkilatlanması il müdürlüğü bazında olmaktadır ve şu ana kadar 32 il müdürlüğü kurulmuş bulunmaktadır.
20) Su kaynaklarının yönetiminde 17 tane farklı kurum, kuruluş ve kişilerin sorumlu olduğunu biliyor musunuz ?
Ülkemizde su kaynaklarının yönetimi, planlı gelişimi ve korunması konusunda çeşitli kamu ve özel sektör kuruluşları görevlendirilmiş bulunmaktadır. Kurumsal çerçevede bu yapı; karar vericiler, yöneticiler ve kullanıcılardan oluşmaktadır. Başbakanlık, DPT ve Bakanlıklar karar mekanizmalarında yer alan; Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, Elektrik İşleri Etüd İdaresi (EİEİ), İller Bankası, İl Özel İdareleri ve benzer kuruluşlar yönetim ve geliştirme yapan; çiftçiler, Su Kullanıcı Birlikleri ve diğer su tüketicileri de, su kullanan aktörlerdir.
Su yönetimi konusundaki yatırımcı kurum ve kuruluşlar; DSİ, EİEİ, Çevre ve Orman Bakanlığı ve İller Bankası'dır. Başlıca izleyici-denetleyici kurum ve kuruluşlar ise; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, İl Özel İdare Müdürlükleri, Belediyeler, Çevre ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Özel Çevre Kurumu Başkanlığı, DPT Müsteşarlığı, TUİK ve üniversitelerdir.
21) Ülkemizde günlük su tüketiminin dünya ortalamasının altında olduğunu biliyor musunuz ?
Ülkemizde günlük su tüketimi 1995 yılında 106L/kişi/gün iken 2000 ılında 11L/kişi/gün seviyesine yükselmiş olmasına rağmen halen ortalama 150L/kişi/gün olan dünya ortalamasının altındadır.
22) Türkiye’de sınır aşan/sınır oluşturan su kaynaklarının toplam potansiyeli 66,4 milyar m 3 olup bunun toplam potansiyel içindeki payı %36’yı bulunduğunu biliyor musunuz ?
Türkiye’de sınır aşan/sınır oluşturan su kaynaklarının toplam potansiyeli 66,4 milyar m 3 olup bunun toplam potansiyel içindeki payı %36’yı bulmaktadır.Türkiye’den doğup komşu bir ülkeye geçen, ya da komşu bir ülkeden doğup Türkiye ülkesine geçen, Çoruh, Aras, Meriç, Asi, Fırat ve Dicle gibi akarsular, Türkiye’nin sahip olduğu sınır aşan suların başında gelmektedir. Bunlardan Çoruh Nehri’nin su hacmi yıllık 6.1 milyar m 3 ’dür. Türkiye’den doğar ve Gürcistan’a geçer. Öngörülen sulamaların büyük çaplı olmaması, daha ziyade elektrik enerjisi üretimi maksatlı kullanılması ve ilgili barajların düzenleyici etkisinden dolayı Gürcistan ile sorun yaratmamaktadır. Aras Nehri yıllık 3,5 milyar m 3 su potansiyeli taşır. Yine Türkiye’den doğar ve Türkiye-Ermenistan sınırını teşkil edip daha sonra da İran topraklarına geçer. Aras Nehri’nin ve bu nehrin kolu olan Arpaçay’ın kullanılmasına ilişkin 1927 tarihli sınır sularından ortaklaşa faydalanmayı öngören bir çerçeve antlaşma mevcuttur.
23) Fırat Nehri’nin iyi kalitedeki suyunun bile her yıl 10 dekarlık bir alanda 1,1 ton civarında eriyebilir tuzlarını toprağa verdiğini biliyor musunuz ?
İklimi kurak ve sıcak, yağışı az bölgelerde tarımsal üretim ve verimi arttırmak amacıyla toprağa kontrolsüz olarak verilen sular, içlerinde doğal olarak bulunan tuzu toprağın içine dâhil ederler. Fazla verilen bu su, aynı zamanda taban suyunu yükseltmek suretiyle toprak ve taban suyu içinde bulunan tuzları da yukarı doğru harekete geçirir. Sıcağın etkisiyle beraberinde toprak yüzeyine kadar taşıdığı tuzları burada bırakarak, hızla buharlaşmak suretiyle, toprak yüzeyinde buzlanmalar oluşturur, tarımsal üretimi sınırlar ve verimi düşürür.Fırat Nehri’nin iyi kalitedeki suyu bile her yıl 10 dekarlık bir alanda 1,1 ton civarında eriyebilir tuzlarını toprağa vermektedir.
