Bazı anlar öyle bir hüzün rastlıyor ki ruhuma, anlatamıyorum hani. Acım kelimelere sığmıyor... Bazen öyle bir ölmek geliyor ki içimden, yaşayamıyorum hani. Hayat iki yakama da dar geliyor. Bir yönüm yok, bir evim yok, kimsem yok. Kendi kendime yuva olamıyorum. Birini de tutup çekemiyorum kendim için kazdığım o kuyuya. Kendimden başkasına hak göremiyorum o karanlığı sanki. Öyle bir bağlandı ki elim kolum sarılamıyorum birine. Sevmek ne, nerede, kiminle? Bilemiyorum. Benim şehrime hiç uğramadığı kesin ama. Dargınım bu yüzden sevmelere. Ben de gidemiyorum, kımıldayamıyorum bir yere. Mıhlandım sanki mezar denilen bu yere. Bir kapısı, bir sahibi olmayan uçsuz bucaksız bir deniz gibiyim. Ama gözünüzün görebileceği her denizden, her sahilden daha kirliyim. Nasıl kurtulurum ben ne yapabilirim? Kendi kendime ev olmayı nasıl öğrenirim? Şimdi çok uzaklarda yazarken ben bunu, sen çok yakından bakıp da içimdekileri anlayabilir misin? Merhaba güzel insan, ben senin milyonlarca versiyonundan sadece biriyim... Biri... Öyle bir birim ki ben hiçbir hesap kitapla iki etmeyen.











