"Ben onu anlıyordum.Yanlış yaptığında bile anlıyordum.Onu sevdiğim için anlayacak bir sebep buluyordum.O da öyle yapar sanmıştım.."
Dilerim “sanmak”kelimesinin hüznü çökmesin hiç üzerinize.
untitled
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Sade Olutola
YOU ARE THE REASON
One Nice Bug Per Day
tumblr dot com
todays bird

bliss lane
No title available
Noah Kahan
Today's Document
Monterey Bay Aquarium
hello vonnie
d e v o n
Fai_Ryy
he wasn't even looking at me and he found me

★
Misplaced Lens Cap
Not today Justin

roma★
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Belgium

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Canada

seen from United States
seen from Argentina

seen from United States

seen from Singapore

seen from France

seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Argentina
seen from United States
@anormalamanormal
"Ben onu anlıyordum.Yanlış yaptığında bile anlıyordum.Onu sevdiğim için anlayacak bir sebep buluyordum.O da öyle yapar sanmıştım.."
Dilerim “sanmak”kelimesinin hüznü çökmesin hiç üzerinize.
Bütün hücrelerim sen diye bağırırken karantılığın tam ortasında , direniyorum sensizliğe inan . Bu çaresizliğimin en derin yerlerinde bir yerlerde baş kaldırışımdır benim. Gözlerine bakmak için çırpındığım gecelerden kendimi aşşağıya bıraktığım derin bir kuyu oldun simdi sen . Umutsuzluklarımdan yeni umutlar çıkarttığım , zorla seni kendime katmaya çalıştığım saaatlerim günlerim geçerken ben üşüyorum bilmediğin duyguların beni sürüklediği diyarlarda . Kapattım gözlerimi simdi. Beni bul . Aramıyorsun belki de ama beni bul. İçinde biryerlerdeyim. En çıkmaz sokaklarından bile seni çıkarabilicek bi gerçeğim. Sesini duyunca yükselen kalp atışlarımın beni alıp götürdüğü sana yakın , bana uzak bi şehirdeyim. Sev beni ne olur ,aşktan yana ne varsa kat bana ne olur . Kat ki seninle çoğalayım ben, birken bin olayım bi hiçken varolayım sevginle. Başımı döndüren bu sehrin ışıkları şimdi gözüme bile gözükmüyor. Sensizlik karanlıkların en karanlığında bi ışık görme umuduyla yavaş adımlar atmak gibi . Hiç tutmadığım ellerin sanki simdiye kadar hep omzumda hisssettiğim bi dostun eli gibi. O kadar tanıdıksın ki bana seninle ağlamalıyız oturup , gülmeliyiz yada kahkahalarla ,yaşamalıyız seninle olabildiğince uzun olabildiğince temkinli ve aynı zamanda plansız. Sev beni ,şevkatine ihtiyacım var. Saçlarımın ellerinin arasında olmaya ihtiyacı var. İhtiyacım var sana. Sonsuz bir ihtiyac bu , yüreğimle , tüm benliğimle , aklımla , fikrimle herşeyimle sana ihtiyacım var. Bizim için , sana ihtiyacımız var.
İnsan değil de ağaç olsam
Dallarımın arasından rüzgar esse
Yapraklarım, çiçeklerim meyvelerim olsa!
Mevsimleri yaşasam…
Köklerimle toprağın derinliklerine sarılsam.
Kuşlar konsa dallarıma, yuva bile yapsalar…
Böcekler, karıncalar yollansalar içime…
Çürütseler oralarımı,
Ballarım, sakızlarım olsa
Gövdeme bir insan yaslanıp uyusa…
Ben bunları hiç bilmesem, sadece ağaç olsam
Erkan Oğur.....
dünya mı zor bünyem mi zayıf?
Ya efendisi olacağım kendi hayatımın, yada burdan gideceğim
“Yok olmaz erken daha, biraz geç kalın ne olur
hiç hazır değilim henüz.”
Neden insan en yakınındakini en uzakta hisseder?
Başarı tam zamanlı bir iştir,ve ben buna hazırım.
Dramını Seç!
Tarafımı seçtim.Aşkın varolduğuna bir kez daha inanmak istedim.İnanmışlıklarım benim dramlarımdı ,belki bir yenisini daha ekledim belki bir devrim yarattım.
"Haklıdan yana değil güçlüden yana olanlar korkak ve kaypak olurlar.Güç merkezi değişince döner,fırıldak olurlar!"
Ya tozu dumana katarsın, ya tozu dumanı yutarsın.Net.