24) Ülkemizde günlük su tüketiminin dünya ortalamasının altında olduğunu biliyor musunuz ?
Ülkemizde günlük su tüketimi 1995 yılında 106L/kişi/gün iken 2000 ılında 11L/kişi/gün seviyesine yükselmiş olmasına rağmen halen ortalama 150L/kişi/gün olan dünya ortalamasının altındadır
25) Dünyada 2,3 milyar kişinin sağlıklı suya hasret olduğunu biliyor musunuz ?
1,4 milyar insanın yeterli içme suyundan yoksun olup, 2,3 milyar kişinin sağlıklı suya hasrettir. 2025 yılında ise 5 milyar kişinin su sıkıntısı yaşayacak olup, bu 5 milyar kişiden 1 milyarda açlıkla karşı karşıya gelecektir.
26) Türkiye’nin sınırlarının %22 sini nehirlerin belirlediğini biliyor musunuz ?
Türkiye’nin sınırlarının %22 sini nehirler belirlemektedir. Sınır oluşturan sular ise; Meriç Nehri(Bulgaristan-Türkiye-Yunanistan), Aras Nehri(Türkiye-Azerbaycan-İran-Ermenistan), Arpaçay (Türkiye-Ermenistan), Hezil (Diclenin kolu, Türkiye-Irak), Mutlu Deresi(Türkiye-Bulgaristan)
27) GAP dahil yukarı tüm havzadaki tüm tesislerin gerçekleştirilmesinden sonra Türkiye’den kaynaklanan suların normal koşullarda Fırat’ta %40’ı Dicle’de %65’i komşu ülkelere akmaya devam edeceğini biliyor musunuz ?
Fırat nehrinin ortalama suyunun beşte dördünden, Dicle nehrinin ise beşte ikisinden fazlası Türkiye’den kaynaklanmaktadır. Bölgede GAP dahil yukarı tüm havzalardaki tüm tesislerin gerçekleştirilmesinden sonra Türkiye’den kaynaklanan suların normal koşullarda Fırat’ta %40’ı Dicle’de %65’i komşu ülkelere akmaya devam edecektir
28) BM’nin hazırladığı Su Raporu’na göre Türkiye 2025 yılında su sıkıntısı çekeceğini biliyor musunuz ?
BM’nin hazırladığı Su Raporu’na göre Türkiye 2025 yılında su sıkıntısı çekecektir. Ayrıca 2040 yılında ise elindeki su rezervleri yüzünden Türkiye’ye savaş açılacaktır. Aynı teşkilat Su Zirvesi nedeniyle hazırlanan bu raporda; Türkiye ile ilgili çarpıcı tahminler yer almaktadır. Bu raporda; 21. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren özellikle Ortadoğu ve Arap Yarımadası’nda büyük bir sıkıntı çekileceği belirtilmektedir. Kritik tarihler ise 2005, 2025, 2040’tır. Şu anda dünya üzerindeki 188 ülkenin 50’sinde kullanma suyu sıkıntısı çekilmektedir. 2005 yılının kuraklık için dönüm noktası olduğu kaydedilmiştir. Türkiye 2005 yılından itibaren kuraklığın baş göstereceği ülkelerden birisidir. Su sıkıntısı Türkiye dışında Arap yarımadası, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da başlayacaktır.
BM raporu 2040 yılını Türkiye için ‘Kritik Yıl’ olarak görmektedir. Aynı yıllarda Suriye ile Irak su sıkıntısından kırılacak, tarlalarda ekin yetişmez hale gelecektir. Dicle ve Fırat Nehirleri Türkiye’nin can damarı haline gelecektir. BM, bu tarihte bölgede sınır aşan nehirler yüzünden savaşların çıkmasından şüpheleniyor. Irak ve Suriye’nin ‘Hiç düşünmeden’ Türkiye’deki barajlara füze saldırısı düzenleyeceği de ihtimaller arasında denilmektedir
29) Bugüne değin, İsrail-Suriye görüşmelerinde, Golan Tepelerinin su kaynaklarına ilişkin pazarlıklarda, anlaşmazlığın çözümü için Fırat nehri’nin su potansiyeli denkleme dahil edilmeye çalışıldığını biliyor musunuz ?
Suyun yaklaşık %20’sini, işgal altında bulundurduğu Golan Tepeleri’nden karşılayan ve Filistin’in kullanmasına kota koyarak Batı Şeria’daki su kaynaklarının büyük bir bölümünü kullanan İsrail’in, bölgedeki bu düzenlemelere seyirci kalması beklenemeyeceği gibi bu konuda düzenleyici rol alması da sürpriz değildir.
