Peaky Blinders denilince aklıma gelen iki şey. Thomas Shelby'nin en efsanevi sigara içişleri ve Tom Hardy

shark vs the universe
Game of Thrones Daily

JBB: An Artblog!
he wasn't even looking at me and he found me
Sade Olutola

oozey mess
h
will byers stan first human second
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Cosimo Galluzzi
almost home
KIROKAZE

★

Origami Around

Andulka
dirt enthusiast
d e v o n
NASA

No title available
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

seen from Netherlands

seen from Angola
seen from Angola
seen from Angola
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from France
seen from United States
seen from United States
seen from Syria
seen from United Kingdom
@auroraninincileri
Peaky Blinders denilince aklıma gelen iki şey. Thomas Shelby'nin en efsanevi sigara içişleri ve Tom Hardy
mantıklı.
Hay öyle diyen ağzını seviyim canım ya.
Herkes kendini düşünüyor. Herkes kendi bildiğini okuyor. Herkes senin ne düşündüğünü umursamıyor veya dinlemiyor. Herkes dünyanın sadece kendi etrafında döndüğünü düşünüyor ama yanılıyor. Birbirimizi anlasaydık belki hayatlarımız daha mutlu ve daha huzurlu olabilirdi
Çilek yerken bir şeye çok dikkat ediyorum. Tabağa en güzel çileklerden ikisini ayırıyorum. Diğerlerini bitirdikten sonra ikisinden de birer ısırık alıyorum, hangisi tatlıysa onu en son yiyiyorum. Bundan da büyük haz duyuyorum. Nasıl bi takıntım var hala anlamış değilim.
Liam Payne. 93 doğumlu, 2016 yılından beri Cherly'le evli ayrıca bir de çocukları var ve ben bunu yeni öğreniyorum 😑
Her yaptığı şeyi sosyal medya hesaplarından paylaşma derdi niye? Hayır yetmiyo aynı şeyi hem instagram hem facebook hem twitterdan atıyorsunuz ya
İstanbul=nerde çokluk orada bokluk.
Genelde herkesin beğendiği, ayılıp bayıldığı şeylere karşı hep bi önyargılı olurum. Ama bu durum Game of Thrones’ta işlemiyor. Hala izlememiş arkadaşlar varsa izleyin izlettirin. Hazır 7.sezonun da sonuna yavaş yavaş geliyorken
Hazirandan beri böbrek taşımla uğraşıyorum. Kaplıcaya mı gitmedim, ip mi atlamadım, sular mı içmedim. Daha neleer neler!! Doktor bugün yarın düşer dedi. Bi düşsün kendime yüzük yapmazsam. 6milimlik bi tek taş fena olmaz yaani 😑
Hangi günü gördün akşam olmamış.. Birisi umutsuz olursa bu sözü hatırlasın.
bir deniz kızı olsam. uçsuz bucaksız, engin denizlere dalıp dalıp çıksam. orada yaşasam...
Derin Sultan
Günlerden bir gün, uzak uzak diyarlarda adaletle yönetilen çok mutlu bir devlet varmış. Padişah devletindeki herkese kendi evlatları gibi davranır, sabahlara kadar tebdil-i kıyafet gezer ve halkının sorunlarını kendi gözü ile görüp tespit edermiş. Padişahın dillere destan güzellikte bir eşi varmış. Öyle merhametli öyle becerikliymiş ki, tüm kadınlara hem ders verir hem de çeşitli el işleri öğreterek eşlerine yardımcı olmalarını sağlarmış. Padişah’ın bir de kızı varmış; Derin Sultan. Babası onu gözünden bile sakınır ancak hayatı öğrenmesi için onu şımartmazmış. Derin Sultan okumaya ve yeni şeyler öğrenmeye düşkün bir kızmış. Her şeyi bilmek ve öğrenmek istermiş. O da babası gibi fırsat buldukça tebdil-i kıyafet gezer ve yeni şeyler öğrenirmiş. Saraydan kimselere görünmeden kaçmak konusunda ustaymış. Babası her defasında kızsa da o bildiğini okurmuş, çünkü babasının kızıymış. Annesi her zaman babasıyla aynı olduğu için anlaşamadıklarını söylese de Derin Sultan babasının bir sözünü ikiletmez ve asla onu incitmezmiş. Yine