Bir şekilde her şeyin üstesinden geliyorum fakat bir türlü şu göğsüm ferah bir balkon gibi olmuyor.
Show & Tell
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Mike Driver

pixel skylines
No title available

bliss lane
Cosimo Galluzzi
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
ojovivo
todays bird
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
RMH
No title available
Interview Vampire Daily
Monterey Bay Aquarium
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Noah Kahan

Kiana Khansmith
Not today Justin
art blog(derogatory)

seen from Colombia

seen from Argentina

seen from Canada
seen from Australia
seen from Spain
seen from Indonesia
seen from Greece
seen from Australia

seen from India

seen from United States

seen from Singapore

seen from Malaysia

seen from Indonesia
seen from Canada

seen from South Korea

seen from United States
seen from Argentina

seen from Spain
seen from Germany
seen from Malaysia
@kelebeklibiriyim
Bir şekilde her şeyin üstesinden geliyorum fakat bir türlü şu göğsüm ferah bir balkon gibi olmuyor.
Belki sana inanırlar
onlara artık yeni insanlar tanımak istemediğimi söyle bana inanmıyorlar güneş mi göreyimmiş, iki insan, açılsın mıymış içim beni alıp pencerenin önüne yerleştiriyorlar onlara bir salon çiçeği olmadığımı söyle hasarsız parçalarımın giderek azaldığını hiç değilse okunaklı bir ölüm için bir tık hayatla arama bir boşluk bıraktığımı bana inanmıyorlar tıpkı inanmadıkları gibi; hem onları hem allahı aynı anda sevebileceğime tıpkı yüzümü arasında kuruttuğum kitapla bütün bu talanların bir ilgisi olmadığını söylediğimde dudaklarını aralayan müstehzi parlayış gibi hani söyleyecek çok şeyim var da kıyıp söylemiyorum der gibi sen söyle.. yarıldım / sebep(?) yırtıldım çıkardığım çirkin sesleri duyuyor musun tuhaf şeyler oluyor bak insan kendine yuvarlanınca insan kendine çarparak parçalanınca aklının tutunacak elleri de kopuyor ama tıpkı diğerlerinin uçuşan saçlarımı delil gösterip alnımın yangının yalnız o eşikte söndüğüne inanmadıkları gibi inanmadıklarında bir şey oldu bana bende, bana sığmayan bir şey ağustos gecesi dolaba konmayı unutulmuş yemek gibi ekşidim bir gecede sanki kokuştum oysa daha şunu, şunu, şunu söyleyecektim kavgalara karışacak daha ladesler tutuşacaktım daha ellerinin bütün yalan yanlışlarımı doğrulayan bir hakikat gibi saçlarıma nasıl usulca indirildiğini o küçücük avuçlarına o kırk tas suyu hem de ruhun bile duymadan nasıl sığdırabildiğini falan… şevkimi kırdılar / sebep(?) kelimelerden yana nasibimi murdarladılar oysa ben de susunca zehir zannediyordum dilimi ne fena cana değmenin can yakmaktan başka yolunu bilmiyorlar misal ben, yenilmek koymuştum bu senle aramda olana üstelik bütün yollarını da biliyordum budadılar sebep beni bir çınardan bonzai yapabilmek mümkünmüş gibi anlamadan, dinlemeden, inanmadan budadılar hadi gel o ucuz poları ört üstüme hadi, bordo yanıma sana bir kere bile sarılıp uyuyamamışlığımı da koy değil değil sana yazmak için ciğerlerimin çırpınmasını beklemiyorum her defasında ama bilirsin; kabuğuna çekilmek için bile büsbütün yaraya dönüşmeyi beklemeli insan
'Birbirimizi ne kadar üzmeyelim'in cevabını buldum dün. Tam çay kıyacakken bırakıp yatağa geçirip ağlatacak kadar, fakat katil de bilmiyor öldürdüğünü.
Özlenen sabah, özlenen mekan, özlenen hisler..
'Rahmet bekleyen insanların Rahmet yüklü bulut ol semasına. Yalnız sen boşalt nasibini Aç ve tok toprağa.'
Bi mutlu olmayı öğrenseydim geriye kalan her şeyi unutsam da olurdu. Mutsuz başarı, mutsuz konfor, mutsuz yemek içmek bi anlam ifade etmiyor. Çocuklarınıza öğretin mutlu olmayı hiç olmazsa siz biraz olsun mutlu olmaya çalışın onlar alır ucundan kıyısından.
çerçici, insana ağlarsan parçalara bölünürsün. kurtul artık şu çoklar dünyasından.
Yaptıklarımın ve niyetimin Allah tarafından biliniyor oluşu gün içinde ayakta kalmamı sağlayan. İnsan, insana kalsa yıkılır.
Daha önce hiçbir şarkının bu kadar bana armağan edilmesini istemedim.
https://www.youtube.com/watch?v=9k-u0p5GoXw&feature=share
Ana maddesi, teması ve dahi konusu insan olan bir meslek seçtiğime tam pişman oluyorum bi gülme gelmiyor gerçekten pişman oluyorum. Bi mechanical engineer olaydım az biraz cansız varlıklarla hemhal olaydım.
Bir babanın kızının adıyla evlilik kelimesini aynı cümle içinde kullanmaya çekinmesi de şiirden sayılsın.
'Sılaya olan hasretimizdir mütehammilliğimize vesile'
Saat 3.38 yolculuktayım ve ben uyuyamıyorum. Bu yolculuk beni üzüyor. Gitmek istemediğim yolları gidiyorum mecburiyetten. Okuluma, öğrencilerime gidiyorum. Bunun bir sevinci olmasını beklerken bende bir ayrılık hüznü kocaman bir isteksizlik var. Bazı şehirlerin ruhu vardır ya. İşte yaşadığım şehrin ruhu beni sarmıyor, kucaklamıyor. Hayatımın hemen her döneminde hissettiğim o mecburiyeti yeniden yaşamaya devam ediyorum. Bu kez farklı bir şehirde..
gidiyor olmak bir gerekliliğe dönüştüğünde daima acı verir.
Kalbin bozulması ferdin bozulmasına, ferdin bozulması aileye, ailenin bozulması topluma sirayet eder.
(via islamiyet)
Kalbim, aklım hep sizinle kaldı. Ne güzeldin ey cami. Ne güzeldin ey mevlevihane. Gönlüm geldi yerleşti yanınıza.