Bugüne değin, İsrail-Suriye görüşmelerinde, Golan Tepelerinin su kaynaklarına ilişkin pazarlıklarda, anlaşmazlığın çözümü için Fırat nehri’nin su potansiyeli denkleme dahil edilmeye çalışılmıştır. Bu yaklaşımın yakın bir gelecekte güçlenerek yeniden gündeme gelmesi şaşırtıcı olmayacaktır.
30) Dünya su ticaretinin hacmi 2000 li yılların başında 800 milyar doların üzerinde olup ve bu boyuttaki pazar sadece dünya nüfusunun yüzde 6 sına hitap etmekte iken, 2015 yılına geldiğinde özel şirketlerin pazarladığı suyun dünya nüfusunun yüzde 17 sine ulaşması ve parasal boyutunun da triyonlarca dolara tırmanmasının beklendiğini biliyor musunuz ?
ABD’nin en büyük su ve suya ilişkin sair hizmetleri üreten şirketi olan United Water Resources şirketi, 2000 yılında dünyanın en büyük su şirketi olan Suez/Fransa tarafından satın alınmıştır. Fransa’nin ikinci büyük su şirketi olan Vivendi ise 1999 yılında ABD’nin U.S. Filter su şirketini satın almıştır. Bir Alman su şirketi olan RWE ise American Water Works şirketini satın almıştır. Su şirketleri arasında büyüme ve bir birlerini satın alma sadece Avrupa ve ABD ile sınırlı değildir.
Dünyanın bu dev su şirketleri gelişmekte olan ülkelerde de su şirketlerini satın almakta ve su işletmeciliği yapmaktadır. Dünya su ticaretinin hacmi 2000 li yılların başında 800 milyar doların üzerindedir ve bu boyuttaki pazar sadece dünya nüfusunun yüzde 6 sına hitap etmektedir. Ancak 2015 yılına geldiğinde özel şirketlerin pazarladığı suyun dünya nüfusunun yüzde 17 sine ulaşması ve parasal boyutunun da trilyonlarca dolara tırmanması da beklenmektedir.
31) Dünya su pazarı piyasasının geniş ölçüde 10 çok uluslu şirketin denetiminde olduğunu biliyor musunuz ?
Dünya su pazarı piyasasının geniş ölçüde 10 çok uluslu şirketin denetiminde olduğu ileri sürülmektedir. Santiago’nun dipnot 6 da yer alan çalışmasındaki bilgilere göre bu on süper şirket şunlardır; dünyanın en büyük iki özel su şirketi Fransa’da olup isimleri “Vivendi Environment” ve “Suez Lyonnaise des Eaux” dur. Suez, 130 u aşkın ülkede faaliyet göstermekte ve 115 milyon kişiye su satmaktadır. Vivendi ise 100 ü aşkın ülkede 110 milyon kişiye su satmaktadır. Bu iki şirket özel şirketlerin pazarladığı suyun yüzde 70 ini satmakta ve yıllık ciroları toplamı 70 milyar doları aşmaktadır. Bu iki şirketi, büyüklük itibariyle şu şirketler izlemektedir; Bouyguess-SAUR(Fransa), RWE-Thames Water(Alman-İngiliz), Bechtel-United Utilities (ABD), Enron-Azurix(ABD). Fransız firması Bouyguess 80 ülkede faaliyet göstermektedir.
Yukarıda isimleri sayılan on şirket dünya su kaynaklarının işletilmesini ele geçirmek için bir birleriyle kıran kırana rekabet içindedir. Su kaynakları konusunda danışmanlık hizmetleri veren bir İngiliz şirketinin çalışmalarına göre, 1997-2010 döneminde Asya kıtasında özel su şirketlerinin su ve kanalizasyon kaynaklarını işletme payı yüzde 1 den yüzde 20 ye çıkacaktır. Aynı dönemde Fransa ve İngiltere dışındaki Avrupa ülkelerindeki su kaynaklarının özel şirketlerce işletilme oranının da yüzde 24 e yükselmesi beklenmektedir. 2010 yılında dünyanın dört kıtasında özel şirketlerce işletilen su kaynaklarının oranının şöyle olması beklenmektedir; Avrupa (Fransa ve İngiltere dahil) yüzde 55, Kuzey Amerika yüzde 15, Latin Amerika yüzde 60, Afrika ise yüzde 33 olacaktır. Dikkat edilirse Kuzey Amerika’nın su özelleştirmesinde ciddi bir artış beklenmemektedir.
