Seviyorum ben Kamuran, unutsan da sen. Kurutsan da tüm çiçeklerimizi, ben bir ömür bu çileden, her şeyden habersiz, küçük bir bebek doğuracağım. İnan, çileden de umut doğar, büyütmeyi bilirsen. Yine geleceğim Kamuran, beni bıraktığın yere.
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Alisa U Zemlji Chuda
taylor price
Sade Olutola

pixel skylines

titsay
No title available
ojovivo

Discoholic 🪩

JVL
almost home

祝日 / Permanent Vacation
Show & Tell

#extradirty
occasionally subtle
todays bird

Janaina Medeiros

@theartofmadeline
dirt enthusiast
Stranger Things
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States

seen from Türkiye
seen from United States
seen from Spain

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Singapore

seen from United States

seen from Türkiye

seen from Malaysia

seen from Türkiye

seen from United States

seen from Netherlands

seen from Malaysia

seen from United States
seen from France
@surme-naj
Seviyorum ben Kamuran, unutsan da sen. Kurutsan da tüm çiçeklerimizi, ben bir ömür bu çileden, her şeyden habersiz, küçük bir bebek doğuracağım. İnan, çileden de umut doğar, büyütmeyi bilirsen. Yine geleceğim Kamuran, beni bıraktığın yere.
Uyurken, uzanıp, Sağ kolumda yanağını hayal etmek, Nefes alışverişlerini hissetmek, Her seferinde, tenimde.. Keyif vermekten çok, Acıtmaya başlamışsa yokluğunda? Çocukluğumdan beri, çocukluğumsun bilmeden, Tüm korkularım, Oyuncaklarım, Arnavut böreğim, Soluksuz kaldığım tüm an'larda, İhtiyaç duymak bi' nebze, Mecbur olmak belkide, Sana? Tüm neden/sonuç ilişkileri bi' kenara, Tüm sonuçların, hayat bulduğu gülüşün.. Başkasını hayal dahi edememek? Anlatamadığım, tüm doğrularım, Sakladığım ürkek yüreğim.. Değişmiyor dua'ların, ne yaparsan yap. Eve geldiğinde, koltukta onu uyuya bulma isteğin, Ve uzanıp kucağında saklanmak istediğin, Hayattan, hayattaki her şeyden.. Bi' tek ona. Sırtından öperek içine çeke çeke..
uzun zaman oldu...
Hatalarımdan ders almam. Bu yüzden pişman olmuyorum hiçbi' zaman. Pişman olmak kendine yapabileceğin en büyük ihanet. Seviyorum kendimi, bana bunu yapmam ben. Zamanı geriye alasım da yok bi' çokları gibi. Benim nefretim de değerli, bana ait çünkü. Beni her acıttığını düşünenden, her ihanete gebeden nefret edemem. Tebessüm ederim mesela.
Gökyüzüne dokundun mu hiç? Ben dokundum, çok mavi. Huzur gibi kokuyor. Huzura dokundun mu hiç? Ben dokundum, çok anne gibi. Mavi kokuyor. Tenime dokundun mu hiç? Ben dokundum, çok duvarlar ardında. Giz kokuyor. Korkuya dokundun mu hiç? Ben dokundum, avuçların terliyor. Küfür kokuyor, dokunursa ya ona benden başkası' gibi. Köprücük kemiğine dokundun mu hiç? Ben dokunmadım. Hatırlatsana dokunayım, sakallarım batsın köprücük kemiklerine.. Çay demini aldı, gelsene? Ben tutarım ince belinden, ince belliyi de, ellerin ellerimin üstünde, yanmasın. Dudaklarında.. Kalbime dokundun mu hiç? Dokunsana.
Teni güven kokan kadını sev.. Tek an bakması, dünyanın kalanını anlamsızlaştıran kadını.. Sakallarına dokunduğunda nerede olduğunu unutturan kadını.. Ona muhtaç olduğunu hissettirmeden, elini hep omzunda hissedeceğin kadını sev -ki muhtaçsın-.. Yorulduğunda, kucağına başını koyabileceğin.. Alnından öpebileceğin kadını sev, alnında izini görebileceğin.. Saçları sana.. Tırnakları sana.. Sinirlendiğinde, boynunda beliren damarları sana.. Köprücük kemiği sana.. Gülümsediğinde seğiren dudağı sana.. Zerresi sana.. Acıları sana, 'ait' kadını sev.. Mavi gömleklerini ütületebileceğin.. Beceremesen de yemek hazırlayacağın -tatlarına aldırmadan onları yiyebilecek kadını- sev.. Gecenin bi' yarısı ağlama sesine uyandığınızda, uykuna kıyıp ona kıyamayacağın.. Kızının annesi olacak.. Kadının olabilecek, erkek'i olacağın kadını sev..
