Her şeye karşı ilgimi yitiriyorum.
-Artık- severek takip ettiğim bir dizi yok, çılgınlar gibi vizyona girmesini beklediğim bir film yok, şu iş bitsin de gideyim diye düşündüğüm bir yer yok, boş bir zaman yaratayım da görüşeyim dediğim biri yok. Bana bütün kötülüğüyle saldırdı, onu düşmanım olarak göreyim dediğim biri yok. Merak edip de yapmak istediğim bir aktivite yok. Korkunç bir tekrarın içinde, bulunduğum kafesin parmaklıklarını kemiriyorum. Düşündüğüm tek şey kaçışım.
İnsan kendi kendine ne kadar katlanabiliyorsa o kadar mutlu oluyor sanki, sizce de öyle değil mi?
Her şeyini -gitmek- üzerine kuran bir insandan, herhangi bir yerde ve nitekim herhangi bir insanda uzun süreli bir duraklama beklemek hata olmaz mı zaten. Ondan beklenmesi gereken tek şey gitmesidir. Hele ki kalmasını istemek sadece fantezi olabilir. Ben kalmaktan çok uzun zaman önce vazgeçtim. Onunla birlikte aslında her şeyden ve herkesten vazgeçmişim.
Bir keresinde, aksayan yönlerimle birlikte kendimi üzerinde trafik ışıkları olan bir kaldırımın köşesinde terk edip gitmek istemiştim. Bunu yapamadığım için de yanımda olan herkesi terk ettim. Ardından bir ses; “şimdi karşıya geçebilirsiniz.” Sanki başka bir seçenek yokmuş, sanki olması gereken buymuş gibi. Arkama bakmadan.
Söyleyebileceğim tek şey, şimdilik buradayım. Ama sen yine de bana alışma olur mu? Zamanın ne denli hızlı geçtiğini biliyoruz. Gölgende dinlenirim diye gelip orayı kafesim yapalı bir sene oldu. Ancak hep orada kalacağıma olan inancının yerini yokluğum alacak. Kendini hazırlıksız bir acı içinde bulacaksın. Kapıların kırılmış, perdelerin delinmiş, tüm organların dağılmış olacak. Arkamdan hiç hesaplamadığın kilometreleri hesaplamak, dişlerimle açtığım delikleri teker teker doldurmak ve kırdığım her şeyi birbirine yapıştırmak zorunda kalacaksın. Yine de hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Bu sefer aramızdaki yakınlığın canımı acıtmasına izin vermeyeceğim ve sana olan uzaklığımla içini donduracağım. İstediğin her an bana ulaşabiliyor olman seni güçlendirdiği gibi hayatına hiç girmemişim gibi çıkmak beni güçlendirecek. Seninle hiç bir zaman yürümediğim, gülmediğim, ağlamadığım sana hiç bir zaman sarılmadığım bir ülkenin, yine üzerinde trafik ışıkları bulunan bir kaldırımının köşesinde tüm göçebeliğimden vazgeçeceğim ve orada tüm benliklerimle barışıp kaçmayı bırakacağım. Duyduğum tek ses de kendi kahkaham olacak. Ve bir daha kimsenin elini tutmaktan korkmayacağım.
Her şeye karşı ilgimi o gün tekrar kazanacağım.












