6 yaşındayım ağlıyorum. İçeriden bağırma sesleri geliyor, sesim duyulmasın diye yorganın altına saklanıyorum.
7 yaşındayım ağlıyorum. İçeriden babamın anneme dediği kötü laflar geliyor, susuyorum.
8 yaşındayım ağlıyorum. Yine annem ile babam kavga ediyor, babam evden gidiyor ben annemin yanında ona sarılıp ağlayarak teselli ediyorum, susuyorum.
9 yaşındayım ağlıyorum. Babam yanımda bir erkek gördüğü için bana kötü bir bakış attı, o bakış bile beni yorganın altında ağlatmaya yetti.
10 yaşındayım ağlıyoruz. Arkadaşım, babası küçükken terk ettiği için.. Ben babamın olup da olmadığı için.
11 yaşında ağlıyorum. Her sene olduğu gibi yine babam çalışmak için uzak bir yere gidiyor gittiği için sevinirken yine onsuz kalacağım için ağlıyorum.
12 yaşındayım ağlıyorum. Babam gittiği yerden gelecek yine bize hayatı zindan edecek bunu biliyordum.
13 yaşındayım ağlıyorum. Babam bana herkesin içinde bağırdı. Bende uyuyan abimin yanına gidip yanına yatıp ağladım. Babam içeri girip bana tükürdü, unutamıyorum.
14 yaşındayım bakıyorum. Hem babamın olmayışına hemde olduğu zamanlar ondan nefret etmeme sebep olduğu için duvara bakarak susuyorum.
15 yaşındayım yoruldum. Yine kavga ettiler. Bu sefer annemi ağlamayarak teselli ettim. Bu sefer içimden daha fazla ‘senden nefret ediyorum.’ dedim. Bu sefer daha fazla başım ağrıdı. Daha uzun süre susarak duvarla bakıştım.
Etrafımdaki çoğu kızın babasıyla sorunu var ben dahil. Bir kaçımız büyük ihtimal bunların acısını her zaman yaşayacak. Bir kaçımız alışacak. Ama zor yaşıyoruz. 15 yaşındayım ve ağlamayı bıraktım rol yapmayı öğrendim kendimi savuna biliyorum.
Ama ne zaman babama kendimi savunsam ya ağlayasım geliyor ya da susasım. Her hakkımı savunduğumda daha fazla yaralanıyorum.
Bunun sonunu bir yere bağlayamam çünkü bir sonu yok. Ya ben babamı ilk kaybedip değerini anlayacağım, ya da babam ilk beni kaybedip yıktığı hayatımı anlayacak.
Çünkü dediğim gibi ben babamın yıktığı hayatları da topluyorum. Bu görevi ablamla biz üstlendik.
