Sev, aldığı nefesi..
Zamanla kırılmamayı da öğreniyorsun, çünkü zamanında bi' 'gereksiz' tarafından un ufak edilmiştir kırılabilecek tüm hislerin.
Kimi zaman sorunlar öylesine ardı ardına gelir ki kendinizi çok bunalmış hissedersiniz. Elinizi attığınız her şeyin ters gittiğini yaşamınıza giren herkesin sizi yarı yolda bıraktığını düşünürsünüz. Fırtınanın şiddetinden yere düşmemek için çabalarken tutunacak bir dal, sığınacak bir liman ararsınız. En yakınlarınızın bile, sesinizi duymadığını sizi anlamadıklarını, yapa yalnız kaldığınızı düşünüp yaşama isyan edersiniz...
"Seni kaybetmekten o kadar çok korkuyorum ki Milena. Bazen düşünüyorum da eğer gerçekten insanlar mutluluktan ölebilselerdi benim çoktan ölmüş olmam gerekecekti. Ama ben aksine mutluluk sayesinde tekrar hayata döndüm.."
Franz Kafka
İnsanların konuşarak anlaşabileceğine pek inanmıyorum açıkçası, çünkü sözler ile eylemler birbirinden çok uzak kalıyor genelde.
Tüm sokaklardan silinmiş gibi ayak izin, şehrimi terk etmiş nefesin…
Sana ait bir şeyler arıyorum durmadan; ortak bir arkadaş, beraber gidilmiş bir mekan, yalınayak yürünmüş bir kumsal, bırakılmış küçük bir not ya da… Bir sinirle yok ettiğim ne varsa ihtiyaç duyuyorum şimdi. Birine sıfırdan seni anlatmak zor geliyor bugünlerde, seni tanıyan biriyle senden konuşmak istiyorum saatlerce… Anlatacak o kadar çok şeyim var ki…
Kasım geldi kapıma dayandı sevgilim. Seni getirmedi üstelik. Oysa bu kasımda yapılacak ne çok şey vardı değil mi? Planlamıştık beraber… Hayatımızın yazını yaşadık seninle, hayatımızın sonbaharı vardı sırada… Bu sonbaharda yaprak döken biz olmayacaktık bu defa hatırlıyor musun sen söylemiştin… Bak yapraklarım teker teker toprağa karışıyor. Bir daha çiçek açmayacağım üstelik ben.
Zamanın gücüne inanırdım eskiden; zamanın her şeyi sileceğine ve iyileştireceğine… Silinmeyen şeyler varmış hayatta, yeni yeni öğreniyorum. Mesela seninle anılarımız; ne yapsam unutamam sanırım, ne yapsam silemem hafızamdan… Radyoda çalan şarkıyı içimden sana armağan etme alışkanlığımı da bırakamam mesela. Geçmeyecek pişmanlıklarım var bir de mesela; sana geç kaldığım için hiçbir zaman affetmeyeceğim kendimi, seni kırdığım için bir de…
Eskiden olsa yalnızlığa sığınırdım, kaçardım insanlardan dibine kadar acıyı yaşardım. Oysa kalabalık olmak istiyorum bugün. Birileri senden bahsetsin istiyorum. Seni konuşmak istiyorum bugün, yorulana kadar…
Seni yaşamak istiyorum bugün…
Ölüm gibi,
Ölür gibi…
**
31.10.2014
"Bir kadın seni seviyorsa sana aittir. Mutlaka bir fotoğrafın vardır bir yerinde odasının onu kaldırtma! Bir kadın seni seviyorsa uyumadan önce dua ediyordur senin adınla başlayan dualar ve biten senin adınla onu susturma! Bir kadın seni seviyorsa sana zarar veremez yalnız genç adam kadınlar vazgeçtikleri adamlara da acımayı beceremez bu da kalsın aklında.. Bir kadın seni seviyorsa koklayarak öper seni, Seni seven bir kadın sevdiği kadar sarılabilirse kemiklerin kırılır. Ve bir kadın seni seviyorsa sen ne kadar güçlüysen o kadar güçlü hisseder kendini onu yanıltma. İlk darbede yere çakılma oğlum, İlk imtihanda sınıfta kalma! Ve asla, Ama asla! Araya umutsuzluğu sokma. Orasıdır kadının şah damarı, umudu.. Kesildiği an, vazgeçer kadın. Sevmekten, Beklemekten, Özlemekten, Hatta dua etmekten… Can havliyle, kaçar. Yakalayamazsın. Artık o kadını üstüne alınamazsın. Sahip çıkamadığın kadına hesapta soramazsın. Kadınları bomba gibi düşün genç adam yanlış kabloyu kesersen onunla birlikte sende patlarsın. Bak oğlum! Bu hayatta