"Ne kadar kötüsünüz, aklım almıyor.
(Eski kafası gidiklerdenim)
Benimse, naçizane kopma problemim var doktor bey, bağlanmayalım.
(Alıştırma büyüsü yaptı kesin)
Biraz kafam karışık, bir keresinde çok fazla sevildim ve hayatım kaydı.
(Orhan Gencebay’ın hiç bilmediğim şarkıları var mıdır acaba?)
Toparlayamadım inanmazsınız, sevmek öyle oluyordu dedim her seferinde, hatırladığım gibi sevdim, öyle sevilirim sandım olmadı; olduramadım da inanmazsınız.
(Uzak diye bir şey vardır, lavabo solda)
Artık canının pirzola bile istemediği bazı günler.
(Öpünce değil, kusunca geçer. Bu konuyu önceki derslerde işlemiştik)
Onun adına bahane uydurmak.
Böyle oldu çünkü falan filan değil, böyle oldu çünkü böyle yaptı.
(Küfür bırakılabilen bir şey midir?)
Ben iyi değilim, beni merak edebilirsin.
Sadece, hissettiğinde çizebilen bazıları.
Aynı bazıları, sadece kafası patlayacak gibi olunca yazıyorlar.
Allah kimseyi yalnızlığa alıştırmasın.
Bir şeylere vesile olabilmek isterdim.
Bir adamın, hani şu geçen sene aldığımız gömleği bulamamasına, bir bebeğin ilk hecesine, bir köpeğin bebeği kıskanıp bunalıma girmesine. Benim de böyle mülteci isteklerim oldu be Ahmet abi; kimseye iltica edemedim.
Çok şarkılar biriktirdim, dondurdum buzluktaki fasulyeler gibi, zamanı gelince birlikte kötü olacağız diye bekledim.
Mutluluğuma hissedar olur musun?
(İlerdeki kaosu geçince hemen solda)
Bir şeylere sahip olabilmek isterdim.
Bir boya takımına, iyisinden bir fırçaya, beyaz bir tabureye, masaya, gökkuşağına.
(İthafına uzunca yazamadığım kimsede fazla kalamadım)
(Hala çok kötüsünüz, artık içim de almıyor)"