bir gün saraydan kaçıp halkın arasına karışmış. Deniz kenarına gidip kitap okumayı çok severmiş. Kitabını alıp ağır ağır sahilde yürürken bir genç dikkatini çekmiş. Aç kalan kedileri doyurup onları seviyormuş. Derin Sultan dakikalarca kedilerle ilgilenen genci izlemiş. Daha önce hayatında bu kadar merhametli kedi seven birini görmemiş. Babasının köpeklere tutkusu olduğundan erkekler hep köpek sever sanıyormuş. Ama bir kedi bir erkeğe bu kadar mı yakışır diye geçirmiş içinden. Sonra genç kalkmış ve usulca yola koyulmuş. Derin Sultan da kitabına dönmüş ancak 3 kez okuduğu sayfadan tek kelime anlamamış. Nedimelerinin kendisini bulup artık havanın karardığı ve Padişah’ı kızdırmamaları gerektiği konusundaki uyarıları olmasa saatlerce orda kalıp gencin gelmesini beklemek istiyormuş. Günler günleri kovalamış, Derin Sultan sahile gelip kedileri seven gencin yolunu gözlemiş ama genç hiç gelmemiş. Yine bir gün sahilden dönerken farklı bir sokaktan dönmek istemiş. Bir keman sesi dikkatini çekmiş. Sevdiği parçalardan biri çalıyormuş ama bu daha başka, daha hisliymiş. Sesin nerden geldiğini ararken bir kahve dükkanından geldiğini anlamış. İçeri girmiş ki ne görsün, kedileri seven genç karşısında keman çalıyormuş. Parça bitene kadar genç, Derin Sultan’ı fark etmemiş. Özür dileyerek işinin başına geçmiş. Derin Sultan, bir bahanesi olmadığından Damla Sakızlı Türk kahvesi istemiş ki genç anlamasın kendisini izlediğini. Göz göze geldiklerinde Derin Sultan’ın gönlünden sanki bir parça kopup gencin kalbine düşmüş. Kahvesini alıp saraya dönen Derin Sultan kahve paketini açıp kokusunu içine çekmiş. Fakat yanında bir paket daha olduğunu fark etmiş. Açıp bakmış, içinde gül lokumu varmış. Derin Sultan sade Türk Kahvesi’nin yanında en çok gül lokumunu severmiş. O kadar mutlu olmuş ki sarayda gülücükler saçarak dolanmış. Her fırsat bulduğunda kahve dükkanına gidip kahve alma bahanesiyle genci görmüş. Koskoca sarayda kahve alma işi Derin Sultan’a kalmaz elbet. Ancak genç, Derin Sultan’ın kim olduğunu bilmediğinden kahve bahanesinin ardına saklanarak uzun süre idare etmiş. Aylar böyle geçip gitmiş, derken bir gün kahve paketinin yanındaki gül lokumlarının yanında bir paket daha görmüş. Bu pakette de komşu ülkeden gelen ve kolay bulunmayan fındıklı çikolata varmış, yanında bir de not; “Adınız gibi gözleriniz var.” Derin Sultan’ın kalbi çıkacakmış sanki. Yazının zarafetine mi yoksa gencin adını nasıl bildiğine mi şaşırsın bilememiş. Çünkü kim olduğunu gençten saklıyormuş, hatta neredeyse aralarında hiç konuşma olmadan büyütmüşler aşklarını. O şaşkınlıkla saraydan kendini dışarı atması ile genci görmesi bir olmuş. Genç, Derin Sultan’ı görme ümidiyle saraya gözlerini dikmiş bekliyormuş. Meğer ilk günden beri Derin Sultan’ı takip ediyormuş. Genç kendini görmeden odasına geri dönmüş Derin Sultan. Bir gün yine kahve dükkanına gitmiş ancak genç yokmuş. Sonraki gidişinde genç dükkandaymış ancak kahveyi çırak vermiş. Genç, Derin Sultan’ın yüzüne bile bakmıyormuş. Bir sonraki gidişinde ise Derin Sultan geldiğinde genç dükkanı terk etmiş. Derin Sultan bir süre kahve dükkanına gitmemiş. Hem meraktan hem üzüntüden içi içini yiyormuş. Tüm cesaretini toplayıp kahve dükkanına gitmiş. Neler olduğunu öğrenecekmiş. Genç dükkanda tek başınaymış. Derin Sultan her zamanki gibi kahve istemiş. Genç kahveyi verirken Derin Sultan gül lokumu da istemiş. Genç, Derin Sultan’ın gözlerine bakmış