her şeyi alırsın yalnız seni seven kadının yoktur fiyatı. Seni her şeye rağmen sevebilen kadını satın alamazsın, Cüzdanın kilo kaybettikçe, sevgileri eksilen sevgililerin olur en fazla.. Falan filan sonra, Bilirsin ya.. Sen sen ol o kadını satma! Bir kadın seni seviyorsa kavga eder. Hem birazdan boğazına yapışacak sanırsın, hem görürsün gözlerindeki korkuyu. Kadınlar susmaz genç adam, susmuş kadın gitmiş kadındır. Susmuş bir kadın için bitmiş bir adamsındır. Bu kadınların değişmez ve değiştirilmesi teklif bile edinilemez olan maddelerinden biridir. Kadın olmanın kuralıdır.. Bir şey daha vardır ki, Kuştur kadın, Ve bir gökyüzü vardır her kadının. Öyle bir havan olmalı ki adamım, Senden göçmediği için, onu dondurmamalısın. Bunu bir zamanlar seni gökyüzü ilan etmiş kadının, başka bir gökyüzünde kahkaha atışını duyunca anlarsın…” Yunus Serhat Çakmak
Belki bir gün aklına gelirim…
Saçma sapan bir filmin repliğinde ya da diline nereden dolandığını bilmediğin bir şarkı sözünde. Merak etme; bir an gelir, sonra geçerim. Zaten ben ne zaman senin hayatına ortak oldum ki, hep misafirdim. Takma kafana; sen bir hatırlarsın, ben bin biterim.
“Kendisi İngilizce bilmediği gibi, Türkçe de bilmiyor. Bir kitabında “imam ikindi namazı saatinde cami balkonuna çıkarak ezan okudu” yazıyor. Bir kere namaz saati olmaz, vakti olur. Cami balkonu yoktur, minare şerefesi vardır. Ezanı da imam değil müezzin okur. Bu örnekle de sabittir ki yaşadığı bir toplumun kültüründen haberi olmayan bir yazar, Nobel de alsa doğru eserler ortaya koymaz.”
İlber Ortaylı - ” Orhan Pamuk Hakkında ”
Birsen Tezer - Ne Tuhaf
Her şey yarım kaldı yine ne tuhaf Aşk yarım nefret yarım hayat yarım Bir yanım kaçar gibi kovalar bir yanım Ne kaldı geriye temiz ve saf Biraz senin yarım biraz benim yarım Bir tek ben bilirim seni sevdiğimi Bir de sen bilirsin biraz
Kalabalık kuytularda boğulur çığlıklarım Kuru bir teselli bulurum ben kendi halime Vazgeçilmez tutkularda kaybolur yaşadıklarım Dağılıp giden bir sis halinde
Uzaktan gelir gibi sesin Sanki hep başka bir alemdesin Her şeyde biraz seni bulurum Nerde olsam aklımdasın biraz Kimse bilmez, kimse duymaz Bir tek ben bilirim seni sevdiğimi Bir de sen bilirsin biraz
Kalabalık kuytularda boğulur çığlıklarım Kuru bir teselli bulurum ben kendi halime Vazgeçilmez tutkularda kaybolur yaşadıklarım Dağılıp giden bir sis halinde
Söz - Müzik: İlhan Şeşen
Senin nerede başladığını, benim nerede bittiğimi unutana dek. Belki de her daim seveceğim seni...
Özledin mi benim kadar?
Bu kaçıncı başlayıp sildiğim satır bilmiyorum, kaçıncı çayım-sigaram kaçınci gözlerinin gözlerimden gitmeyişi…
Zaman geçmiyor artık her yanım sen dolu; bedenim, ruhum sensiz. Sensizlik nasıl da bu kadar kıymetli ? Her an sana ihtiyacım varmışcasına ,mutlu olurken, üzülürken, uzaklara dalıp gözlerini ararken.
Keşke’li cümleler kurar oldum ama çok yoruldum. Bilinçaltıma öyle güzel işlemişsin ki ne çok sevmiş ne çok özlemiş seni hiç çıkmıyorsun rüyalarımdan… Öylesine güzel özlüyorum ki seni çığlıklar atasım var sana dair gözlerine mesken biçilmiş çığlıklar en yaşanılası, en hissedilesi… Ama bırak bir tek ben yaşayayım onları, bırakta kimseler dokunamasın, kimsecikler bilmesin bir tek benim’ bana ait olsun… Öyle çok özlem doluyum ki sana ait duygularla öyle çok kavruluyorum ki sakın ayrılma gözlerimden gitmesinler bir yere. Bırakta hep bana baksınlar, bana ait olsunlar. En güzelde ben sevmişim, en güzelde ben severim seni… //Uyusam ya saçlarının dağınıklığında derin bir uyku…
Geçmişini bilmeyenenin geleceği meçhuldur.Şehitlerimizi minnetle dûalarla anıyoruz... // ÇANAKKALE GEÇİLMEZ