RMH

No title available
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
One Nice Bug Per Day
Sade Olutola

⁂

ellievsbear
macklin celebrini has autism
Misplaced Lens Cap
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

PR's Tumblrdome
DEAR READER
NASA
noise dept.

@theartofmadeline

Janaina Medeiros

titsay

if i look back, i am lost
hello vonnie
sheepfilms
seen from Greece
seen from South Africa

seen from Türkiye

seen from United States
seen from Greece
seen from Singapore
seen from United States

seen from United States

seen from Türkiye
seen from Argentina
seen from Argentina

seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
@yeniliklere
Daha yapamadığım onca şey vardı. Hayaliyle yanıp tutuştuğum bir defa da olacaksa olsun be dediğim. Hepsini yuttum bazen insan sığınacak liman ararken kalabalığın arasında kayboluyor.
Telefonun sahibi dışarıdan bakınca güçlü duran ama uzun süredir içten içe yorulmuş biriydi. İnsanlarla iletişimi kuvvetliydi; özellikle mesajlarında samimiyet, flörtözlük ve ince mizah vardı. Ama aynı zamanda sürekli tetikte yaşayan bir tarafı da vardı. Çalıştığı ortam onu zamanla yormuştu; sorumluluk hissi yüzünden kolay kolay “bırakıp gidemeyen” biriydi. Maddi yük taşıyordu ve bunu ciddiye alıyordu.
Kendine bakım veren biriydi. Saçıyla, kokusuyla, görünüşüyle uğraşıyordu. Odanın düzenini, aynayı, ışığı, estetiği düşünüyordu. Fotoğrafların nasıl göründüğüne önem veriyordu ama bunu gösteriş için değil, kendini biraz daha iyi hissetmek için yapıyordu sanki.
Arabasını seviyordu. Küçük detayları merak edecek kadar dikkatliydi; benzinden ekran ayarına kadar sorular soruyordu. Çiçekleri fark edecek kadar da etrafına bakıyordu. İnsanların çoğunun geçip gideceği şeyleri durup inceleyen bir yanı vardı.
Bazen çok yalnız hissediyordu. Özellikle geceleri yazdığı şeylerde bu hissediliyordu. Yorulduğunu açık açık söylemese bile yardım istemeye yaklaştığı anlar vardı. Ama tamamen vazgeçmiş biri değildi. Sürekli bir çözüm, bir çıkış yolu, biraz rahat nefes alma ihtimali arıyordu.
Aşk konusunda ise hem temkinli hem derin hisseden biriydi. Karşısındaki insanın niyetini anlamaya çalışıyor, kolay kolay tamamen teslim olmuyordu. Saygıyı önemsiyordu. İlgi görmek hoşuna gidiyordu ama sadece yüzeysel ilgi onu tatmin etmiyordu.
Ve en önemlisi:
Bu telefonun sahibi “anlaşılmak” isteyen biriydi. Sadece dinlenmek değil; gerçekten görülmek isteyen biri. Sorularının çoğu aslında bilgi aramak değil, kendi içindeki karmaşayı biriyle paylaşabilmek içindi.
Muhtemelen insanlar onu “güçlü biri” diye hatırlardı. Ama yakından tanıyan biri şunu bilirdi: O güç, biraz mecburiyetten oluşmuştu.
23 senedir baba kelimesini söylerken boğazım düğümlenir konuşamazdım. Yediğim dayakların ettiğin küfürlerin söylediğin sözlerin arkası kesilmezdi mesela. Baba kız görünce gözlerim dolar sessizce ağlardım. Başım hiç dik de durmadı mesela.
Aşk gerçekten birini iyi hatırlamakmış. 2026 yılının ilk yazısı bu olmalıydı. Kalbim geniş herkese aşık olup hoşlanan biriyim, en ufak sözü üstüme alınıp hayallere koşan. Hatta şaka gibi ama 5 sene boyunca aynı insanda takılı kalıp reddedilmeme rağmen o insan için çabalayan biriyim. Biriydim? Kimdim ben.
Neyse kısa keselim. Ben gerçekten aşık olduğumu o insan hayatımdan çıkınca anladım. Bir sene sonrasında. Onu iyi tanıyorum. Onu iyi hatırlıyorum.
Hoşgeldin yeni yaşım!
En güzelinden bir doğum günü olmadı yine 23. Senende ama üzülme bu demek değildir ki hep böyle geçecek. Bu sene birkaç hedef koydum sana bunları 13.09.2026 da tekrar okuyup yazmanı istiyorum.
1.) Faizde para olsun
2.) arabanı değiştirmeni istemiyorum ama adım at
