I listen to music more than I listen to people
Not today Justin
Cosmic Funnies

#extradirty
DEAR READER
One Nice Bug Per Day
todays bird
hello vonnie
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

@theartofmadeline

roma★
Show & Tell
Misplaced Lens Cap

Love Begins
almost home
Today's Document
No title available
we're not kids anymore.
styofa doing anything
AnasAbdin
he wasn't even looking at me and he found me
seen from United States
seen from Brazil
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from France

seen from United States
seen from Ukraine
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States
seen from South Africa
seen from United States
seen from South Africa

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Greece

seen from Brazil
seen from Uruguay
@skywaterfourapple
I listen to music more than I listen to people
doğduğum andan beri her zaman kendime güvenmeyi öğrenerek bu yaşlara geldim. Sayıları ve harfleri bile yeni öğrenmeye başladığım zamanlarda annem ve babam benim kendi başıma çoraplarımı bile seçmeme izin verdiler bu duyguların içimde küçük yaştan itibaren gelişmesiyle birlikte her ortamda girişken, enerjik ve be deli dolu biri olarak anılırım.
Çocukluğum ile alakalı hatırladığım hatrı sayılır güzellikte durumun da bu olduğuna neredeyse eminim. Küçük bir köyde evin ilk torunu ve ilk çocuğu olarak dünyaya geldim, hemen bir yıl sonra ise kız kardeşim doğdu, neredeyse doğumumdan beri sorumluluk, disiplin ve buna benzer içgüdüsel duygular ile hayatta kaldım. İlkokulda dahi aile içi sorunlarımın en büyüklerinin yaşandığı dönemlerde ödevlerimin düzenini aksatmaz, uyumadan önce bir sonraki gün için çantasını kendi başına hazırlayan küçük bir kızdım. Masumiyet ve saflığın arasında büyüyen bir kız olarak birinci sınıfta kızlar arasında okuma birincisi oldum köy okulunda okuduğum için sınıfımda sadece 4 kız ve 1 erkek öğrenci bulunuyordu.
Hayatımın ilerleyen ve çarpıcı diğer dönemlerinde artık büyümüş ve olgunlaşmıştım ayrıca o yetersiz ve küçük okuldan çıkıp daha büyük bir kasaba da eğitim görmeye başlamıştım. Hayatımın neredeyse her döneminde büyük değişimlere maruz kalmama rağmen hiçbir zaman kendimi olan güvenimden şüphe duymadım. Ergenliğe girişimle beraber hem akademik hemde sosyal açıdan dibe vurmuştum ta ki bir gün eskişehir adlı bir şehire taşınana kadar… O şehirde hayatımın en güzel ve en kötü günlerini yaşadım, şehre ilk geldiğimde sokakta sprey boyayla yazılan maleviç yazısını görmem ile rus sanatına olan ilgim başladı ilk olarak kelimenin ne olduğunu hatta nasıl yazıldığını bile bilmiyordum fakat bu sanat işe tanıştıkça kendimi sanatta tamamlanmış hissediyordum bu hislerimle birlikte lise ikinci sınıfta dil bölümünü seçtim ve kendimi burada ifade edebikeveğimi görüyordum. İngilizce ile tanışmam neredeyse 12/13 yaşıma denk geliyordu ve bu sayede dil okurken ingilizce üzerine kendimi daha rahat geliştirebildim, ergenliğimle ve ailemin şiddetli kavgaları yüzünden motivasyonum konusunda ailem büyümemle beraber yok oldu ve kendimi o yaşın önemli olarak gördüğü hedefleri arasında kaybolmuş ve kendine ödevlerini yazdığı defterin en arka sayfasına motivasyon notları hazırlarken bulurdum.
Lise başından beri üniversite okumak istediğime emindim ve her zaman hedefim buydu. Birçok zaman mesleğimi seçme konusunda zorlandım ama her zaman bu alan edebiyat veya dil ile ilgiliydi. Evin yaşattığı yüksek seslerden kendimi artık güvende hissettiğim tek alan kitap okumak olmuştu. Bu dönem boyunca kendimi tanımaya başladım, daha önce bulunmadığım yerler ve hatta bulanamayacağım dönemler içerisinde kaybolduğumu hissettirdiğim zamanlar oldu ve artık sanat ile aramda görünmez bir bağın var olduğunu kabul ediyordum.
Üniversite seçimlerimi yaparken içten içe her zaman rus dili ve edebiyatı üzerine kendimi geliştirmem gerektiğini biliyordum ve tercih listemi de buna uygun yaptım ve hayatımın unutulmaz anlarını burada yaşadım. Hazırlık yılı itibarıyla bu bölüme ve kendime neler katabilirim diye düşünüyordum ve rusça müzik etkinliğine katılarak ilk adımımı atmış oldum. Birinci sınıfta bölüme geçmem ve alışma sürecim ilerlerken ülkemizde 9 ilin etkilendiği 7.2 ve 7.6lık iki deprem meydana geldi, bu yaşanılan depremlerden dolayı eğitimimize online devam etmek zorunda kaldı, eğitimimiz haricînde öğrenci ve profesörlerim yaşadığı deprem travması ve hayatını kaybeden arkadaşlarımız ile bu süreç çok acılı bir şekilde geçti, birçok arkadaşımın evi yıkıldı ve birçok insan farklı şehirlere göç etti.
İkinci sınıf başı ile beraber artık hayatım daha da düzene girer olmuştu yavaş yavaş akademi alanında kendimi görebiliyor ve bilimsel katkılarda bulunabileceğime inanıyordum. Çocukluğum en büyük hayali olan Abd ye giderek bu hedefe başladım. Orada geçirdiğim dört ay boyunca kendimi oraya ait hissettim ve mükemmel arkadaşlıklarım oldu.
