Yaşasın MacFit. Yaşasın 40 yaşına yaklaşıyorum spor yapmalıyım sendromu.
Mert 2 gün önce gönderilmiş mail’de yazan üyelik numarasını ezberlemişti. Yola çıkmadan tekrar kontrol etti. 53-54-54-17
Bu numarayı kapıyı açmak için kullancaksınız demişlerdi. ‘’Unutursam da cep telefonum var, oradan mailleri kontrol ederim. Hem o kadar yaşlanmadım yahu, 8 haneli bir numarayı unutacak değilim ya?’’
Bisikletine atladı. 40 yaşlarına gelmesi onun bisiklete binmesine engel değildi. Spora gidecekti. Spora giderken sportif bir hareket yapması kadar normal ne olabilir? ‘’Spora bisikletle gideceğim’’ dedi. ‘’Bisikleti oraya kapıya yakın bir yere park ederim. 8 haneli giriş kodumu kapıya girerim. Sonra da sporumu yaparım’’
Ama her şey o kadar kolay olmadı...
Mert 40 yaşına yaklaşırken, her erkeğin sorgulamaya başladığı bir süreçten geçiyordu. ‘’E şimdi veremezsem bu kiloları ileride hiç veremem. Spor yaptım yaptım, sonra nah yaparım. Ali, Mehmet, Serkan hadi olm gelin beraber gidelim. Beraber gaza geliriz hem.’’ Hiç bir arkadaşını kandıramamış kendi kendine gaz vermek zorunda kalarak üye olmuştu. İşin güzel tarafı üyelik yıllık değildi. En kötü ihtimalle bu gazla 1 ay giderim sonra üyeliğimi iptal edebilir diye düşündü. Ne güzel bir sistem. Aylık üye olabiliyorsun.
Bisikletini park etti ve o özel kapıya geldi Mert. Neydi şifre, neydi o 8haneli süper şifre..?
53-54-53-17. dit dit diit. Açılmadı. Biraz stres biraz endişe ile bir kere daha bastı tuşlara. bu sefer didididit Çlank etti kapı. Silindirik cam bölme dönmeye başladı ve kapı açıldı. Silindirin içine bir adım attı ve bekledi. KApı arkasından kapanınca diğer taraftaki kapı açıldı.İlginç bir giriş, insan kendini 5sn bile olsa ışınlanacak gibi hissediyor bu silindirin içinde. Neyse başardım da içeri girdim. Oh dedi ilk etabı hallettim. Spor da yapabilirsem hayırlısı ile bugün süper olacak...
Daha önceden spor salonu deneyimi vardı Mert’in. Kimseye bir şey sorma gereği duymadan yolunu bilir bir edayla merdivenleri inerek aşağı kata doğru yöneldi. Alt kata geçmeden toprak seviyesine son bir kere baktı. ‘’Houston, dalışa geçiyorum. Bana bir şey olursa merak etmeyin en azından aileme spor yaparken öldü dersiniz’’
Neden bu ucuz spor salonları yerin altında oluyor genelde? Nedeni aslında basit Kiralar ucuz mekanlar büyük sok milleti aşağıya bas havayı dışarıya ver klimayı insanların üstüne biraz da müzik verdin mi dım tıs dım tıs dım tıs tıs.. Yippiiee.
-1 katına indiğinde şöyle göz ucuyla etrafına baktı Mert. Kız var mı acaba burada dedi? Geldiği saatin doğru bir saat mi olduğunu kız sayısının oranı ile anlayacaktı. Evet fena durmuyordu kız oranı. Ama Mert nereden bilebilirdi bunun saatle ilgili olmadığını.
Soyunma odaları için bir kat daha merdivenlerden aşağı inecekti. İşte şimdi -2 katındaydı. Evet soyunma odalarını buldu ama burada bulduğu başka bir cevap daha vardı. Yer seviyesinden aşağıya indikçe testesteron oranı da artıyordu. Demek ki konu geldiğin saatle ilgili değil dedi, yer yüzüne uzaklığınla ilgili olarak değişiyormuş Houston. Houston beni duyuyor musun buradan? Aşağıdayım -9 metredeyim. Alo. aloo.
Üstünü değişirken bunun nedenini sorguluyordu. Neden aşağıya indikçe kız sayısı azalıyor? Nedeni çok basitti. En alt katta ağırlıkla çalışma alanı bir üst katta koşu bantları ve bisikletler vardı. Gelen kızlar ağırlık çalışma için aşağıda öküzler gibi bağıran IHHH- AHHH- IIIHHH- OHHH kas yığını adamların yanına gitmek istemiyorlardı.İşin komik tarafı Mert’te sıska kolları ile o anıran arkadaşların arasında kaybolmak istemedi.
Ayrıca acil bir durumda telefonla arkadaşını bile arayamayacağı bir yerde (o kadar aşağıdayız ki telefon çekmiyor düşünün artık) spor yapmak istemiyordu.
Mert koşarak bir üst kata çıktı ve ‘’ben kilo vermek istiyorum. Kas yapmak ikinci hedefim yahu zaten abartmaya ne gerek var?’’ dedi. 38 farklı koşu bantından birini televizyonun ve aynaların durumunu inceleyerek seçti ve hemen üstüne zıpladı. Spor salonu deneyimi olan Mert hangi düşmelere basacağını biliyor gibi yaparak ‘’hemen başla’’ butonuna bastı. Ama hız düğmesini çok kuraclamak istemiyordu. Youtube’da koşu bantından düşüp yerde şınav çekiyor numarası yapan adamı taklit etmek istemiyordu.
Koşu bantı üzerinde 30 dakika debelendikten sonra başladığı noktada olduğunu fark ederek, istediği yere gelememiş olduğunu anlayarak, hemen ineyim de bisiklete binerek gitmeyi denerim diye düşündü. Bisiklete binmeden bir kantine uğrayayım diye düşündü. Etrafına bir baktı ortada kantin bakkal süpermarket gibi bir yer yok. Sadece bozuk para ile çalışan bir otomat vardı. Neyse ki şortunun cebinde 1TL vardı da istediği suya kavuşabildi.
Spor salonlarının Pegasus’u MacFit sağolsun müşterilerini düşünmüştü. Fazla giderleri kısmış (havlu,su,şampuan vs vermiyordu)
Yaşasın MacFit. Yaşasın 40 yaşına yaklaşıyorum spor yapmalıyım sendromu. ‘’İstiyorsan duj getireceksin kendi şampuan. İstiyorsan su atacaksın bozuk para.’’