Erzincan Kültür
seen from United States
seen from Japan

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Mexico
seen from Sri Lanka
seen from Canada
seen from China
seen from China
seen from China

seen from Ireland

seen from United States
seen from Slovakia
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from China
seen from United States

seen from T1
seen from China
Erzincan Kültür
devamını dolduramadım
Mavi Defter
Öyle çok kalmış ki dünyanın masalarında tek başına, saatine bakarak, insanları boş boş seyrederek, yıllar içinde hep aynı siyah, yeşil, mavi ve beyaz deftere bir şeyler karalayarak, mahcubiyet içinde, elbette. Başka birini bekliyor musunuz diye soruyor garsonlar, birini bekliyor musunuz? Henüz bilmiyorum, diyorum, belki gecikir, diyorum, belki de asla gelmez.
Georgi Gospodinov, Yokluğun Haritaları
burası kalbimden geçenleri gömdüğüm yerdi. şimdi gömdüklerimin ne olduğunu bile hatırlamıyorum. düşüncelerimden ve sessizliğimden kendime bir zırh yaptım. zırhın her iki tarafına kazıklar çaktım. yara almamaya çalışırken en büyük yarayı yine kendim açtım. topraklarıma ektiğim her bir çiçek soldu gitti. bense hala anımsadığım o kokuya tutunuyorum. duvarlarıma çiçekler ekecek kimsem yok. benim de buna gücüm yok zaten. gözlerimi kapattığımda gördüğüm boşluk nefesimi kesiyor. duyduklarımın yoğunluğu ise mide bulandırıcı. oturuyorum yere bulduğum ilk boşlukta. eğiyorum kafamı. ellerim kulaklarımda izliyorum öylece. geçip gidiyor önümden binlerce hayat. bense kaçmak istiyorum her şeyden. en çok da kendimden.
Ömür denen seyir defteri,
İçinde saklar bütün dertleri...
@ayhancabakislar
2 ay tam iki ay geçmişti aldığı ilk resimin üzerinden. 7 fotoğraf vardı elinde nereden geldiği bilinmeyen. Kimin getirdiği kimin çektiği bilinmeyen. Parçaları birleştirmeye çalışıyordu her fotoğrafta. İlk gelen fotoğrafta gökyüzü vardı. İkinci gelen fotoğrafta bir çanta vardı, bir diğerinde bir parfüm şişesi, bir meyve suyu kutusu, bir kolye, ve yine gökyüzü son fotoğrafta ise çiçek resimleri. Bir birinden bağımsız fotoğraflardı hepsi. Ne getiren belliydi ne çeken kişi. Bu fotoğrafların tek ortak noktası vardı hepside paloroid fotoğraf makinesiyle çekilmişti. Son gelen fotoğrafın üzerinden 7 gün geçmişti. Ve bu 2 ayda sadece 1 iletişim kurabilmişti. O da iletişim sayılmazdı ya. Çiçek resimleri olan fotoğrafın altına bir yazı topluluğu hakimdi. “Ben birini mutlu etmek için cinayet işleyecek kalbe sahip değilim. Bir çiçek kesip verebilirdim iki günde solup giderdi, onun yerine ömür boyu saklaman için çektim bunu” diyordu bu toplulukta. 2 aydır tek düşündüğü bunları yollayan kişiydi. Bazen çantasında bazen evinin önünde bazen posta kutusunda buluyordu bu fotoğrafları. Belkide hiç tanımadığı biri yolluyordu bunları belkide nefesinden bile yakın olduğu biri. Her gün yeni bir fotoğraf gelecek mi umuduyla uyanıyor, her gün onu bulacak mı diye geziyordu etrafta. Yaşadıkları bir kitabın başı mıydı yoksa birinin ufak bir oyunu mu bilmiyordu ama pekte umurunda değildi. eskiz defterinde bir sayfa bile olsa bu ona ait bir yazının kaleminden dökülen mürekkeplerdi.