"Aşk öyle bir histir ki,nereden geldiğini bilemediğimiz gibi,günün birinde nereye kaçıp gittiğini de bilemeyiz."
Yaşamak umarsızca.. yaşamak için cebelleşmek. Yaşadıkça ölüme daha çok yaklaştığını unutmak, yaşarken binlerce kere öldüğünün farkında bile olmadan yaşamak. Sonu baştan yazılmış bir hayatın içinde , baştan yenilmek , sona yenik düşmek..defalarca kalkmak. Bir gayesi olmalı insanın.bu boktan düzene değer bir nokta olmalı. ne kadar karanlık olsada kafamızın içi gülüşlerimiz aydınlatmalı yeni hikayeleri. Hikayeler hep sar baştan başlamalı , çocuklar hep aynı hevesle dinlemeli o hikayeleri. Çocuklar gibi şen olmalı , ama çocuklar gibi ağlamamalı düşünce. Hayata hep tepeden bakmalı ama hayatı küçük görmemeli.Kendimizle birlikte içimizdeki çocuğuda büyütmeli. hep küçük kalmak istesede , büyütmeli o çocuğu.. çok şey öğretmeli. Su gibi akıp giden zamanın rüzgarıyla savrulmamalı. O rüzgarla savaşmayı öğrenmeli....Baştan yazalım bu hikayeyi, en üste de küçük bir not düşelim. geçip giden zaman değil , ömrümüzdür. Ve bir ömür bir nesile çok büyük hikayeler yazdırabilmeli...
"Ben onu anlıyordum.Yanlış yaptığında bile anlıyordum.Onu sevdiğim için anlayacak bir sebep buluyordum.O da öyle yapar sanmıştım.."
Tercihlerin Dramı
Aşkın şehrine geldiğini düşürken insan,çıkmaz sokaklarla dolu karanlık bir gecenin içinde bulunca kendini şaşırıyor.İyi olmak kadar kötü olmakta bir ihtimaldi tabi.Şuanki ihtimal ne diye soracak olursanız ,tüm ihtimallerin ötesinde kötü ihtimallerin bile aklına gelmeyecek kadar çıkmaz bir andayım.Ve muhakeme edemiyorum.Artık ne iyi ne kötü bilmiyorum.O kadar kürek çektikten sonra kıyıya yaklaşmayı beklerken o derin hırçın suların içinde daha fazla kaybolunca o zaman kürek çekmenin iyiliğinide sorguluyor insan. Sana iyi gelecek şeylerin kötü geldiği ,aşk bu güzelleştirir dediğin aşkın seni çirkinleştirdiği, güveniyorum kelimesini her kullandığında hep eskisinden dahada az güven hissettiğin,başarırım varolurum ben , ben yaparım herşey benim elimde dediğinde sonradan gördüğün aslında hepimiz bir domino taşıyız ve birbirine bağlı hayatlardayız ,tek başına hiçbirşey yapamıyor insan aydınlanması.Bu düşünceler mi beni büyüttü,yoksa benmi onları?Büyümüş olmak git gide gözlerindeki o ışığın sönmüş olması demekmiş.Zamanla olgunlaşır insan dedikleri üzerine binen onlarca yükle savaşırken bazen gülmenin bile akla gelmediği o soğuk anlarmış.Ben yorgun düştüm artık.Ne ayağa kalkabiliyorum ne düşmeyi kendime yedirip kendimi bırakabiliyorum.Kararlarımın beni getirdiği noktada hayatada kızamıyorum, benim tercihlerimdi benim kararlarım..Pişman mıyım bilmiyorum.O dik başlı genç kızın o zamanlar üzülürsemde yaptım diye üzüleyim ,yapmadım diye keşkelerle düşünüp duracağıma gibi gibi lafları geliyor aklıma...Şimdi ise bu kararı sorguladığım gündeyim.Keşke deseydim ve yapmasaydım mı?Pişmanım ama iyiki yaptım, en azından ders aldım mı?Açıkcası hangisi kalbime su serpicekse onu seçmek isterim.Çokda kolay bir yol ayrımı değilmiş bu.Siz olsanız hangisini seçerdiniz?Vermiş olduğunum karar beni bu noktaya getirse bile kalıp sonunu görene kadar kürek çekmeye devammı etmeliyim?Yoksa baştan olmuyorsa sonunu görmeye gerek yok, olmadığını kabul edip zorlamadan küreği de kendimide derin sulara mı bırakmalıyım?Hayatın tam ortasındayım.Kararların tam ortasında.Kararsızlıkların tam ortasında.Yaşamın tam ortasında.Aşkın tam da ortasında..."Ortada Kalmak" kötü birşeymiş arkadaşlar..Ortada kalmak..zormuş.
Hayattaki yerini kimsenin belirlemesine izin verme. Hayat senin sen kendi yerini belirle.
Sabırla yönetilmesi gereken bir güne daha günaydın. Sabrın sonu selamet