Beklentilerimiz ve masaj terapi uygulamaları üzerine...
Hızlı taramayla, kalın yazılarla 1 dk civarı
Hepsini okuyana 6-9 dk arası
Beklentilerimizin hayatın her anında mutluluğumuza, huzurumuza etkisi malum. Ters orantı durumu burada da geçerli. Yani beklentileriniz yüzünden (benim ve benimle benzer zihniyetteki kişilerin uyguladığı) masaj ve beden terapi seanslarından alabileceğiniz asıl etkiden mahrum kalabileceğiniz aklınızın bir tarafında olsun. Seans sonunda “hmm, güzeldi ama... bla bla” gibi yorumlar duymaktansa “tam istediğim gibiydi” veya “hiç böyle bi’şey beklemiyordum çok iyi geldi” veya “farkında değilmişim ama asıl ihtiyacım buymuş” gibi şeyler duymayı tercih ettiğim için önden bol bol açıklama yapıyor, ne beklemeli ne beklememelisiniz anlatmaya çalışıyorum. Kişisel bir deneyimi önden sözcüklere dökme çalışması... olduğu kadarıyla.
Mesela spa keyfi beklentisinde olmayın mümkünse diyorum. Çünkü spada olmuyoruz. Zaten sizi kendinizi şımartmaya da davet etmiyorum :) Aslında tam tersi; kendinizi başka bir gözle, içeriden görmeye, dinlemeye, bazı kas gruplarınızın nereden başlayıp nerelere uzandığını hissederek beden farkındalığı kazanmaya çağırıyorum. Bence kendini gerçekten sevmek tam da buralardan geçiyor.
Ortamda mum, tütsü fln genelde olmuyor. Çünkü benim açımdan şart değil, illa isteyen önden belirtsin, ayarlanır tabii.
- Derin Bağ Doku Masajı için; uzun süre yüz üstü yatarken sizi, yüksekliği bakımından beni rahat ettiren masaj masası, havlular ve yağ. (Yağ konusu da önemli: Zeytin-badem-susam-hindistancevizi yağı gibi direkt yiyebildiğimiz yağlar ve doğal esans karışımları kullanmayı tercih ediyorum. Sonuçta sürdüklerimiz de ciltten geçip kana karışıyor.)
- Shiatsu içinse, yerde rahatça yatmanızı sağlayan futon veya matlar, üzerinizde kıyafetleriniz, belki destek için birkaç yastık, battaniye fln... Zen Shiatsu, zen ortamı işte, mümkün olduğunca minimal.
Müzik? Olsa da oluyor olmasa da... Karar verici olmak istemiyor ve tercih ediyorsanız müzik seçimi genelde size bırakıyorum. Mümkünse dikkatinizi dağıtmayacak, sizi bedeninizden koparıp anılar denizine daldırmayacak, zihninizi dinlendirmeye yardımcı olacak yumuşak tınıları öneriyorum.
Bol bol yağlanıp hafifçe okşanmayı beklemeyin. Adı üstünde “deep tissue - derin bağ doku” hatta yağ kullanımı oldukça az. Shiatsu’da zaten hiç yok.
Aşırı bastırmalı, çok acılı bi’şey beklemeyin. Dokuyu yumuşatmanın uygulanan kuvvetle çok da alakası yok esasında. Amaç dikkatinizi ilgili alana yönlendirmenizi sağlayacak şekilde temas etmek; sizin orayla bağlantı kurmanızı sağlamak yani. Bölgenin kendini bırakabilmesi, uygulanan baskıya karşı direnç göstermemesi önemli. Bu da hem uygulayıcı tarafından doğru noktaların tayin edilebilmesi hem de sizin kendinizi ne kadar dinleyebildiğiniz, bedeninize ne kadar odaklanabildiğinizle alakalı. Yoksa Shiatsu’da bol dirsek veya diz kullanımlı teknikler mevcut. Ama bu kaburgaları çatlatacak bir baskı anlamına gelmiyor. Yine bir “less is more” durumu var aslında, minimum temas maksimum etki...
Özetle; tüğ gibi okşamıyorum, çıkıp sırtınızı da çiğnemiyorum. Bu iki ölçü arasında gerektiği kadarıyla ve dengeli bir baskı kullanmaya çalışıyorum. Şöyle de düşünebilirsiniz: Ben seans esnasında tüm bedeni tarıyorum, ilgilenilmesi gereken, bağlantınızın kopuk olduğunu sezdiğim yerlerde, noktalarda durup size “buraya bak” demiş oluyorum. Bu tıkanmış, donuklaşmış, kasılmış yerlere dikkatinizi verdiğinizde, gerçekten fark ettiğinizde içeriden gevşetmeyi yapan siz oluyorsunuz. Çözüme giden yolda ilk durak sorunun tam anlamıyla farkında olmak. Bu yüzden bedensel farkındalık kazanabileceğiniz en büyük zenginlik.