Bu verilerden de görüldüğü üzere, dünya su kaynaklarının özelleştirilmesinin yüksek bir ivme ile devam etmesi hedeflenmiştir. Bu yöndeki gelişmeden aslan payını yukarıda sayılan on şirketin alacağından da kuşku duymamak gerekir. Bu şirketler su kaynaklarını ya doğrudan kendileri satın almakta, ya da çeşitli ülkelerdeki özel şirketleri satın alma yoluna gitmekte veya su hakkını alacakları ülkelerde filyaller kurmaktadırlar. Su şirketlerinin sermaye yapısı da petrol şirketlerinde olduğu gibi birbirlerinin içine geçmiş durumdadır. Su şirketlerinin ortakları arasında ülkelerinin önde gelen bankaları da yer almakta ve yeni şirketleri ele geçirmede ve yeni ülkelere yerleşmede önemli kaynak sağlamaktadırlar.
32) Dünyada su kaynaklarının özelleştirilmesine yönelik gelişmeler uluslar arası kuruluşlar tarafından da özendirildiğini biliyor musunuz ?
Dünyada su kaynaklarının özelleştirilmesine yönelik gelişmeler uluslar arası kuruluşlar tarafından da özendirilmektedir. Bu bağlamda Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), Hizmetler Sektörü Ticareti Genel Anlaşması (GATS) çerçevesinde üye ülkeleri su hizmetleri sektörlerini uluslar arası rekabete ve girişime açmaya zorlamaktadır.
IMF ve Dünya Bankası da izledikleri borç verme politikaları çerçevesinde özelleştirme programlarını özendirmektedirler. Bu uygulamalar su ve kanalizasyon sektörlerini de etkilemektedir. Özellikle IMF ile stand-by anlaşması yapan ülkelerin uyguladıkları sıkı maliye ve para politikaları ve özellikle yüksek oranlı faiz dışı fazla hedefleri de kamu sektörünün su ve kanalizasyon hizmetlerinin finansmanına ayrılan kamu fonlarını baskı altına almakta ve bu alanlarda gelişmenin özel sektör yatırımları ve yabancı sermaye ile yapılmasını zorunlu hale getirmektedir.
Bir makalede şu iddia ileri sürülmüştür; “Son on yılda su projelerine verdiği 20 milyar dolar ile Dünya Bankası özelleştirmelerin temel finansörü olmuştur. Dünya Bankası, hükümetlere verdiği borç anlaşmalarına koyduğu su özelleştirilmesi hükümleri ve özel sektörle ilgili yan kuruluşu IFC aracılığı ile su şirketlerinin amaçlarına hizmet etmiştir.
Aynı şekilde Avrupa Birliği’ne üye ülkeler de uluslar arası kuruluşları gelişme yolundaki ülkelere yapılacak yardımların özelleştirme politikaları ile bağlantılı olması konusunda etkilemektedirler.
33) Son yıllarda gelişme yolundaki ülkelerde yer alan suların özelleştirilmesi uygulamalarından bazı örneklerin aşağıdaki gibi olduğunu biliyor musunuz ?
* Mart 2001 tarihinde Vivendi, Çin’in Tianjin kentinin su tesislerinin yenilenmesi işlerini almıştır. Bu projenin finansmanı için Asya Kalkınma Bankası 130 milyon dolar kredi vermiştir.
* 2002 yılında Dünya’nın bir ve iki numaralı özel su şirketleri olan Suez ve Vivendi, Çin’de büyük su sıkıntısı çeken kentlerindeki su sistemlerinin yönetimi için 50 yıla varan uzun vadeli sözleşmeler imzalamıştır.
* Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi şehrinin sular idaresi Vivendi şirketine satıldı.
* Coca Cola, Pepsi, Nestle ve Danone Hindistandaki maden suları piyasasına 1990 lı yıllarda girdiler ve halen piyasanın yüzde 35 inden fazlasını kontrol eder konuma gelmişlerdir
34) Dünyanın en büyük su şirketlerinin, Antalya’da belediye su işletmeciliği imtiyazını 10 yıllık süre ile aldığını; İzmit’te Yuvacık Barajı işletme imtiyazı 16 yıllığına küresel bir şirkete devredildiğini biliyor musunuz ?
Dünyanın en büyük su şirketleri, Antalya’da belediye su işletmeciliği imtiyazını 10 yıllık süre ile el koymuş; İzmit’te Yuvacık Barajı işletme imtiyazı 16 yıllığına küresel bir şirkete devredilmiş; Çeşme-Alaçatı Bursa su işletmeciliğinde benzer imtiyazlar çıkarılması için Dünya Bankası devreye girmiştir.
