Bugün aniden kendimi düşünce denizinin doruklarında yüzerken buldum, Ben renklerin hangi tonuyum? Soruyorum kendime... siyah demek geliyor içimden fakat desem siyah değil, gri'den başka renk gelmiyor o an aklıma, soruyorum yine de, gri mi? O da değil...
Bir dengesizliğin var oluşunu sezdim renk paletinde, bulunduğum renk ne başta ne sonda ne de ortada...
Olmak istediğin konumun renkleridir yansıtan kederini, diye bir söz geçti aklımdan. Olmak istediğim yer neresi? diye düşünmeme varmadan, cevaplayıverdim kendimi: Günbatımı...
Aynı zamanda geçiriyorum yine içimden, gün batımının hangi duygularla özdeştiğini; gün batımıdır özlem, göz yaşı, ağladıktan sonra silerken yüzünü, umut dolu çocuk için beliren, gözleri yaşlarla dolu samimi gülüş...
Ne başlangıçta ne de bitiştedir bu anlattığım renk, işte bu rengin, ben işte bu rengin tonuyum. Ben bu rengin bulutu, ağacı, gökyüzüyüm. Ben kahverenginin, hissedilir tonuyum.