3.) doğum gününde izin al!
4.) Doğum gününe sarhoş gir
5.) Acaba yazar mı? Doğum günümü kutlar mı diye düşünme insanlara karşı. Bırak kutlamasınlar sen kendine yetersin.
5.) Doğum gününde insanlara hediye almayı bırak bu çok tuhaf?
Fazla bir isteğim yok. Elinden geleni yaptığını biliyorum ve seninle gurur duyuyorum. İyi ki doğdum.
Uzun zaman sonra selam!
Hayatım için yeni bir adım atmış bulunmaktayım. Kendi evime çıktım! Sonunda o zaman geldi daha detaylı anlatacağım burayı çok özledim…
Oturdum içiyorum yine tek başıma. Her yudumda şarkıların sözlerine biraz daha gözlerim dolarken oturduğum bar taburesinde biraz daha yok oluyorum. Ellerim de tutmuyor zaten. Gözlerimde.
Ne yaparsan yap bazen yalnızsındır. Bu senenin başlığı bu olmalıydı. En unutulmaz anıları paylaştığın, en çok güldüğün ve birlikte en mutlu olduğun insan bazen seni alt üst edebilir. Yine yalnız başıma kahvemi aldım ve oturmuş bunları yazıyorum. Arayabileceğim hiç kimse yok rehberimde. Asıl komik olansa işim gereği bin kişiye yakın numara var. Onlar beni arayabilir ama ben onları arayamam. Bu olmaması gerekiyor. Bir kez bu kız nerede diye düşünmeleri lazım. “O bizim hayatımızda ne zaman arasak işlerimizi tamamlıyor bir kez olsun bir de ben arayayım.” Tek istediğim buydu aslında. Yüzüme vuran soğuk hava ve kahvemden çıkan buharlar gözümdeki yalı saklayamıyor. Bir kez olsun iyi misin? Sorusunu duysaydım burada olmazdım.
20.01.2025 19:41
Dereboyu, Lefkoşa.
Merhaba M izninle sana bir özür borcum var sen bilsende burada kalsın.
Aşağıdaki fotoğraf da bizden anı kalsın. Havaalanında konuşurken ilk defa ekran görüntüsü almıştım bizi.
Taslaklarda gezerken farkettim ki çok şey kaybetmişim. Seneler önce öylesine konuştuğum bir şeyler hissettiğim hatta anneme bile ilk kez birinden bahsettiğim adam. Uzak mesafeydik ve yakın bir arkadaşım sayesinde tanışmıştık. Her gün görüntülü konuşmalar, sabah günaydın mesajları ve gece görüntülü konuşurken uyuya kalmalar.. Zor bir hayatı vardı maddi manevi desteğe ihtiyacı olan biriydi. Bunlara asla sorun gözüyle bakmamıştım ben de hiç. Ben ikimize de yeterim diye düşünüyordum hep. O zamanlar bile böyle şeylere kafa yormayı sevmezdim zaten. Günler günleri ve aylar ayları kovaladıkça uzak mesafe yormaya başladı özlem ağır bastı. Esra ben geliyorum yanına dediği anı hiç unutamıyorum. Gülüp geçmiştim inanmadım çünkü ikimizde çocuktuk neredeyse. Zaten durumu yoktu ailesine bakması gerekiyordu ve burada nerede yaşayacaktı ne iş yapacaktı bunlar gün geçtikçe kafa yormaya başladı. Zaten geleceği kesindi tarih veya bu ay diye belirtmemişti zamanım vardı..
Ama sonra geldi. Hayatımın en dibe vurduğu ve doğru kararlar almadığım bir ayda geldi. Bir parkta gece 02:00 da buluştuk. Yanımda kuzenim onun yanında kuzeni (onlar sayesinde tanışmıştım M ile kuzeni ve kuzenimin ilişkisi vardı.) uzaklaştılar yanımızdan ve bir bankta oturduk birlikte. Donmuştum. Ne yapacağımı bilmeden oturdum o konuşuyordu ben dinliyordum kafamı eğmiş tırnaklarımdaki etler fazlalık gelmiş gibi onları tırnaklarımla yolmaya çalışıyordum. Beklediği tepkiyi almamıştı benden. Telefonda günün 7 saati görüntülü konuştuğu kız bu değildi. Gülümsemesi bir an olsun solmayan kahkaha atmaktan konuşmaya vakit bulamayan Esra bu şuan yanındaki kız değildi. O gün nasıl bitti hatırlamıyorum bile. Tek bildiğim eve gitmek ve bir daha yataktan çıkmak istemediğimdi. Diğer gün oldu ve beni aradı o zamanlarda kuzenimde kalıyordum ona daha yakın diye. Aşağıya inmesinde pencereye çıkar mısın seni görmek istiyorum dedi bana. Hayır dedim. O zamanlar idare edemiyordum kendimi şuan olduğu kadar duygularımı kontrol edemiyordum ve istemiyordum onu görmek. Dediğim gibi çok yanlış bir zamanda yanlış Esra ile tanışmıştı.