35) Antalya Belediyesi’nde 2000-2004 yılları arasındaki içme suyu fiyatları artış oranın %357’ye ulaştığını biliyor musunuz ?Antalya Belediyesi’nde Dünya Banksı Sisteminin bir sonucu olarak 2000-2004 yılları arasındaki içme suyu fiyatları artış oranı %357’ye ulaşmıştır. 2000 yılında m 3 ’ü 0, 295 YTL olan su fiyatı 2004 yılında 1,350 YTL’ye yükseltilmiştir.
36) Büyükşehir Belediyelerine ait 21 milyon kişiye hizmet veren 15 su ve kanalizasyon idaresinin 1998 yılında elde ettikleri toplam su geliri 218 milyon YTL olduğunu biliyor musunuz ?
Büyükşehir Belediyelerine ait 21 milyon kişiye hizmet veren 15 su ve kanalizasyon idaresinin 1998 yılında elde ettikleri toplam su geliri 218 milyon YTL olmuştur. Bu rakam 2007 yılı değerleri ve su arzında artış olmadığı kabulü ile 2,6 milyar YTL ye karşılık gelmektedir. Bu su geliri arzındaki artış dikkate alındığında yaklaşık 3,5 milyar YTL olarak karşımıza çıkacaktır.
37) Dünya nüfusuna her yıl eklenen 90 milyon kişiye yetecek miktarda tahıl üretmek için yılda fazladan 27 milyar m 3 suya ihtiyaç duyulacağını biliyor musunuz ?
Bir ton tahıl üretimi yapmak için yaklaşık 1000 ton su kullanımına gereksinim duyulmaktadır. Postel(1996) göre 1995 yılı itibariyle dünyada dolaylı yada dolaysız olarak kişi başına 300 kg tahıl tüketildiği belirlenmiş olup, bu tüketim düzeyi ile dünya nüfusuna her yıl eklenen 90 milyon kişiye yetecek miktarda tahıl üretmek için yılda fazladan 27 milyar m 3 suya ihtiyaç duyulacaktır. Bu da Fırat nehrinin ortalama yıllık akışına yada Çin’deki Sarı Irmağının yıllık akışının yarısına eşit bir miktar anlamına gelmektedir.
38) Otomobil üretimi için 300 – 400 ton su kullanıldığını biliyor musunuz ?
Endüstrideki Su kullanımına birkaç örnek verilecek olursak;(Teknolojiye bağlı ortalama olarak) 1 Otomobil üretimi için 300 – 400 ton, 1 ton Çelik Üretimi için 240 ton, 1 Varil (yaklaşık 200 lt) Ham petrolün rafine edilmesi için 7 ton, 1 kg Kumaş(Baskılı boyalı) üretimi için 200 Litre, Evlerdeki su kullanımına örnek; Banyo yapmak için (asgari) 50 - 60 Litre, Diş Fırçalama(Musluk Açık-3 dakika) 4 -5 Litre, Tuvalet için (asgari) 25 Litre, Bulaşık ve Çamaşır Makinesi (1 yıkamada) 100 - 120 Litre, Tarımsal Su kullanımında ise, en büyük kayıplar açık kanal yönetimi ile suyun iletiminde buharlaşma ile oluşmaktadır.
39) Mevcut su potansiyelimiz olan 112 milyar m 3 ün ancak % 36’sını geliştirebildiğimizi biliyor musunuz ?
2003 yılı itibariyle sulama sektöründe 29,6 milyar m 3 , içmesuyu sektöründe 6,2 milyar m 3 , sanayide 4,3 milyar m 3 olmak üzere toplam 40,1 milyar m 3 su tüketildiği hesaplanmak-tadır. Bu durum mevcut su potansiyelimiz olan 112 milyar m 3 ün ancak % 36’sını geliştirebildiğimizi göstermektedir. Yapılan planlamalara göre 2030 yılında elverişli su potansiyelimizden azami oranda yararlanılması hedeflenmektedir.
40) Dünyada 2,3 milyar kişinin sağlıklı suya hasret olduğunu biliyor musunuz ?
1,4 milyar insanın yeterli içme suyundan yoksun olup, 2,3 milyar kişinin sağlıklı suya hasrettir. 2025 yılında ise 5 milyar kişinin su sıkıntısı yaşayacak olup, bu 5 milyar kişiden 1 milyarda açlıkla karşı karşıya gelecektir