Bunca yıllık karınım senin. Bir hata mı yaptım? Gururunu mu kırdım? Şimdi bunların karşılığını vereceğin yerde piç gibi ortada bırakıyorsun.
almost home
sheepfilms
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
No title available
he wasn't even looking at me and he found me

roma★

Andulka
macklin celebrini has autism

titsay

Kaledo Art
Monterey Bay Aquarium
cherry valley forever

#extradirty
NASA
Show & Tell

Origami Around

shark vs the universe

Janaina Medeiros
we're not kids anymore.
KIROKAZE

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States

seen from Ukraine

seen from Malaysia

seen from Canada
seen from Azerbaijan
seen from Saudi Arabia
seen from Bangladesh
seen from Türkiye

seen from Malaysia
seen from Türkiye

seen from United States
seen from Guatemala

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Switzerland

seen from United States
@zekidemirkubuz
Bunca yıllık karınım senin. Bir hata mı yaptım? Gururunu mu kırdım? Şimdi bunların karşılığını vereceğin yerde piç gibi ortada bırakıyorsun.
Çalışkanlığına sözüm yok, on numara. Ama gözleri deli bakıyor bu kızın. Böyle karılar adamın üstüne kalır, yuvasını yıkar!
Başımıza her şey onun bu hırsları, kindarlığı yüzünden geldi. Sadece size karşı değil, herkese karşı böyle.
Aşkın ve ihanetin gayya kuyusu... KOR 22 Nisan.
Hem nasıl bu kadar korkak hem nasıl bu kadar acımasız olabiliyorsun?
İki gün sonra dünyanın öbür ucuna gidiyorum, belki bir daha hiç görüşmeyeceğiz ama hala başına kalacakmışım gibi davranıyorsun. Böyle davranmanı gerektirecek ne yaptım ben sana!
Şakasına sahtekar dedim, gözümün önünde beş sene yaşlandın, bu kadar mı çok memnunsun kendinden?
Yaşadığınız şey anormal olmasına anormal ama kim bilir neyin, hangi ihtiyacın karşılığı!
İnsanın aşağılık bir ihanetin sebebi olmak dışında hiçbir anlamı olmaması katlanılır gibi değilmiş.
Oralar öyle muğlak, öyle karanlık yerler ki, neyin iyi geldiğini, neyin zarar verdiğini bilmemizin imkanı yok.
-Bekir, Bekir ne istiyorsun, gerçekten ne istiyorsun Bekir? Bu iş nereye gidecek böyle? +Nereye giderse… -Ne demek nereye giderse? +Öyle işte, olmuyor sensiz. Gel İstanbul’a dönelim. -Ne olacak dönersek? +Pederle arayı düzeltirim, işi gücü tekrar yoluna koyarım, beraber yaşarız, istersen evleniriz. Ya da bi daire tutarım size, annenle kardeşini alırız, size bakarım. Zagor’a da bakarım. Yine gidersin ziyaretine, hiç değilse bu sefalet biter, biraz mutlu oluruz. -Bekir, boş konuşuyorsun, kendini cevat sandın galiba, olmaz bu dediklerin; dünyada olmaz. +Neden? -Ya, ben bunları kabul etmem, bir daha dönmem İstanbul’a. +Ama neden? -Dönmem işte… +Ya ailen, onlar ne olacak? -Ne olursa olsun. +Lan bütün hayatın boyunca, orospuluk mu yapacaksın? -Evet, yapacağım. +Peki neden? -Nedeni yok. +Nasıl yok ya. -Yok işte, ben böyle istiyorum. +Kötülük ama bu istediğin. -O zaman kötülük istiyorum. +Tamam, o zaman ben burada kalırım. -İstemiyorum. +Ne zararım var sana ya? -İstemiyorum Bekir, hoşlanmıyorum senden işte. +Ne yapıyorum ki ben sana? -Ne yaptığın önemli değil, istemiyorum