Çocukluğundan Ayrılmanın Hüznü
Gece,su gibi berrak ve ay gibi geleceği parlak bir kızdı,çalışkandı.Çok güçlü bir kızdı ve bunu ona etrafından da çok söyleyen olmuştu.Onun istediği sadece mutluluk ve huzurdu.Ama nedense hep mutlu olmasına ramak kala bir sorun çıktı ve işler bambaşka bir hal aldı.Gecenin ailesiyle hiçbir sorunu yoktu neden olsun ki ama zamanla ailesiyle de arasına uçurumlar girdi ve koptular.Gecenin hayatı,babası Toprak Bey'in işi için taşındıkları mahallede değişti.Gece, o mahalleye taşındıkları andan beri farkındaydı bu mahallenin onlara iyi gelmeyeceğini ve hislerinde de yanılmadı.Onun istediği sadece huzurlu bir yaşamdı ama bunu bile ona çok gördüler ve yavaş yavaş içindeki yaşama sevincini de aldılar ondan.Gece,bu yeni mahalleye taşındıklarında 12 yaşındaydı ve 6.sınıfa başlayacaktı.Annesi Cennet Hanım ile birlikte evi yerleştirdikten sonra hep beraber ailece dışarıdan yemek söylediler ve yemekten sonra yorgun düşüp uyudular.Bu mahalledeki ilk günlerine güneş doğdu kahvaltı yapmak için hepsi yataklarından kalktılar ve Cennet Hanımın mis kokulu sofrasına doğru sürüklendiler.Kahvaltı günün en önemli öğünü ve Gecenin en sevdiği öğündü.Afiyetle her biri kahvaltısını ettikten sonra anne Cennet Hanım,Gecenin erkek kardeşi Bulut ve Gece yakındaki İlkokul ve Ortaokula doğru yol aldılar.Kayıtlarını da bu okula aldırdıktan sonra artık bu mahallede kalıcı olduklarına kanaat getirmişti Gece,hüznü gözlerinden okunuyordu.Ardından eve doğru yola çıktılar,Bulut çok heyecanlıydı ablasının yanına geldi ve
-"Gece,burayı bilmiyoruz hadi yeni yerler keşfedelim.",
Gecenin içinden hiçbir şey yapmak gelmiyordu ama kardeşini de kırmak istemezdi,teklifini geri çevirmedi hazırlandılar ve çıktılar.
Etrafta koşturan çocuklar,kapı önlerinde sohbet eden teyzeler ve köşelerde sigara içen serseriler...
Anlaşıldığı gibi İstanbul'un herhangi izbe bir mahallesine taşınmışlardı,eskiden oturdukları yerde serseriler yoktu etrafta ama burada mahalleyi serseriler yönetiyordu adeta.Her köşede bir serseri mutlaka vardı ve Gece bundan çok rahatsız oluyordu.Ama ne var ki babasının buradan taşınmaya hiç niyeti yoktu ve zaten ilk günleriydi.Neyse ki yarın okula başlayacaktı belki kendine göre birini bulur ve arkadaş olurdu.Gece zaten sıcakkanlı bir kız olduğundan herkesle kolayca arkadaşlık kurabiliyordu,zorlanacağı bir konu değildi bu.Eski mahallesindeki arkadaşlarını çok özleyecekti 8 yaşından beridir arkadaşı olan adaşı Gece ondan sadece 1 yaş küçüktü ve onu bırakıp buraya geldiklerinden dolayı içinde derin bir üzüntü vardı.Kardeşi Bulut'un kendisini dürtmesiyle bu derin düşüncelerden ayrılan Gece,Bulut'a döndü ve
-"Ne oldu?"
Bulut'un işaret etmesiyle balkona bakan Gece aşağı sarkmış bağıran kadını gördü,annesini
-"Gelin,yemek hazır.",
İki kardeş eve girdiler,babalarını televizyon karşısında ayaklarını uzatmış bir şekilde haber izlerken gördüler ve seslendi Gece,
-"Baba,hadi yemek hazır.",
Hep beraber sofraya oturdular,babası Toprak Bey sordu:
-"Ee ne yaptınız,iyi gezdiniz mi?",
-"Evet baba,ama burada çok serseri var", dedi Gece ve ekledi Bulut peşinden,
-"Burada yanında ben olmadan Gece dışarı çıkamaz,tekin değil buralar,ben onu korurum.",
Toprak Bey güldü ve
-"Ahh Bulut,sen ablanı korumak için fazla küçük değil misin?"
Bulut yüzünü astı
-"O benim ablam tabiki ben onu korumak zorundayım",
Bir sessizlik eşliğinde herkes yemeğini yedikten sonra Gece odasına çekildi ve hayal kurmaya başladı,hayaller insanı ayakta tutar,yarın büyük gün Gece...












