“Bugün, Türkiye yağmur yağmadan ıslandı.” Türk'ün son başbuğunu saygı ve özlemle..
Cookie Run:Kingdom Official!

bliss lane
🪼
art blog(derogatory)
No title available
macklin celebrini has autism
The Bowery Presents
Lint Roller? I Barely Know Her
h

❣ Chile in a Photography ❣

titsay

pixel skylines
Monterey Bay Aquarium
cherry valley forever
No title available
Cosmic Funnies

tannertan36
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

Love Begins
noise dept.
seen from Canada

seen from Brazil

seen from Colombia
seen from United States

seen from Laos

seen from Venezuela
seen from Brazil

seen from United States
seen from South Africa

seen from Brazil
seen from Panama
seen from Indonesia
seen from United Kingdom
seen from Uruguay
seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Iraq
seen from India

seen from United Kingdom

seen from Germany
@huorelros
“Bugün, Türkiye yağmur yağmadan ıslandı.” Türk'ün son başbuğunu saygı ve özlemle..
Ben dokuz aylıkken yürümeye başlamıştım, o gün bugündür yürüyorum, bir arabam olmadı şu amına koydumun dünyasında..
Bana göre Cumhuriyet ve Atatürk neden bir tane, bunun için 100 sene değil, bütün bir tarihi incelememiz lazım. Türk kültürü, ezelden beri Cumhuriyet'in ait olduğu 'toplum temsili' sistemine, monarşiden daha yakın durmuştur. Bunu yalnızca 19. yüzyılın etkisi olarak görmek cehaletin ürünüdür. Liyakat (meritokrasi), Osmanlı ve öncesi bütün Türk devletlerinde, ve hatta İslamiyet öncesi bütün Türk konfederasyonlarında (Hunlar dahil) hatrı sayılır bir rol oynamıştır. Bizde, bileğinin hakkıyla kazanılan şeref, her şeyin üstünde ve ötesindedir. Türklük böyle sevilesi delikanlı bir kültürdür işte. Memlüklerin Kıpçak sultanı Baybars, Kırım'da gladyatör köle doğdu, sonra dünyanın en iyisi olan Moğol ordusunu meydanda bozguna uğratan tek General olarak tarihe geçti. Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu biricik Cumhuriyetimizin önemi de, tarihte bu gibi sayısız örnekte yazılan satırların nihayet doğru okunmasıdır. Oku isabet ettiren yay almalı, ata iyi binen dört nala koşmalı. Uygarlık olarak ilerlememiz için bu bir lüks değil mecburiyettir. Bu gerçeği sonunda masaya vuran, çağdaş dünyada gönüllere yazan adam da Atatürk. O, tarihin çağlayan Türk nehrinde bir çakıl değil, o nehri besleyen suyun ta kendisidir.
Doğanın parçasıyız. Doğayı çözdüğümüzde kendi çözümlerimize ulaşacağız.
Bir insanın kendisine zararlı bir sonucun oluşacağına inanmasıyla, o sonucu yaratmasına Nosebo etkisi denir. Negatif duygu ve düşünceler, yönlendirmeler hücrelerinizde tutulurlar ve bazı durumlarda rahatsızlık ve hastalık yaratırlar. Bu zehirli düşünceleri kendi içimize hapsetmek ve bu duygulara sıkı sıkı tutunmak yüksek kan basıncı ve sindirim sorunları gibi çeşitli sorunlara sebep olabiliyor. Ayrıca sıkıntının sürmesi de telomerleri kısaltarak insan ömrünü azaltabiliyor. Aynı şekilde bunun tersi de geçerlidir, yani sürekli pozitif düşünceler içinde olmak ise pozitif sinir yollarını kuvvetlendirir.
akciğer nodülüymüş .. ben akciğer nodülüyüm
"3 Mayıs" günü Türkçülerin tarşhte ilk defa görülen bir davranışlarıdır. Türkçüğün düşünceden harakete geçmesidir. "Bir gösteriden ne çıkar? Bu da anılmaya değer mi?" diye düşünenler bulunabilir. Bugünün kanunları himayesinde, anayasaya ve her türlü hürriyetlere dayanarak nümayiş yapmak kolaydır. Nitekim dünya şimdi ucuz kahramanlarla dolup taşıyor. Fakat Türkiye'de koyu bir istibdadın hüküm sürdüğü, "Kanun'un beş telli bir saz" olduğu çağlarda, polisin insanları tevkif ederek keyfi istediği kadar alıkoymak yetkisine sahip olduğu yıllarda bunu yapmak, yapabilmek gerçekten bir yürek ve inanç meselesidir. 