zorla mı? Bu böyle olmaz, bu gidişle kötü olacak, gururunu kırdıracaksın, daha fazla kötü olmadan hemen geri dön. +Bana akıl verme lan! -Sana akıl vermiyorum, olacağı söylüyorum. Hadi her şeyi bir kenara bıraktık, ya Zagor, duyarsa bu sefer kafana sıktırır. +Nah sıktırır, o kadar kolay değil işte o. -Nasıl kolay değil, ne çabuk unuttun başına gelenleri? Günahsız insanlara acı çektirmeye, çocuğunu öksüz bırakmaya değer mi? +Seninki değiyor mu? Ailen ne durumda biliyor musun, ne yiyorlar, ne içiyorlar haberin var mı? Takılmışsın bir psikopatın peşine, gidiyorsun ya. -Bu seni ilgilendirmez. +Lan insan bile değil o be. Sizi koruyan, evinize ekmek getiren adamı kalleşçe öldürdü, hem de ciğeri beş para etmez, adi bir kulampara uğruna. O sübyancı puşt, şimdi senin kardeşini sikiyor, haberin var mı, arkadaşları da ananı. Sen burada, bütün bunlara sebep olan o ibne için orospuluk yapıyorsun. -Siktir git lan! +Sen siktir git, amına koduğumunun orospusu! -Bu, seni son görüşüm olsun lan, bir daha yoluma çıkarsan, allahıma, kitabıma vurdururum seni, hem de kafana sıka.. +Siktir git lan! Siktir git, ağzını burnunu kırarım şimdi senin.
- Neden geldin? - Biliyosun. - Ne diyim ben şimdi sana? - Hiçbir şey deme, bir tek kalmama izin ver yeter, bak söz veriyorum bu sefer hiçbir şeye karışmayacam. - Kaç defa denedik biliyosun, nasıl inanayım sana? - Söz veriyorum, eğer durmazsam kovarsın. - Ya bela çıkarırsan? - Çıkarmam. - Ya çıkarırsan? - Çıkarmam ya, baktım olmuyo, bir kenarda kafama sıkarım! - Manyak manyak konuşma! - Eğer sıkmazsam siksinler! Benim de bir gururum var be. - Gördük. Son defasında bütün Konya’yı ayağa kaldırıp gittin. - Sen de aşağılama bizi, o taa ne zamandı. - Ben dönmenden yanayım. Artık iki çocuk babasısın. - Bunu yapma bana. - Sen de yapma, benim için hava hoş, iyi bile olur. Ama insaniyetli olmaz. Sana da yazık, ailene de.
- Sen de anla artık başka yolu yok bunun. Yazıkmış, kılmış, tüymüş hepsi hesap edildi bunların ya, her şeye hazırım diyorum sana. De ki iyilik ediyorsun, de ki sevap işliyorsun, herkesin inandığı bir şey vardır bu amına koyduğumun hayatında. Benimkisi de sensin, ne yapıyim!
Geçen gece çocuk hastaydı. İlacı bitmiş, almak için dışarı çıktım. Sağa sola saldırıp nöbetçi eczane arıyoruz. Birden durup dururken içim cız etti. Bi baktım gene aynı karın ağrısı. Öyle özlemişim ki seni. Dönerken bir meyhane gördüm. Bi tek içeri girdiğimi hatırlıyorum, bi de rakıya yumulduğumu. Arkasından en az dört cigaralık. Sonra gözümü bi açtım, karşıdan karlı dağlar geçiyor. Bi daha açtım, başımda bi çocuk; “Kalk abi” diyor “Kars’a geldik”. Otobüsten indim, yürümeye başladım. Dedim: “Allahım nerdeyim ben, burası neresi?”. Sonra güç bela burayı buldum. Kapının önünde durup düşündüm.
Dedim, “Bekir, bu kapı ahiret kapısı, burası sırat köprüsü, bu sefer de geçersen bi daha geri dönemezsin.”. “İyi düşün” dedim. Düşündüm, düşündüm, ama olmadı, dönemedim. Sonra “Bak oğlum” dedim kendi kendime. “Yolu yok, çekeceksin, isyan etmenin faydası yok, kaderin böyle. Yol belli, eğ başını, usul usul yürü şimdi.”