Kuzenim biraz kıskanç bir insandı. Öz kuzeninin mutlu olmasına katlanamayacak kadar kıskanç. Birlikte büyüdüğü aynı banyoda birbirlerinin saçlarını tarayarak duş aldığı öz kuzenini kıskanacak kadar birazcık. Kendi ilişkisini tutturamamıştı o zamanlar. Bana göre fazla deli dolu bir insandı zaten hep. M gün geçtikçe benim uzaklaşmamın nedenini az çok anlayıp daha çok yardım eli uzatıyordu bana. Çok sakin ve düşünceliydi hep bana karşı. Ben de bu çabasını fark edip kendimi zorlamaya çalışıyordum artık tabi bunu kuzenime de anlatıyordum sürekli belki bir motivasyon konuşması yapar diye bekliyordum her gün. Ama anlattıkça yüzü düşmeye başladı. Ben de anlatmaz oldum. Bir gün kızlı erkekli grubumuzla buluştuk. M kişileri tanımıyordu ama hepsini anlattığım kişilerdi daha öncesinde o yüzden sorun etmedi. Etsede tepkimden korkmuş da olabilir ani sinir krizlerimle çok karşılaşmıştı bunca süre içerisinde. Ama her defasında bana olan güvenini belli ediyordu bu da benim çok hoşuma gidiyordu zaten.
O gece kuzenimle ortak arkadaş grubumuz kuzenim evine geldi ve hep birlikte toplandık bir şişe cin de yanlarında getirmişlerdi. O zamanlar alkol ile hiç aram yoktu bir birayı bile zor bitiren biriydim ve cin hiç içmemiştim. İçmeyeceğimi arkadaşlarıma belirtip ortamdaki konuşmalara dahil olup gülüp eğlendik. En son kuzenim arkadaş grubumuzdan biriyle yakınlaştığını fark ettim daha doğrusu fazlasıyla göze çarpıyordu zaten. O an bir fikir ortaya attılar ve doğruluk mu cesaret mi oynamaya karar verdik. Soruya cevap vermeyen bir tekila shot atacaktı! Başta kabul etmesemde çoğunluk ısrar edince oyuna katılmaya karar verdim. Hep birlikte gülerek birbirimize komik şeyler yaptırıp tüm sırları açığa çıkarmak ile meşguldük :) sonra sıra bana geldi ve kendimle ilgili gerçekten birine açıklamak istemediğim şeyler sordular üst üste. Çok rahatsız olmuştum ve oyundan ayrılmak istediğimi belirttim hepsi itiraz etti ve en azından bir shot atmam gerektiğini söylediler. Daha fazla odak noktası olmamak için bir tekila içtim ve sakin kalmaya çalıştım. Oyuna devam ettim. En büyük pişmanlığım da buydu zaten. İlk en büyük pişmanlıkların başlangıcı. Her şişe bana geldiğinde içmem için cevap veremeyeceğimi bildikleri sorular yöneltiyorlardı ve 1..2..3..4 bitti. 4 shot sonrası hafif çakır oldum ve oyundan çıktığımı söyledim hepsine. Herkes salondaydı ve bir iki saate amcamlar eve gelecekti ben de birazdan dağılırlar diye düşünüp kuzenimin odasına geçtim ve biraz M ile konuştuktan sonra uyuyacağımı söyledim ona. İçtiğimi de söylemiştim biraz kızmıştı bana.
Görüntülü konuşalım mı dedi bana. Çok uykumun olduğunu ve telefonu koyabileceğim bir yer olmadığını söyledim kendisine sanki hissetmiş gibi ilk defa da ısrar etmişti ve ben ısrarlara katlanamayıp internetimi kapatıp uyku moduna geçtim. Uyumam uzunda sürmemişti zaten. Sabah olduğunda yanımda birininin bedenini hissettim ve bu kuzenim olamazdı yataklarımız ayrıydı ve bu cüsse ona ait olamazdı. Aniden yataktan doğrulup yanıma baktım ve arkadaşlarımızdan Burak yanımda uyuyordu. Hemen onu itip yataktan ittim ve yan yataktaki kuzenime baktım. Odaya bakınca dün herkesin gitmediğini ve 5 kişi bir odada uyuduklarını fark ettim. Burağın yanımda uyumasına canım sıkılmıştı sinirlenmiştim ama tepki vermedim herkes çok sıkışıktı ve büyük ihtimalle sarhoş halde öylesine ilk buldukları yere yatmıştı. Olayda yaratmak istememiştim açıkçası. Telefonumu elime aldım ve M dün gece kaç tane mesaj atmış diye bakmaya başladım. İnterneti açmamla arkası kesilmeyen mesajlarla karşılaşmayı hiç beklemiyordum. Ne olduğunu tek tek okumak yerine onu aramayı denedim ama sanki bunu bekliyormuş gibi saniyesinde reddetti aramamı.