ve “Artık gül lokumu kalmadı.” demiş. Halbuki rafta gül lokumları duruyormuş. Derin Sultan kendini saraya nasıl attığını bilememiş. Sonraki zamanlarda yine dükkanın önünden geçmiş ama genci görememiş. Kim olduğunu araştırması için en güvendiği nedimesine durumu anlatmış. Her yerde kulağı olan nedimesi genç hakkında bilgi toplamış. Nezih bir ailenin tek oğluymuş. Ancak bir süre önce dünya turuna çıkmış, belki dönmeyebilirmiş. Derin Sultan günlerce odasına kapanmış. Sadece kitap okumuş. Babası ve annesi kızlarının bu durumuna bir çare düşünmüşler ve onu geziye göndermeye karar vermişler. Derin Sultan hep diğer devletlerin kütüphanelerine gitmek, hocalarından dersler almak istermiş ancak babası izin vermezmiş. Padişah kızı mutlu olur diye düşünmüş ve onu istediği devletlere göndermiş. Yıllar yılları kovalamış. Derin Sultan diğer devletlerdeki en iyi hocalardan dersler almış, diller öğrenmiş. Artık ülkesine dönmeye karar vermiş. Ülkesine döndüğünde artık onunla evlenmek isteyenler saraydan çıkmaz olmuş. Diğer devletten elçiler birbirinden değerli hediyelerle gelip, Derin Sultan’a talip olan şehzadeleri anlatmışlar. Derin Sultan daha öğreneceği pek çok ilim olduğu bahanesi ile hepsini geri çevirmiş. Artık o kadar bunalmış ki bir gün kendini saraydan dışarı atmış. Genci ilk gördüğü sahile gitmiş. Kimse bilmemiş ama Derin Sultan’ın gönlü hala o gence aitmiş. Kedileri sevmiş, biraz dolaşmış. Artık saraya dönmeye karar vermiş, arkasını döndüğünde genç ile göz göze gelmişler. Araya giren yıllar yok olmuş sanki. İkisi de susmuş, dalgaların sesine karışmış sanki onca yılın ağırlığı. Genç bir paket uzatmış ve gitmiş. Saraya dönen Derin Sultan paketi açmış. Damla Sakızlı Türk kahvesi, gül lokumu, fındıklı çikolata ve bir not; “Gözleriniz hala adınız gibi. Ancak benim geleceğim karanlık ve sizi karanlıkta bırakmaya hakkım yok.” Yılların acısı tazeymiş. Kırgınlık geçmiyor belki ama gönülde büyüyen sevdaya da söz geçmiyormuş. Ertesi gün Derin Sultan kahve dükkanına gitmiş. Bir not bırakmış ve çıkmış. Genç heyecanla açmış notu; “Sizin karanlığınızı başkasının aydınlığına tercih ederim ben.” Derin Sultan her fırsatta kahve almaya gidip gül lokumu ile geri dönüyormuş. Bir gün kahve ve gül lokumu dışında bir paket daha varmış aldıklarının yanında. Pakette bir yüzük ve bir not varmış “Gönlümün Sultanı Sultanım.. Sizi Kahve Sultan’ı yapmak benim vazifemdir..” Genç işlerini büyütmek ve ülkenin en iyi kahvecisi olmak istediğini de belirtmiş notun devamında. Derin Sultan’ın onca değerli ziynet eşyası varken o sadece gencin yüzüğünü takıyormuş, hatta uyurken bile çıkarmıyormuş. Bir gün Derin Sultan’ın en çok korktuğu şey olmaya başlamış. Genç artık Derin Sultan dükkana geldiğinde eskisi gibi ilgilenmiyor, onun yüzüne bakmıyormuş. İşleri planladığı gibi gitmemiş hatta sahip olduğu o dükkan bile elinden gitmek üzereymiş. Ayrıca Derin Sultan’a anlatmadığı başka sorunları da varmış. Derin Sultan bir şeylerin yanlış gittiğini biliyor ama bir şey yapamıyormuş. Aylar böyle geçmiş. Genci hatırlattığı için başladığı keman derslerini bırakmış, kemanını kaldırmış. Gence küstüğü gibi kemanına da küsmüş. Çünkü kemanı gencin elleri bilmiş. Artık acı veriyormuş ona. Ama yüzüğü hala çıkaramamış. Bir gün gözü kararmış ve dükkana gitmiş. “Bana çikolata alır mısın.” demiş gence. Derin Sultan’ın istediği çikolata komşu devletten gelen ve her zaman bulunmayan fındıklı çikolataymış. Genç biraz