...bir insanın bütün değeri, kendini aşabilme, kendi dışında olma, başkasında ve başkası ile var olabilme yeteneğinde yatıyordu.
Gülünesi Aşklar, Milan Kundera
Misplaced Lens Cap

ellievsbear

No title available

No title available
ojovivo
NASA

pixel skylines

Kiana Khansmith
h
Monterey Bay Aquarium
Show & Tell

#extradirty

Discoholic 🪩
No title available
hello vonnie

roma★
No title available
sheepfilms
noise dept.
Keni
seen from Australia

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Dominica

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Brazil

seen from United States
seen from Pakistan
seen from Türkiye

seen from Malaysia
@buluttanhayatlr
...bir insanın bütün değeri, kendini aşabilme, kendi dışında olma, başkasında ve başkası ile var olabilme yeteneğinde yatıyordu.
Gülünesi Aşklar, Milan Kundera
İnsan, ölüp giden bedeninden fazla bir şeydir, çünkü önemli olan insanın yapıtlarıdır, insanın başkalarına bıraktıklarıdır.
Gülünesi Aşklar, Milan Kundera
İnsan kaçırdığı şeyi yeniden yakalayamazdı.
Gülünesi Aşklar, Milan Kundera
İnsan yalnızca farkına vardığı şeylerden sorumlu olsaydı, alıklar her türlü hatadan peşin peşin arınmış olurlardı. Ancak, azizim Fleischman, insan bilmekle yükümlüdür. İnsan bilgisizliğinden sorumludur. Bilgisizlik bir hatadır. İşte bu nedenle hatanızı hiçbir şey bağışlatamaz.
Gülünesi Aşklar, Milan Kundera
Şimdiki zamanı kat ederken gözlerimiz bağlıdır. Çok çok yaşamakta olduğumuz şeyleri sezebilir ve tahmin edebiliriz. Ancak daha sonraları, gözlerimizin bağı çözüldüğünde ve geçmişi incelediğimizde ne yaşamış olduğumuzu fark eder, yaşadıklarımızın anlamına varırız.
Gülünesi Aşklar, Milan Kundera
Acılı bir ruh, yabancı bir diyarda yakınlarından biriyle karşılaşan bir yabancı gibi, kendine benzeyen, aynı duyarlığı paylaşan bir başkasıyla birleşince huzura kavuşur. Hüzün kalpleri sevinçten ve neşeden daha çok birleştirip yakınlaştırır. Aşk, gözyaşlarıyla yıkandığında, saftır, güzeldir ve sonsuzdur!
Kırık Kanatlar, Halil Cibran
Cahillik hiçliğin beşiği, hiçlik de kaygısızlığın yatağıdır, denir ya... Bu, yeryüzünde ancak ölü bedenler için doğrudur. Cahillik, gerçek ve sağlam bir duyarlıkla birlikte olduğunda, ölümden de acı olur.
Kırık Kanatlar, Halil Cibran
Eğer yaptığın işi ateşli bir aşkla seviyorsan ve bir ikilem karşısında vicdanının sesini dinlemeyi tercih ediyorsan, görev duygun var demektir. Bir yanda, dayatılan bir sessizliğin koruduğu hayat; diğer yanda, son bir hakikat çığlığını takip eden ölüm.
Mızraklar, Mızraklar, Tüfekler, Tüfekler, José Saramago
Dikkat çekmek için kükreyen birinin sesi, eğer kimse onu dinlemeye kalkışmazsa, sonunda kısılır.
Mızraklar, Mızraklar, Tüfekler, Tüfekler, José Saramago
Daha baştan itibaren, yolunda gitmeyen bir şey olduğunu fark etmişsek ve bize meydan okuyan bu şey her zaman içimizi rahatlatmış olan kesinliklere denk düşmüyorsa, kararımızı çoktan vermişiz demektir.
Mızraklar, Mızraklar, Tüfekler, Tüfekler, José Saramago
Bütün bir yaşam boyunca, çıkışsız bir otoban gibi dümdüz bir hayat da tutturabiliriz, bir yol ağzına gelip dayanabiliriz de. Şans mı, şansızlık mı? Kimi zaman her ikisi, kimi zaman hiçbiri. Zorunlu bir seçimle karşı karşıya kaldığımızda, ne sırtımızı dönebiliriz ne de hiçbir şey olmamış gibi davranabiliriz. Zaman kazanabilir ve kavşağı uzaktan gözlemleyebiliriz, inceleyebiliriz, hayran hayran seyredebilir, büyülenmiş kalabilir ve korkabiliriz, bir kenara çekilmesi ve geçmemize izin vermesi için nafile bir çabayla onu ayartmaya çalışabiliriz. Ya da öfkemizden etkilenerek geri çekilmesi umuduyla, el çırpabilir, küfredebilir, şiddetli el kol hareketleri yapabiliriz. Ama o yol ağzı karşımızda durmaya devam eder.
Mızraklar, Mızraklar, Tüfekler, Tüfekler, José Saramago
Kaos insana bu dünyada işgal ettiği yeri hatırlatır ve onu daha insan kılar.
Mızraklar, Mızraklar, Tüfekler, Tüfekler, José Saramago
... cübbe insanı keşiş yapmaya yetmese de, bir fırsat çıktığında, keşiş göstermeye yeterdi.
Mızraklar, Mızraklar, Tüfekler, Tüfekler, José Saramago
... diktatörler sadece ölüm hükmü imzalamak için kalem kullanır.
Mızraklar, Mızraklar, Tüfekler, Tüfekler, José Saramago
Yurdu olmayanın dünyadır yurdu, bağları olmayan bağlıdır yaşamın tümüne, günahsız olan ise sahibidir sonsuz barışın.
Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor, Stefan Zweig
Bugüne kadar hiç kimse görmedi onu, barışı ararken yolunu kaybeden efsanevi güvercini, fakat o hala başlarımızın üzerinde uçuyor, korku içinde, kanatları yorgun. Bazen, o da sadece geceleri korkuyla uykudan sıçradığımızda yukarıda, havada bir hışırtı duyarız; karanlıkta hızlı bir kovalamaca, kesik kesik bir uçuş, ümitsizce bir kaçış belki de. O güvercin, kanatlarının üzerinde tüm karanlık düşüncelerimiz taşır, korkularında tüm dileklerimizi.
Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor, Stefan Zweig
... ömrümüzün sonbaharı çok yakınındadır ilkbaharının, yazı ise hiç uzun değildir; bu nedenle böyle bir sabırsızlık çalkalanır kanımızda, bu nedenle büyük bir açlıkla uzanır elimiz sevdiğimizi almaya ve fani şeylere bile hemen sevinmeye; zaman geçtikçe yaşlanırken, beklemeyi nasıl öğrenelim, bir gecede ölüp giderken nasıl sabredelim, zaman sönmeyen ateşiyle peşimizdeyken nasıl yanmayalım, ölüm arkamızdan koşarken nasıl acele etmeyelim?
Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor, Stefan Zweig