Yusuf Suresi çok güzel; bize en yakınlarımızın ihanet edebileceğini, kırık kalplerin sevgiyle iyileşebileceğini, her zorluğun ardından mutlaka bir kolaylığın geleceğini ve sabırlı insanların güzel sonları olduğunu öğretiyor.

roma★
almost home
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
he wasn't even looking at me and he found me
Lint Roller? I Barely Know Her
trying on a metaphor

⁂
Today's Document
DEAR READER
Misplaced Lens Cap

Origami Around
Acquired Stardust
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

★
Keni
No title available
Xuebing Du

titsay

blake kathryn
we're not kids anymore.

seen from Germany
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from South Africa
seen from United States

seen from Netherlands

seen from United States

seen from United States

seen from Germany

seen from United States
seen from Türkiye

seen from Türkiye

seen from France
seen from Malaysia
@buketgezer
Yusuf Suresi çok güzel; bize en yakınlarımızın ihanet edebileceğini, kırık kalplerin sevgiyle iyileşebileceğini, her zorluğun ardından mutlaka bir kolaylığın geleceğini ve sabırlı insanların güzel sonları olduğunu öğretiyor.
Yıllanmışlığın güzelliği dört şeyde kendini gösterir; yakmak için bekletilmiş odun, içmek için yıllanmış şarap, güvenmek için eski dostlar, okumak için de eski yazarlar en iyisidir.
Dua etdiğinizde putperestler gibi boş sözleri tekrarlayıp durmayın.Onlar laf kalabalığı ile seslerini duyurabileceklerini sanırlar .Siz onlara benzemeyin.Çünkü Tanrı sizin ihtiyacınızı ,siz ondan istemeden önce bilir.
Merhamet yorgunluğu’ diye bir kavram var. Sürekli başkalarını düşünmek, başkalarına öncelik vermek,kendini ise ihmal etmek. Merhamet yorgunu insanlar gün sonunda zihinlerinde binbir düşünce ile yorgun bir şekilde yatağa girerler, Merhameti önce kendilerine göstermedikleri için…
"Çocukluk başlı başına bir memlekettir, hatta sılasıdır insanın. Büyüdükçe sıla özlemimiz artar, hayat giderek gurbetleşir. Sanki ne yaşarsak yaşayalım hep gurbetteyizdir. Büyümek, gurbete çıkmaktır."
Tanrı üzmez insanları
İnsanların seçimleri dolanır ayaklarına ve dizlerini parçalar.
Bu güne kadar hiçbir haklı oluşumdan mutlu olmadım. Çünkü her haklı oluşumun özünde; acı, buruk ve kekremsi bir hüzün hikayem vardı. Çünkü haklı olduğum her konuda, haklı olmayıp, mutlu olmak isterdim. Çünkü mutlu olmak, haklı olmaktan her zaman daha güzeldi.
İnsan çalar saat değildir, erteleyip duramazsın. Bu gün aramazsan yarın bulamazsın. Dinlemezsen öğrenemezsin. Kaç şehir, kaç ülke gezersen dünya bildiğin o kadardır. Okuduğun kitap sayısı kadar kelime konuşursun. Kaç insana karşılıksız yardım edersen, o kadar karşılıksız yardım görürsün. Sürekli konuşursan, duyamazsın. Küçük insanların hikayelerine değer vermezsen, büyük adam olamazsın. Birini sadece ‘kavga’ ederek yenemezsin. Zengin olabilirsin ama saygın olabilmek için eğitim almalısın. Büyük görürsen küçük, küçük görürsen büyük sayılmazsınız. Yalnızca düşünerek hayallerini gerçekleştiremezsin. Hiç bir şeyden korkmazsan, kaybedersin. Kaybetmeyi öğrenemezsen, kazanamazsın. Çok güzel gülmek istiyorsan, çok güzel ağlamalısın. ‘Ertelemek’ ile ‘bir gün mutlaka yapacağım’ arasında ki bağı kavramazsan, hiç başaramazsın. Sadece para sayarsan, zamanla insan saymazsın. Sınırların olmaz ise boğulur, kimseye izin vermezsen yalnız kalırsın. Özür dilemek, teşekkür etmekle alçalmazsın. Her şeyi kalbinle yap. Unutma sen, “insansın.”
“Hayat çok kısa. İdealleriniz, arzularınız ve en önemlisi sevginiz için yaşamayı unutmayın. Kalpten istediğiniz her neyse onun için mücadele etmeyi bırakmayın. Eğer inanıyorsanız yollar size kendiliğinden çiçeklenecektir. Umudunuz yanınızda olduktan sonra çıkışlar hep gökyüzü.”
Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır..
Güneş onu yakıp kavurur..
O da tanrı’ya yakarır, keşke güneş olsaydım diye..
“Ol” der tanrı, güneş oluverir..
Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz..
Bulut olmak ister. “Ol” der tanrı, bulut olur..
Rüzgâr alır götürür bulutu, rüzgârın oyuncağı olur..
Rüzgâr olmak ister bu kez.. Ona da “Ol” der tanrı..
Rüzgâr her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur..
Her şey karşısında eğilir..
Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar..
Ordan eser burdan eser, kaya bana mısın demez!
Bildiniz, tanrı kaya olmasına da izin verir..
Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı..
Bir sabah sırtında bir acı ile uyanır..
Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır..
“Amor Fati – Nietzsche”
( Kaderini sev – belki seninki en iyisidir..)
Ben bir evim. İçim karanlık. Bilincim yalnız bir ışık. Rüzgârdaki bir mum. Titreşen bir alev. Bazen burada, bazen orada. Geri kalan her şey gölgede. Geri kalan her şey bilinçaltında. Ama onlar orada. Diğer odalar. Girintiler, koridorlar, merdivenler ve kapılar. Her an. Ve içinizde yaşayan, dolaşan her şey orada. Çalışıyor ve yaşıyor. Evin içinde, o ev de benim. İçgüdü, eros ve tabular. Yasak düşünceler. Yasak arzular. Işıkta görmek istemediğimiz anılar. Işıktan çektiğimiz anılar. Karanlıkta, etrafımızda dans ediyorlar. Bize işkence ediyorlar, bizi dürtüyorlar. Musallat oluyorlar, fısıldıyorlar. Bizi korkutuyorlar. Bizi hasta ediyorlar. Histerik hâle getiriyorlar.
Freud
Narkissos, sıcağın ve av yorgunluğunun verdiği ağırlıkla bir pınarın başında durur ve susuzluğunu gidermek ister. Tam o sırada suda kendi yansımasını görerek bir başkası zanneder, bilmeden kendini arzular, bilmeden kendisine hayran olur. Ve bu çaresiz aşkla günden güne eriyen Narkissos pınarın başında can verir. Ekho ise sevdiğini, iniltilerini uzaktan tekrarlayarak çaresizlik içinde seyretmektedir. Mitolojiye göre Narkissos öldükten sonra sarı göbeğini beyaz yaprakların kucakladığı bir çiçeğe dönüşmüştür: Nergis. Bu efsaneden gelen "narsizm" terimi, psikolojide "kendi kendine hayranlık" diye kısaca tarif edilebilecek bir kompleksin teknik adı olmuştur.
Yaşadığımız iyi ya da kötü her şeyin,bizi bir yere taşımak için olduğunu gördüm,emin oldum.Onu yaşamadan oraya varamıyorsun yolun o senin.
Love