olmayanı oldurmak mı olandan şikayet etmek mi
deniyorum. sadece iyi yanlarını kendime göstermek için çabalarken bazen yoruluyorum. evet sorguluyorum. bunca fedakarlığa değecek mi? şimdi düşüncesi kalbimi sıkıştıran gelecek, gelecekte de böyle mi olacak yoksa kişiliğimin bir parçası olan karamsarlığın peşimi bırakmaması sonucu mu tüm bu saçmalıkları düşünüyorum? insan önce kendini sevmeli ve kendine yetebilmeli. biz daha bunu becerememişken maddi manevi her şeyimle biz’i iteklemeye yürütmeye hazır mıyım bilmem. prenses rolü kesenlerin hepimizden mutlu olacağı gerçeği bi miktar üzmeye başladı. her şeyi sırtlandığında gelen tamam çok seviyorum ve dünya üzerinde onun gibi bir kişi bile olduğunu düşünmüyorum a m a bu kadar da değer bilmezlik olur mu enayi miyim ben hissi? his demişken hayat boyu atlattığın şeyler asla az değil buralara kendini taşıyabilmen bile gözümde büyük bi erdem ama artık hissizleşmişsin. çoğu zaman anca asabiyetini yansıtıyosun ve bunu senin için varını yoğunu feda eden birine yapman koyuyor. dışarıya karşı melek olup içerde beni çürütüyosun. herhangi birinden bile daha aşağı konumda hissettiriyosun ve bilirsin ben bu tarz hislerle mücadele etmede zayıfım. heey sana diyorum. gerçekliğe uyan. kimse yokken ben vardım yanında ve planlarımıza bakarsak yine ben olmaya devam edicem. şartları biraz düzeltebilirsek sevinirim. her şeye rağmen sana inancım tam. beni yüzüstü bırakma. lütfen.












