Babalara ithafen
Yazıma başlarken şunu belirtmemde fayda var:
Bu konunun hayatıma olan tesiri, kalan her şeyden daha büyük ve güçlüdür.
O yüzden eğer üslubumun dozunu ayarlayamazsam, şimdiden affola.
Ancak eminim, burada yazdıklarıma kalıbını basacak tonla insan vardır. Onları tanımıyor olsam bile onlar her daim vardır, bir yerlerde muhakkak yaşıyor ya da yaşayabilmek için ellerinden gelen gayreti gösteriyorlardır.
(Babama ithafen: Pinhani/ Ben nasıl büyük adam olucam)
Sevgili ebeveynler,
Burada sözüm yalnızca babalara değil aslında.
Bilmenizi isterim ki hangi şartlarda ve nasıl bir çocuk yetiştirirseniz yetiştirin; çocuğunuza gereken sevgiyi ve saygıyı vermediğiniz, onunla doğru bir iletişim kur(a)madığınız, onu dinlemeyi ve anlamayı beceremediğiniz, sınırlarını ihlal ettiğiniz, ona duvar örmenin ve kendinizi kapatmanın bir yolunu bulduğunuz müddetçe, çocuğunuz sizinle iletişim kurabilmek, size duygu ve düşüncelerini ifade edebilmek için her türlü yola başvuracaktır.
Bu yollar en basitten en komplikeye, her şekilde karşınıza çıkabilir ve her zaman hoşunuza gitmeyebilir.
Bazen bir resimdir, bazen yüzünüze çarpılan/kilitlenen bir kapı, bazen çiğnenen katı kurallarınızdır, bazen durmaksızın ispatlanmaya çalışılan başarı, bazen bir mektuptur, bazen de sessizlik.
Ama her zaman aynıdır.
Eylem iyi ya da kötü ne olursa olsun tek bir amacı vardır, o da çocuğunuzun sizinle iletişim kurabilmesidir.
Çocuğunuzun size karşı olan sözleri ve davranışlarından şikayetlenmeden önce durup düşünmeniz gerekir.
Acaba çocuğunuzla aranızdaki tüm iletişim kanallarını tıkadığınızdan, kendini size ifade edebileceğini düşündüğü yeni alternatif davranışlar edinmiş olabilir mi?
Ya da çocuğunuz, sizin rahatsız olduğunuz davranışlarını; hatanızı başka türlü idrak edemeyeceğinizi düşündüğünden, ebeveynliğinizi cezalandırmanın bir yolu olarak görüyor olabilir mi?
Belki de bunları ihtimaller arasına dahil bile etmemişsinizdir. Ancak bu davranışlara sebep olarak gördüğünüz her diğer ihtimal, yalnızca hatanızı kabul etmemek için kendinize bulduğunuz kılıflardan ibarettir.
Çocuğunuzla nasıl iletişim kuracağınızı bilmiyorsanız, unuttuysanız ya da sevmiyorsanız, unutmayın:
"Hiçbir çocuk, ebeveynlerini ve dünyaya gelmeyi seçemez fakat ebeveynler, eşlerini ve bir çocuk dünyaya getirmeyi seçebilirler."
O yüzden bununla başa çıkmak zorundasınız. Bilmiyorsanız öğrenmenin, unuttuysanız hatırlamanın, sevmiyorsanız alışmanın bir yolunu bulmak sizin yükümlülüğünüz.
Emin olun çocuğunuzla iletişim kurmaya açık olduğunuzda, onu dinlemeye ve anlamaya gayret ettiğinizde, elinizden gelenin en iyisini (sahici şekilde) yapma gayreti gösterdiğinizde, her ikiniz için de uzlaşmak daha kolay olacak ve yaşam kaliteniz yükselecektir.
Şunu unutmayın ki çocuğunuza sağladığınız hiçbir maddiyat ve maddi imkan, çocuğunuzla kurduğunuz iletişimin ve duygusal bağın yerini dolduramaz.
Eğer sözlü ve beden diliyle iletişim kurmanın, duygusal bağınızı geliştirmenin yerini tutacağını sandığınız şey; hayatınızı ona "iyi bir hayat" sunabilmek için çalışmaya adamak ve ona bunu maddiyatla sunmaksa, büyük bir yanılgı içindesiniz demektir.
Çocuğunuz büyüdükçe onda kalıcı olan tek şey; ona sunduğunuz maddiyat ve maddi imkanlar değildir, iyi ya da kötü şekilde hafızasında yer eden hatıraları ve sizden duyduğu, öğrendiği, gördüğü sözler ve davranışlarınızdır.
Emin olun, miras bırakmaktan ya da çocuğunuzun refah içinde yaşamasından çok daha önemli ve hatrı sayılır bir şey varsa o da; çocuğunuzdan öyle ya da böyle bir şekilde ayrıldığınızda, vefat ettiğinizde ya da o sizden önce vefat ettiğinde onun hafızasında hangi söz ve davranışlarınızla kalabildiğinizdir.
O yüzden eğer hayattaysanız, herkes için bir şans var demektir.
Geçmişte oyalanmayı ve şimdiyi mahvetmeyi bırakabilir, bir an önce kendinizi olduğunuz gibi hatalarınızla kabullenip, bir seferlik dahi olsa kuyruğu dik tutmayabilirsiniz.
Çünkü çocuğunuzla iletişim kurmayı öğrenmenin ve ona hayattaki en değerli şeyi vermenin tek yolu budur.