İlgili alanda gevşemenin gerçekleşebilmesi için nefese odaklanmak ve anda olmak gerekiyor. Böylece seanslar bir çeşit meditasyona da dönüşebiliyor. Zaten iyileştirici etkisi de buradan geliyor. Günümüz trendlerinden (iyi ki yükselişte) “mindfulness” burada da karşımızda yani. Anda olmak bana çok uzak diyenler için, gece uykusu dışında bir-iki saat akıllı telefonundan uzak kalmayı başardıklarını görmek bile çok şey ifade edebiliyor inanın. Bir keresinde ilk defa Shiatsu alan bir arkadaşım seans bitiminde “Benim kafam hep çok meşguldür, gün boyu bir sürü şey düşünürüm istemesem de. Hep merak ederdim insanlar nasıl meditasyon yapabiliyorlar diye. Galiba demin hiçbir şey düşünmeden durmayı başardım, belki yarım saat fln.” gibi bir yorumda bulunmuştu, duymak benim için çok kıymetliydi.
Bir seansla tüm sıkıntılara veda etmeyi beklemeyin. Keşke olsa ama hayatta ne o kadar kolay olmuş ki bu mümkün olsun? Eğer doğuştan değilse veya ani bir kaza sonucu değilse, size sıkıntı veren şey kuvvetle muhtemel birikim (stres, kötü beslenme, duruş-oturuş bozukluğu, hareketsizlik...) sonucu oluştu. Ve artık ciddi boyutlara ulaşmakta olduğu için vücudunuz ağrılarla size sinyal veriyor, kendinle ilgilen diyor. Dolayısıyla iyileşmenin bir süreç olduğunu kabul ederek başlamak gerek. Önemli olan başlamak, farkında olmak ve iyileşmeye inanmak. Bunun için üzerinde çalışmak zorundasınız, emek şart. Ve gerçek iyileşmenin semptomları baskılayarak değil, ancak sorunu yaratan kaynağı tespit edip ortadan kaldırarak sağlanabileceğini unutmayın. Günümüzde hemen herkes (özellikle masa başı çalışanlar) yoğun şekilde sırt-boyun-omuz ağrıları çekiyor ve bunlar büyük ölçüde laptop – akıllı telefon kullanımına dayanıyor. Tutulma veya yoğun ağrı yaşadığınız dönemde alacağınız masaj seansıyla ağrılarınızda büyük bir azalma yaşayabilirsiniz. Bu geçici iyileşmedir, aynı şekilde çalışmaya devam ettiğiniz sürece benzer sorunların tekrar etmesi muhtemeldir. Akut ağrı çekmediğiniz dönemde seanslara devam ederseniz daha derin ve detaylı çalışılabileceğinden daha uzun vadeli iyileşme mümkün olabilir. Ayrıca birikim olmayacağı için muhtemel sorunlar açısından önleyici olacak. Daha önemlisi bu süreç boyunca sizin kendi bedeninizde fark ettiklerinizin günlük hayatınıza yansıması olacak. Bilgisayarı akıllı telefonu hayatımızdan çıkaramıyorsak onları bedenimize en az zararı verecek şekilde kullanmayı öğrenmek zorundayız. Beden farkındalığınız güçlendikçe günlük hayattaki bazı aktiviteler esnasında kendinizi bazı şeyleri yanlış yaptığınızı hisseder bulacaksınız. Bilgisayar başında oturuşunuza dikkat etmeye başlayacaksınız, sırada beklerken duruşunuzu iki ayağınıza dengeli dağıtmaya çalışacaksınız, en basiti belki bacak bacak üstüne atıp oturuyorsanız eğer iki bacağınızı eşit süreyle üstte tutmaya gayretiniz olacak... Bu gibi ufacık değişikliklerle uzun vadede sağlığınız için büyük adımlar atmış olacaksınız. Ki düşünce ve dikkat anlamında bu seviyeye geldiyseniz muhtemelen bedeninizi hareket ettirmek zorunda olduğunuzu içten hissedip çoktan bir aktiviteye başlamış olacaksınız. Yürüyüş, yoga, yüzme, pilates, koşu belki de dans... Bir mekanda, stüdyoda, kulüpte veya bir grupla birlikte olmak zorunda değil. Sabah evde gerçekleşen uzun esneme gerinme egzersizleri, chi/ki canlandırıcı uzak doğu pratikleri veya salonda müzik açıp kendi kendine verilen çılgın dans partileri dahil. Yeter ki hareket olsun, yeter ki düzenli olsun, farkındalık ve bilinçle yapılsın.
Uzun lafın kısası, tüm sorunlarınızı şıp diye çözmesini beklemeyin ama bir seansın bile size uzun vadede faydalı olacak çok şey kazandırma potansiyeline sahip olduğunu da unutmayın. Kelebek etkisi misali...
Not: Bu yazı benim kişisel görüş ve deneyimlerimi yansıtmaktadır. Doğru, yanlış, hatalı gibi yargılarda bulunmak, bu böyle olmalı diye diretmek, birilerini bir şeylere ikna etmek veya ahkam kesmek gibi bir amacım yok. Sadece bir de bu açıdan düşünün demek istedim. Okuduğunuz için teşekkür ederim.