taylor price
One Nice Bug Per Day
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Game of Thrones Daily
Sweet Seals For You, Always
ojovivo
Today's Document

izzy's playlists!
I'd rather be in outer space 🛸

No title available
art blog(derogatory)
todays bird
Mike Driver

PR's Tumblrdome

tannertan36
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
No title available
YOU ARE THE REASON

Love Begins
Cosimo Galluzzi

seen from Mexico
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Singapore
seen from United States
seen from United States
seen from Italy
seen from United Kingdom

seen from Türkiye
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Panama
seen from United States
@xyzbtmn
more self love
*beni ne kadar sevemediğini hatırla.
Sarıldığımız son durak oldu
ben bi’ şekilde toparlanmak istiyorum ama nasıl yapacağımı bilmiyorum. devamlı onun sesini duymak, devamlı ona yazmak istiyorum ama bunu yapamam. yeterince yaptım ve ben sülük biri değilim, olmadım hiç; kendimden artık taviz veremem. benim artık geceleri uyumam ve gündüzleri kendimi derslerime/işime vermem lazım. yeni kursa başladım, işim var, arkadaşlarım yanımda.. ama olmuyor ve bunu aşmam gerekiyor. en son ne zaman mutluydum, en son ne zaman güldüm, en son gerçekten ne zaman bir şeyler hissettim bilmiyorum. bomboş gibiyim, organlarım bile yokmuş ve boşlukta süzülüyormuş gibiyim. nereye gidiyorum, kiminle ne konuşuyorum, ne olsun istiyorum fikrim yok. biri sizi nasıl hissizleştirir, biri sizin nasıl enerjinizi alır da gülümsemez hala gelirsiniz; işte ben bunun örneği oldum. yıllarca ‘olmam’ dedim, ‘kimsenin arkasından ağlamam’ dedim. dedim ve hepsini yedim. telefon ne işe yarıyordu, telefonum nasıl çalıyordu, ben eskiden telefonumu kaç kere şarj ediyordum, tumblrda nasıl vakit geçiriyordum, instagramda hangi postlara gülüyordum; artık hepsi kocaman bir soru işareti. bir odanın içinde günlerimi, haftalarımı, aylarımı geçirebilirim. kimseyi görmeden sürebilir yıllarım, bir tek o hariç. onu görmeden olmuyormuş gibi ve bu yüzden böyleyim. ne kadar yazık.. kendime dönmeliyim, bu ben değilim. ama nasıl.. umarım nasıl olacağını öğrenir ve tekrar burada olurum, tekrar gülümserim, tekrar bir şeyler hissedebilirim. okuyan varsa teşekkür ediyor ve güzel geceler/günler diliyorum.
Sana, seni severken veda etmek zorunda kalmanın ağırlığı gitmiyor, bilmiyorsun.
“It’s been a long time since I’ve been me.”
—
tell me about your day, i care
Göğsümü mesken tutan o enkazdan kaburga kemiklerim çiçeklenmiş bir şekilde çıktım. Başardım.
elimde ateşle, kimseye su taşımayacağım. içim kıvranırken ezilmekten, kimseyi yaşatmaya çalışmayacağım. ama sana canımı veririm.
Veririm
Verirdim.
Senin imtihanın elinin tersiyle ittiklerini geri almak istediğinde orada bulamayışın olacak.
Elimi tut ve tetiği çek.
Umarım yazdıklarımı bir gün sende okursun°
bazen masal olup gelmesini istersin ve kanıp kanmamak sana kalır.
Çizdim kendi aklımca hayatın resmini'
Geceyi karanlık kılan şey ışıksızlık sanıyorlar Veysel. Akla düşen karanlıkların suçunu atıyorlar gecenin üzerine. Yalnızlık bilhassa. Ölüm ve unutulmaya yüz tutmuş bir isim Veysel…gecenin tek suçu düşündürmektir oysa. Gerisi aklıyla zeki, aklıyla ayrıcalıklı ve yine o yüce aklıyla DELİREN insanın işi.
…
kar yağdığında yeryüzünde tuhaf bir aydınlık oluyo,gece olsa bile hissettiriyo kendini o ışık..yapacak olsam seni böyle özetlerdim