Barışma Rubaisi
Sönmüş sanılan ışık, bir anda parlar Dostun sesi, tekrar sevinç ısmarlar Bir buzlu soğuk sisli bulut, nur kesilir Kuşlar ötüşür yerde erirken karlar…
Hüsrev Hatemi
NASA
Monterey Bay Aquarium

★

JBB: An Artblog!
Xuebing Du
Sweet Seals For You, Always
Cosmic Funnies
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
No title available
RMH
ojovivo
will byers stan first human second

izzy's playlists!

祝日 / Permanent Vacation
Cosimo Galluzzi
🪼
KIROKAZE
Today's Document
Jules of Nature
styofa doing anything
seen from United States

seen from United States
seen from Germany

seen from Czechia

seen from Germany

seen from United States

seen from Finland
seen from Germany

seen from Sri Lanka
seen from United States
seen from Germany

seen from Malaysia
seen from Honduras
seen from Spain
seen from United States

seen from Spain

seen from Malaysia
seen from Brazil
seen from Singapore
seen from Sri Lanka
@nidaavurall
Barışma Rubaisi
Sönmüş sanılan ışık, bir anda parlar Dostun sesi, tekrar sevinç ısmarlar Bir buzlu soğuk sisli bulut, nur kesilir Kuşlar ötüşür yerde erirken karlar…
Hüsrev Hatemi
Cemil Meriç, lise yıllarında hoşlandığı bir kıza mektup yazar. Kız mektubu okuduktan sonra Cemil Meriç'in suratına fırlatır. Cemil Meriç, hiç istifini bozmadan oradan uzaklaşır. Ertesi gün kızın kitaplarının arasına şu notu bırakır:
"Sen, kendime yaptığım en büyük kötülüksün."
‘insanlara gülümsemenin inceliğine inanıyorum’
Güzel söz söylemenin inceliğine inanıyorum
bir çiçeği sulamanın zarâfetine inaniyorum.
Karşılık beklemeden karşıdakine iyilik, yardım etmenin güzelliğine inanıyorum.
gönüllere hitâp etmenin mümkünlüğüne inanıyorum.
Keyfin yokken üzerine gelmeyen ama içten içe yanında olduğunu hissettiren insanın güzelliğine inanıyorum.
Müziğin ritmine inanıyorum.
Vefalı yüreklerin olduğuna inanıyorum.
Kalpten kalbe görünmez bir yolun olduğuna inanıyorum.
başka bir dünyanın mümkünlüğüne inanıyorum.
kalbi güzel olan insanların bitmeyeceğine inanıyorum
Bütün bu yazılanlardan sonra yüzümde bir tebessüm olacağına inanıyorum.
saat; yarasa.
Dünya yuvarlak demişim de, kilise beni asmış gibi hüzünlüyüm.
Denize açılsam şimdi, hiç durmasam, yine de başladığım noktaya dönemem ben, inan bana. Hep öyle oldu çünkü; ben hep bir noktada yönümü şaşırdım, yönümü kaybettim. Sonrasını biliyorsun, az yara bandı çakmadın alnıma; duvarlara çarpa çarpa yönümü bulmaya çalıştım. Duvar kalmayınca da, durdum. Bekledim… Biri gelsin beni yola soksun diye. Ya da bana yol olsun diye. Kimse gelmedi. Uzun ve sessiz bir bekleyişti, işte orada ilk tereddütümü yaşadım dünyaya dair; dünya yuvarlak değil, bence kaygandı. Boşuna asıldım.
annem ve babam gibi, tüm kentler, ülkeler, günler, geceler, her gökyüzü de yabancı kaldı bana. insanlara daha fazla yaklaştıkça bu saydıklarımdan daha fazla uzaklaşıyorum.
Ben her acıyı göğsüme yumruk vura vura kabullendim.
Çok gülen insanların yalnız kaldıklarında gözlerini bir yere sabitleyip dalışlarını izleyin. Anlayacaksınız.