Amerikadan dönüşten sonra artık akademi alanında kendimi geliştirmek istediğime ve amerika da yapmak istediğime emindim bu yüzden sempozyumlara ,öğrenci kulüplerinde aktifliğimi devam ettirerek kendimi daha da güvenerek ortaya çıkıyordum dönem ders ortalamamı 3.93e çıkarmayı başardım ve akademisyen olma hayali ile kendimi son hız geliştirmeye devam ettim ve şuan bu sözleri yazıyorum.
Herkesin hayatında yaşadığı zorluklar vardır ama önemli olan şey, o zorluklarla nasıl başa çıktığındır. Bunu kendi felsefem olarak belirledim ve buna göre yaşamaya devam edeceğim.
“Choose to love yourself; choose to respect yourself; and promise with all your heart and soul that you will never leave you.”
— Kimberly Kirberger
“A beautiful thing is never perfect.”
— Egyptian Proverb
acımasızca geçip giden zamandan geri kalan sadece yalnızlıklar olur.'
I'm in the backseat, i have no control
Victoria Chang, from "The Islands, 1961" (for Agnes Martin)
– Virginia Woolf, from a Letter to Violet Dickinson written c. January 1909
[TEXT ID: "I appreciate your concern. None of this is your fault. It's me. It's me and my head. / In winter, I collapse." END ID]
Uykusunu asla ama asla alamayan o kişi
Tasha • novembre_nuvola
05.01.23
yılların getirdiği duygular,tramvalar, düşünceler benim artık elimi kolumu bağlıyor. hayatıma yepyeni birini çok kısa sürede çok sevdiğim birini aldım yani barış'ı.
yalnız kalacağım,hissizleştim,mutsuzum sözlerimin üzerine bana gerçekten uzun süre sonra gerçek duyguları tattıran sana sonsuz kere teşekkür ederim
bahsettiğim konu aslınsa tam olarak bu değil çünkü sana olan sevgim ne kadar büyük ve derin olursa olsun bugün seninle quakkada oturup konuştuğumuzda bana acayip kelimeler cümleler kullandın ve inan hiç beklemiyordum.Aslında beklemek istemiyordum ve hala istemiyorum. yıllar sana değişirsem ne olacak hayat şartları ya bizi başka yöne savurursa gibi sözler kullandın ve o an başımdan aşağı kaynar sular döküldü sadece sana bakakaldım hayatımın son dakikasına kadar seninle beraber geçirmek isteyen bana bunları böyle söylemen beni derinden etkiledi sana yeterli güveni,sevgiyi veya saygıyı gösteremedim mi? inan bilmiyorum ama gerçekten balım gerçekten seni çok seviyorum ve seni kaybetmek istemiyorum olur da aşamayacağımız ciddi büyük sorun sıkıntılar olursa canımız,sevgimiz sağolsun. Benim için çok büyük fedakarlıklar yapıyorsun ve hayatının neredeyse tüm çizgisini bana göre şekillendiriyorsun bu şekilde bu kadar benim için kendi hayatından gösterdiğin taviz beni mest etse de içten içe üzüyor ama seninle olmak istiyorum ve bunun sana çok büyük sorunlar vermeyeceğime inandığım şeyleri kabul edebiliyorum kendime kabul ettirebiliyorum.
seninle güldüğüm, eğlendiğim , ağladığım,sarhoş olduğum her anım her dakikam her saniyem benim için çok ama çok özel. İlk defa ben bunları hissettim ben ilk defa sevildiğimden tamamen emin oldum. İlk defa biri beni önemsedi biri beni tanımak istedi gerçek beni içimde yatan o küçük kız çocuğuyla tanışmak istedi.Bunu yapan kişi sen oldun barış sen! Bana karşı duygularının ne kadar yoğun olduğunu ve gerçekten hata yapmak istemediğini anlayabiliyorum ve eminim ki sende beni anlıyorsun. Yokuş aşağı inen bi otobüsün içinde sadece ikimiziz ve bir gün duvara çarparsak diye korkuyorum eğer ki çarparsak ikimiz için de güzel günlerin bizi beklemediğini biliyorum.Boş boş yatarak sadece bunları kafaya takmanın da bi manası olmadığını biliyorum. Elimden geldiğince olgunlukla karşılamaya çalışıyorum ama kaybetmek istemiyorum ne olursa olsun organım gibi hep yanımda elimde cebimde ol istiyorum her gün aynı insanın omzunda uyanmak her gün aynı insanı öpmek her gün aynı insanla gülüp eğlenmek istiyorum. Bana bu dünyanın en farklı yönlerini sen gösterdin sen öğrettin dünyama ışık saçtın, gözlerin ah o gözlerin hayatımda bu kadar güzel bakan bu kadar temiz kalpli bu kadar iyi olan her şeyi daha önce hiç görmedim ve bana bunu hissettirdin. Yeni yepyeni olsak bile yıllardır berabermişiz gibiyiz bu his beni çok mutlu ediyor her anımıza aşığım. güle gülen yüzüm,sevgilim,balım bu hayatta senin için karşıma alamayacağım tek biri bile yok ve seninle yapamayacağım tek bir şey yok. Yıllarımız daim olsun seni seviyorum.🤍
04.12.22
10.12.22
18.12.22
Henry James, from “The Portrait Of A Lady”
“Someone can be madly in love with you and still not be ready. They can love you in a way you have never been loved and still not join you on the bridge. And whatever their reasons you must leave. Because you never ever have to inspire anyone to meet you on the bridge. You never ever have to convince someone to do the work to be ready. There is more extraordinary love, more love that you have never seen, out here in this wide and wild universe. And there is the love that will be ready.”
— Nayyirah Waheed