Barışma Rubaisi
Sönmüş sanılan ışık, bir anda parlar Dostun sesi, tekrar sevinç ısmarlar Bir buzlu soğuk sisli bulut, nur kesilir Kuşlar ötüşür yerde erirken karlar…
Hüsrev Hatemi
Monterey Bay Aquarium

gracie abrams
sheepfilms
No title available
The Bowery Presents
Sweet Seals For You, Always
🩵 avery cochrane 🩵

No title available
Misplaced Lens Cap

pixel skylines

No title available
Interview Vampire Daily

Andulka

roma★
🪼
Claire Keane
Doug Jones

EXPECTATIONS

@theartofmadeline
Show & Tell
seen from France
seen from Brazil
seen from France

seen from United States

seen from United States
seen from Spain
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Germany
seen from United States

seen from United States
seen from India
seen from Bolivia
seen from United States
seen from Malaysia

seen from Germany

seen from United States
@nidaavurall
Barışma Rubaisi
Sönmüş sanılan ışık, bir anda parlar Dostun sesi, tekrar sevinç ısmarlar Bir buzlu soğuk sisli bulut, nur kesilir Kuşlar ötüşür yerde erirken karlar…
Hüsrev Hatemi
Cemil Meriç, lise yıllarında hoşlandığı bir kıza mektup yazar. Kız mektubu okuduktan sonra Cemil Meriç'in suratına fırlatır. Cemil Meriç, hiç istifini bozmadan oradan uzaklaşır. Ertesi gün kızın kitaplarının arasına şu notu bırakır:
"Sen, kendime yaptığım en büyük kötülüksün."
‘insanlara gülümsemenin inceliğine inanıyorum’
Güzel söz söylemenin inceliğine inanıyorum
bir çiçeği sulamanın zarâfetine inaniyorum.
Karşılık beklemeden karşıdakine iyilik, yardım etmenin güzelliğine inanıyorum.
gönüllere hitâp etmenin mümkünlüğüne inanıyorum.
Keyfin yokken üzerine gelmeyen ama içten içe yanında olduğunu hissettiren insanın güzelliğine inanıyorum.
Müziğin ritmine inanıyorum.
Vefalı yüreklerin olduğuna inanıyorum.
Kalpten kalbe görünmez bir yolun olduğuna inanıyorum.
başka bir dünyanın mümkünlüğüne inanıyorum.
kalbi güzel olan insanların bitmeyeceğine inanıyorum
Bütün bu yazılanlardan sonra yüzümde bir tebessüm olacağına inanıyorum.
saat; yarasa.
Dünya yuvarlak demişim de, kilise beni asmış gibi hüzünlüyüm.
Denize açılsam şimdi, hiç durmasam, yine de başladığım noktaya dönemem ben, inan bana. Hep öyle oldu çünkü; ben hep bir noktada yönümü şaşırdım, yönümü kaybettim. Sonrasını biliyorsun, az yara bandı çakmadın alnıma; duvarlara çarpa çarpa yönümü bulmaya çalıştım. Duvar kalmayınca da, durdum. Bekledim… Biri gelsin beni yola soksun diye. Ya da bana yol olsun diye. Kimse gelmedi. Uzun ve sessiz bir bekleyişti, işte orada ilk tereddütümü yaşadım dünyaya dair; dünya yuvarlak değil, bence kaygandı. Boşuna asıldım.
annem ve babam gibi, tüm kentler, ülkeler, günler, geceler, her gökyüzü de yabancı kaldı bana. insanlara daha fazla yaklaştıkça bu saydıklarımdan daha fazla uzaklaşıyorum.
Ben her acıyı göğsüme yumruk vura vura kabullendim.
Çok gülen insanların yalnız kaldıklarında gözlerini bir yere sabitleyip dalışlarını izleyin. Anlayacaksınız.