Mesajları okumaya başladıkça tüm öfke gözümü kör etmeye başladı. Dün ne olduğunu bana soran onlarca soru vardı. Sinirlendiğim için sakinleşmeyi bekledim. Bu süreçte herkes uyanıp kendi evlerine gitmeye başladılar. En son kuzenimle ben kalmıştık amcamlar da işe gitmişlerdi zaten. Bir duş alıp kendime geldikten sonra M yi arama kararı aldım. Bu defa açtı. Bu kadar mıydı diye sordu bana. Bu kadar mı alçaldın? Ne oldu diye sormamla kuzenimin bile ona daha çok saygısı olduğunu ve dün o fotoğrafı atmasaydı onu uyutmaya devam edeceğimi söyledi. Telefonu hışımla kapatıp kuzenimin telefonunu elinden çektim ve onla konuşmalarına girdim. Dün Burak yanıma yattıktan sonra fotoğrafımızı çekip ona göndermiş.. Ona baktım ve sadece neden diye sordum eşyalarımı toplarken ve bana geçen sene adını hatırlamadığım eski sevgililerinden birinin sadece bana Esra’nın masumane bir güzelliği var dediğini neden olarak öne sürdü.
Devamı kaos. M Türkiye ye tekrar dönüş yaptı ve asla bana inanmadı. Kuzenimle o günden beri hiç görüşmedim. Ve başıma gelen o mükemmel insanı kuzenimin bir kıskançlığı yüzünden kaybettim. M seni üzdüysem özür dilerim ama ben de çok üzüldüm.
Tek başıma yine dışarı çıktım yazıyorum da yazıyorum ama kime? Onun cevabını bilmiyorum. Gülmeyi, daha doğrusu gülümsemeyi unuttum. İş hayatımı düşünüyorum benden en az 20 yaş büyüklerle çalışıyorum en küçükleri benim. Mobingi düşünebilir musunuz??!? En azından iyi para kazanıyorum. Katlanma nedenim daha doğrusu. Ama gülümsemeyi ve yaşamayı unuttum. Kendimi fazlalalık görmem normal mi? Biri karşımda konuştuğunda onunla aynı duyguları istesemde paylaşamamak normal mi? Kafayı yediğim yerdeyim.
Sene 2016 yine burada bir sayfada okumuştum sanırsam “Gidene mi daha zordur kalana mı?” Diye.
Kalana zormuş arkadaşlar.
Ben bu kadar.
Yazmam gereken kelimeler, söylemem gereken onca şey var ama sesim çıkmıyor. Uzun zamandır tamamen boşlukta gibiyim uyumuyorum, uyanamıyorum bomboş olan bu yaşantımı dolduracak hiçbir şey bulamamak benim sorunum mu? Deniyorum hem de çok deniyorum ama kendimi hiçbir yere ait, hiçbir şeye sabit hissedemiyorum. Çok sorumsuzum mesela gündelik işlerimi bile yapamaz hale geldim ve bu konuda artık çok zorlanıyorum. Bazen kırk yılın başı biri yazıyor konuşmaya kendimi zorluyorum ama kısa bir sürede cevap vermeye enerjim bile kalmıyor. Kapanıp gidiyor o defterde.
Ne zaman bu durum düzelir? Bu bir durum mu ki düzelecek!
Ben o kız çocuğunu büyüttüm kenara koydum ama içimde bir köşede hala kendi başına salıncakta sallanıyor. Öyle işte…
Bana burayı öğrett
Yaşayanlar anlıyor maalesef burayı sadece :(
En sevdiğim şarkıları açtım bugün, mutlu olmayı hak ediyorum ve seni düşünmeyeceğim diye başladım güne. İlk güzel gidiyordu sonra o şarkıya denk geldim sevgilim, hiç haberin yoktur da belki öylesine dinlediğin bir şarkıyı benim bizim şarkımız yapacağım. Belki ben abartıyorum sevgimi belki sevilmek istediğimden bu çabam ama sen yokken de çok güzel sevmeyi öğrendim seni. Ne fark ettim biliyor musun sevdiğim, kayboluyorum. Her şarkıda seni arıyorum ve yoruldum. Neden ben değil? Benden güzel sevilebilir misin sen? Dün bana yeni bir hayat kurmak istediğin insanı anlatırken çok kırıldım ben, bunca senelik çabam öyle bir derinden sarstı ki beni; nefesim kesildi. Bana ne yapman gerektiğini sorduğunda yine de dürüst davrandım sana mutlu olman için. Ama gerçekten yoruldum sevdiğim niçin bunca çabam? Niçin bu kadar ağır üzerimdeki yalnızlık? Ah, afedersin yine seni düşünmekten şarkıyı kaçırmışım.