zaman alacağını söylemiş. Derin Sultan’ın derdi başkaymış aslında. İlk defa bir şey istiyormuş gençten ve isteğini yerine getirmek için çabalayacak mı bunu görmek istemiş. Sonra birden “Evlenir misiniz benimle?” demiş. Genç, Derin Sultan’ın delirdiğini düşünmüş olacak ki gülmeye başlamış. “Tamam ama olmadı böyle. Siz benimle evlenir misiniz?” demiş. Derin Sultan’la genç gülmeye başlamışlar. Aslında hiçbir şeyin düzelmediğini biliyormuş ancak yüreğinden gelen her şeyi yapmak istiyormuş. Bir gün dükkana yine gitmiş, genç başını kaldırmamış.. Halbuki o gün buluşacaklarmış sahilde. Genç gelmeyince Derin Sultan dükkana gelmiş. Çalıştığını ve unuttuğunu söylemiş genç “Bugün kaç tane kahve içtiniz” diye sormuş Derin Sultan. Genç dört tane kahve içtiğini söylemiş “O kadar yoğun olduğunuz halde dört kahve içmeyi unutmadınız ancak benimle buluşacağınızı unuttunuz.” diye sitem etmiş Derin Sultan. Genç, kahvede huzur bulduğunu söylemiş. Derin Sultan “Ben size huzur vermiyor muyum?” demiş yutkunarak. Korktuğu cevabı almış. “Evet” kelimesi daha önce hiç bu kadar yıkıcı olmamış onun için. Eli yüzüğüne gitmiş, çıkarıp uzatmış; “Huzur veremediğim yerde durmak istemem, selametle.” demiş. Eli havada kalmış Derin Sultan’ın, genç yüzüğü almamış. Şaşkınmış çünkü daha önce Derin Sultan’ın vazgeçtiğine kimse şahit olmamış. “Böyle bitmesin ben sizden vazgeçmedim vazgeçemem de. Sorunlarım var ve halledeceğim söz veriyorum. Size her şeyi anlatacağım ancak biraz süre istiyorum. Eğer düzelmezsem beni zindana atıp düzeltin.” diyormuş genç. Derin Sultan ne yapacağını bilememiş. O vazgeçmeyi bilmezmiş aslında. Vazgeçtim dediğinde de dönmezmiş, dönemezmiş. Ancak genç karşısında öyle bakıyormuş ki içi akmış Derin Sultan’ın. “Kalbime yenik düşüyorum, dediğiniz gibi olsun.” demiş.
- “Sonra ne olmuş anne?” - “Sayfa yırtılmış kızım.” - “Nasıl ya hikaye yarım mı kaldı şimdi? “ - “Kitabın sayfalarını biri yırtmış.” - “Peki hikayenin sonu nasıl anne?” - “Bilen yok canım. Bu hikayenin sonu yok..”
Aslında hikayenin sonunda Genç bir daha Derin Sultan’a dönmemiş. Derin Sultan, sevdasını almış ve kalbinin en güzel çekmecesine yerleştirmiş. Bazen çıkartmış o çekmeceden, havalandırmış. Okşamış, tekrar naftalinleyip yine çekmeceye yerleştirmiş. Ve bir masal da böylece bitmiş..
Masalın sonunda hepimiz acı çekiyormuşuz.
Bazı masallar gerçektir, bu kelimeleri okuyorsanız bu masalı okuduğunuz için kendinizi şanslı hissedebilirsiniz çünkü öylesiniz!
Acıttı.
Kotonun yeni reklam filminden kareler. Hangi marka olduğu farketmez gerçi, Fahriye Evcen’e bakar mısınız ya. Ne kadar zarif, ne kadar alımlı çıkmış. Ama bunlar hep photoshop! demeyin. Olsa bile ben bayıldım fotolara. Kadın da zaten afet.
Yaklaşık bir haftadır Koşuyolu sokaklarında motosikletle geçen bir adam var. Doğuşun Yalnızım adlı güzelim parçasını bangır bangır bizlere dinletiyor. Kim üzdü lan bu adamı?! Kim bu kadar yalnız bıraktı.
Umarım klibin sonundaki mutluluğa sende kavuşursun abi.
sinemalar.com’da bugün karşıma çıkan “Inferno” reklamını ilk defa geçmedim. Soruları cevapladım ve çekilişe katıldım. Benimle konuşan konuşmayan arkadaşlarıma da söyledim. Ne güzel arkadaşım be. Kıymet bilmiyonuz kıymeet!
O değil de inşallah bilet çıkar. Siz de katılın, belki size çıkar koçerolar.
Böyle havaları çok seviyorum. Bu vakitlerde çekilen fotoğraflara da bayılıyorum. Ee ne demişler ‘En iyi fotoğraflar tan ağarırken ya da gün batarken çekilir’