3 Mayıs 1944 günü Ankara'daki Yüksek Öğrenim gençleriyle bunlara katılan liseler ve halktan toplanan birkaç bin kişilik bir grup, komünistlerle onların koruyucusu olan o zamanki Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel aleyhinde bağırarak bir yürüyüş yaptılar ve üzerlerine yürütülen atlı ve motosikletli polislerle çarpışarak zorla dağıtıldıktan sonra yüzlercesi tevkif edildiler. 3 Mayıs büyük ızdırapların başlangıcı ve kaynağı olan bir gün olduğu halde bir dönüm noktası, bir benimsenmiş gündür. O günkü yürüyüş "daimi başarı ve zafer" ninnileriyle uyumuş, uyuşturulmuş olan milleti ve Meclisi dehşetle uyandırmış, bu uyanıklık daha sonra gördüğümüz şuurlu antikomünist hareketlere yol açmıştır. 3 Mayıs, bir kabustan silkiniştir. Daha sonraki yayınların da belgeleriyle ortaya koyduğu gibi komünistler bazı bakan ve mebuslardan himaye görerek, bazı satılmış kalemlerin teşviki ile harekette idiler. Köy Enstitüleriyle, liselere sokulan öğretmenlerle, üniversitedeki sabıkalı profesörlerle Türkiye'yi bir marksist ihtilale hazırlıyorlardı. Bütün bunları önleyen şey, 3 Mayıs 1944 günü birkaç bin meçhul gencin yaptığı sert yürüyüş olmuştur. Bundan dolayıdır ki 3 Mayıs bizim günümüzdür. 3 Mayıs bir ruhtur. Bu günkü parti dincilikleri, Nurculuk ve Moskofçuluk safsataları geçerek ve ortada yalnız 3 Mayıs yürüyüşünü yapan Türkçüler kalacaktır. BU YÜRÜYÜŞ DEVAM EDİYOR. TÜRK ORDULARI ATA RUHLARININ DOLAŞTIĞI ALTAY VE TANRI DAĞLARI ETEKLERİNDE GEÇİT RESMİ YAPINCAYA KADAR DEVAM EDECEKTİR.
1 Mayıs günü solcular: Kurtuluş işçi sınıfındadır. İşçiler: Oyum ak partiyee
Genetikleri köle olanların, Ulusal egemenlik kavramını ve Atatürk'ü anlama olasılıkları yoktur. Onlar, derin düşünceler yerine, sığ yerlerde oyalanırlar.
"Türk olmayanın kalbi hiçbir zaman bir Türk gibi çarpmayacaktır." Kazım Karabekir Paşa
Belki de tükenmişimdir. Bir şeyler yapacak, bir şeyler için uğraşacak çabayı kendimde bulamıyorumdur. Benim de emek vermeden güzel giden şeylere ihtiyacım vardır. Hep ben yorulmak istemiyorumdur. İnancımı yeniden kazanmaya ihtiyacım vardır. Beni bana geri vermek istiyorumdur.
Ne para biriktirebildim ne arkadaş.. Kimse ilgimi çekmiyor bende kimsenin ilgi alanında değilim.. Yalnız olmaktan keyif alan biri olmasam sıçtım..
Yakınını kaybeden birine genelde "başın sağ olsun" deriz.
"Ölen öldü, ama sen sağ ol" der gibi kaba bir manaya geldiği düşünülen bu deyimin anlamı aslında pek de öyle değil...
Öncelikle, bu deyimin doğrusu, “başın sağalsın” biçimindedir.
Azerbaycan Türkçesi'nde “sağalmak” sözü “hastanın iyileşmesi” anlamına gelir.
Türk dilindeki sağ sözü, “yaşayan” anlamının dışında “iyi” anlamına da gelir. Yani sağalmak da “iyileşmek” demektir.
"Baş" kelimesi ise, Anadolu Türkçesi'nde "yara" anlamına gelmektedir.
Yani, kaba ve saygısız bir manaya geldiği düşünülen bu deyim, aslında "Yaran iyileşsin" gibi derin bir anlama geliyor...
Tren hattı tayyareler Türkler giydi hep karalar Semerkand'ı Buhara'lar İşitti her yan ağladı
DOĞUM GÜNÜ Arap kültüründe "doğum günü kutlaması" bulunmamaktadır. Arap kültürüyle özdeşleşmenin etkisiyle doğum günü, bugün kimileri tarafından yabancı bir öğe imiş gibi değerlendirilmektedir. Oysa Türkler ölülere de dirilere de doğum günü kutlaması yapmaktadırlar. Bir yandan doğum günü kutlamanın "gâvur âdeti" olduğu, "din dışı" bir uygulama olduğu propagandasının aksine Türklerde köklü bir doğum günü geleneğinin olması nedeni ile ilk önce bir Türk olan Süleyman Çelebi'nin, yazdığı Mevlit ile daha sonra da "kutlu doğum haftası" etkinlikleri ile doğum günü kutlaması İslam Dini'ne Türkler tarafından sokulmuştur.
Doğum gününde Kaç yaşında olunursa olunsun pastaya 3 mum konulur. Bir mum 40 yıl demektir. Beş yaşındaki çocuğa da, altmış yaşındakine de 3 mum konulur. 3 mum koymak, 120 yaşa gir temennisidir.
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti ben Türk değilim, ama benim de bu topraklarda hakkım var diyenlere haddini bildirmek için kurulmuş bir Türk Devletidir”
Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk