İçimde uzun uzun yazmaklar birikiyor ama gel gör ki satırlara dökebileceğim kelime dağarcığım yok. Bunun sonu ya kafes ya uçsuz bucaksız gökyüzü.
cherry valley forever

@theartofmadeline

No title available
styofa doing anything

titsay

izzy's playlists!

JVL
noise dept.

roma★
Jules of Nature
art blog(derogatory)
dirt enthusiast
Stranger Things

#extradirty

⁂
Misplaced Lens Cap

Origami Around
No title available
Xuebing Du
wallacepolsom
seen from United States
seen from United States
seen from Belarus
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Ukraine
seen from Singapore
seen from Netherlands
seen from Argentina
seen from Nepal

seen from Malaysia
seen from Venezuela
@ahubere
İçimde uzun uzun yazmaklar birikiyor ama gel gör ki satırlara dökebileceğim kelime dağarcığım yok. Bunun sonu ya kafes ya uçsuz bucaksız gökyüzü.
Yaşamak mühimdi ama ölmeyi seçtik
Hep bu debelenmeler devirdi bizi
her ölümün yüreğime bıraktığı ağırlığı taşıyamıyorum artık ruhumun selasını geciktirme Allah'ım
Acıları dev aynasında büyüten rezil bir hassasiyetim var. -Cemil Meriç
bazen insan iyi yaşamayı değil de sadece yaşamayı istiyor hani nefes alacağı bi alan
Hisler dökülüyor cümlelere, cümleler akıyor kalplere, kalpler yine dönüyor özüne. Böyle bir dans bu da kelimeler ve hislerle. Kuğucasına bazen çocukcasına. Seslerin ahengi, kelimelerin ardı sıra dizilişiyle oluşuyor senfoni. Dansa kaldırıyor hisleri ve hislerle dökülen cümleleri. Bazen şen bazen hüzün bazen nefretle karşılıyorlar birbirlerini. Birbirlerini tanımlıyor, yepyeni anlamlara salıyorlar. Böylesine güzel tablolar oluyorlar o hisli cümlelerin paragrafları. Hisli cümlelerin hisli her şeyin müptelasıyız vesselam. Dolu dolu yaşadım diyebilmenin de özü bu belki de. Hissetmeyi ve dahi yaşamayı unutmadığımız günlerimiz olsun tıpkı bu şiir gibi:
"Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır."
"Madem ki hepimiz günün birinde çekip gidicez. O halde bunca matem bunca kahır ne için? Hıı? Sizinkisi matem değil zaten korku. Korku! Hayat demek ölümü beklemek demektir. İşte,falanları filanları göriceğiz, birçok şeyin tadına bakiceğiz. Sonra da gidiyorum, elveda şarkısını..."
Toprağından koparılıp saksılar da yeşermeye zorlananlar
Solup solup açmalar
Yitip yitip dirilmeler
Gözleri griye doymuşların aradığı mavilikler
Gözleri siyaha doymuşların aradığı toz pembelikler
Gözleri arar dururların bulamadığı günler
Biter mi sandın bu özlemler
Eskimiş tozlanmış görüntüler
Tövbesi edilmiş tüm günahlar
Sildik camı çerçeveyi de geçmiyor izler
Kirlenmiş tüm çığlıklar
Belası bulmuş arayanını
Biter mi sandın bu sancılı dünler
Hepsi muamma hepsi gaip hepsi şaibeli insanlar
Hepsi kaçmış hepsi ürkek
Bilmek istemiyor kimse
Biter mi bu elvada diyişler
Sonun sonu gelecek bir gün
Bilmek istemiyor kimseler
Bir tutam huzur ile karşınızdayız. Sesi açıp izlemenizi tavsiye ederim. Çen Diego musun çen şu dişlere bak dhshdd
Razı olduklarınız ilk fırsatta size tekmeyi koyar ama yine de siz bilirsiniz. Kıraç abim yine de güzel söylemiş bir de.
Dünlere bakıyorum katı katı üzerine çekiyorum perde ama yine de kaçamıyorum Erkin baba
Bir Garip Bir Buruk Bayramlar
Yine bir bayram günü. Gittikçe anlamını yitirse de yine de buruk bir sevinci oluyor. Sevdiklerimin mezarına da uğramıyorum kaç senedir. Gerçi onlar biliyor benim vefasızlığımı, anlıyorlardır beni. Gitmek de gelmiyor içimden. Onlardan daha ölü hissetmek ve hala dünyada olmak ağırıma gidiyor. Hissizleştikçe leşleşmek işte benimkisi. Yine de umarım affolunmuşuzdur Allah'ım.
"ben çocukluk çağlarımdan beri
görülen görünen gösterilen dünyaya
alışmamak inadında kararlı takımı tuttum"
Tüm savaşlar bitti de tüm o hengamenin içinde kulaklarını kapatmış, unutulmuş bir çocuk gibiyim. Ayağa kalktığımda harabeler içinde kimse kalmamış, sessizlik her tarafı sarmış ve toz dumanları... Garip bir ölüm rahatlığı üstünde gezinip duruyorum. Savaşın hüznünü mü yoksa bitmişliğin sevincini mi taşıyayım? Bilmiyorum. Her şey o kadar nedensiz amaçsızca yaşanmış ki çocuksu bi kıkırdamakla acıyı duyumsamaktan başka bir şey yapamıyorum. Olsun neyse ki geriye oyun kuracak çok malzemem kaldı.
Tıkanmakta ısrar eden burnum 🤝🏻 onu hayatımızla tehdit eden ben
Onlarda ağlayacak yürek ne gezer Ferdi abim. Belki birkaç damla timsah gözyaşları. Kanmayınız.
Başlık Bulasım Gelmedi
Bazen sanki yaşadığım her şeyden o kadar uzaklaşıyorum ki kendimi tanıyamıyorum. Zaman akıp giderken ben, bir anda sıkışıp kalmışım ve zaman yine de hoyratça üzerimden akıp üstüne de akarken beni benliğimden sökmüş de algımı yitiriyorum gibi. Böylesine günler geçerken ise yüzümdeki o aptal gülümsemeyi kimse sormuyor. Çünkü gülümsüyor, hayat ona ne kadar da güzel kim bilir deniyor. Yanımda huzur bulduğunu söyleyen insanlar beni gamsız olarak etiketliyor. Sessizliğim onlar için bir çöplük görevi görüyor. İyice kayboluyorum ama herkesin tek derdi kendi çöplerinin olduğu çöplüğüm. Çöplüğüm ve gürültüleri. Algısızlığım onların bir nimeti. Bunun adına dertleşmek denir mi? Yoruldum. Ben yoruldum. İçim yoruldu. Ruhum yoruldu. Gönlüm yoruldu. Ne sıkışıp kaldığım ana gidebiliyorum ne de bu zamanda var olabiliyorum. Yoruldum. Nefes nedir bilmeden akıp giden zamanın hızına yetişmeye çalışmaktan yoruldum. Hiçbir şey anlamını bulmuyor ve zihnime güvenemiyorum. Yalanlarıma beni öyle inandırıyor ki bu kadar iki yüzlü olmayı da kaldıramıyorum. Suç ne? Neyin cezası bu? Bilmiyorum.
Birtakım Divane Meseleleri
Eski sevdalara, inceliklere, insan ilişkilerine bunlar için verilen çabaya özeniyorum. Eski şarkıların bile ruha dokunuşu o kadar farklı ki şimdikiler "aşk" adı altında şehvetlerini, ahlaksızlıklarını anlatıp insanın ufkunu, ruhunu daraltıyor. Bu çağa denk gelmeme isyan etmiyorum ama bu çağa uymak zorunda kalıp kirlenmişliklerimden dolayı kendime çok isyan ediyorum. Benliğim kabul etse de ruhum asla kabul etmiyor ve benliğimi sarsıp duruyor. Saatlerce ağlamalarım, uyumaya zorlamalarım sonra baş ağrılarım ve dahi kalp ağrılarım bitmiyor. Özlemlerim, dipsiz bucaksız özlemlerim ansızın gülerken yakalıyor veyahut ağlarken de gülümsetiyor. Bilmiyorum belki de divane oluyorum.
en tatlı Ramazanlar imtihanla başlar
iftara, sahura yapmam için yemek ve tatlı tarifi gönderen canım abim ve ablam vs mutfakta malzemelerden sadece yağ, yumurta ve baharat bulabilen ben 🤝🏻