İhsan Şenocak'ın zikrettiği isimlere dikkat edin :)
İhsan Şenocak ve Ebubekir Sifil itikaden aynı çizgidedirler. Bu videoda Sifil'in ortaya attığı; kişinin değil asıl güç sahibinin Allah olduğuna itikad ederek, aracı kılınır, ölü/diri farketmeksizin veli zannedilen kullara ihtiyaçları giderilsin diye seslenilir anlayışı ikisinde ve temsil ettikleri sufimeşrep camia da mevcuttur. Bu kafadaki herkeste kendisini böyle savunuyor zaten. Oysa en cahili bile zaten kalkıpta ölü veya diri birinin Allah'tan bağımsız olarak güç sahibi olduğunu, tasarruf yetkisi olduğunu düşünmez. Hadi düşündü diyelim, kalkıpta kendisinin Müslüman olduğu iddiasıyla O güç sahibi olduğuna inandığı kişinin üzerinden Allah'a dua etmez. Mekke müşrikleri de o tahta/taş heykellerin kendinde güç olduğunu kabul etmiyordu. Bu konuda önce ki paylaşımlara bakılabilir (inşaallah bu camianın doğru kabul ettiği farklı isimlerden de bu meseleyi açıklığa kavuşturacak paylaşımlar yapacağım) Şimdi Şenocak'ın videoda zikrettiği ve tezkiye edip övdüğü isimlerden ikisinin ve camialarının batıl itikadına reddiye verelim;
Şeyh Ebu'l-Hasen en-Nedvi (v.1999) kabirler, evliyalar hakkında düşülen şirkten bahsederken Şah Veliyullah ed-Dıhlevi'nin torunu olan İmam Muhammed ed-Dıhlevi'nin şu sözünü tasdik ederek nakletmiştir;
Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) vaktindeki kafirler ilahlarını Allah'a denk tutmuyor ve bunları O'nunla aynı mertebede görmüyorlardı. Bilakis bunların yaratılmış kullar olduğunu ikrar ediyorlardı. Onlar kuvvet ve kudret yönünden ilahlarının Allah ile denk olduğuna asla inanmıyorlardı. Onların küfür ve şirkleri sadece onlara nida etmeleri, onlara adak adamaları, onların adıyla Allah'a yakınlaşmak istemeleri ve onları Allah ile aralarında şefaatçi ve vekil kabul etmeleri idi.
İşte bu nedenle kim kafirlerin ilahları için yaptıkları şeyleri bir kimse için yaparsa, O'nun yaratılmış bir kul olduğunu da söylese Ebu Cehil'le şirk noktasında aynı mertebede olur.
Bilinmelidir ki şirkin hakikati, bir insanın Allah'ın kendi yüce zatına has kıldığı bir ibadeti, ubudiyet cihetiyle (kulluk yönü) insanlardan birine yapıp bunu O'nun için şiar kılmasıdır. Bu; bir kimseye secde etmek, O'nun adıyla kurban kesmek ve O'na adak adamak, zorluk anlarında ondan medet dilemek, O'nun her yerde hazır ve nazır olduğuna inanmak gibidir. İşte tüm bu durumlarda şirk gerçeklemiş olmaktadır.
Risaletu't-Tevhid, syf. 54
Ebu Hasen en-Nedvi (rahimehullah) bu eseri, Türkiye'de Sahabe hakkında en çok okunan kitaplardan biri olan Hayatus Sahabe isimli eserin sahibi Muhammed Zekeriyya el-Kandehlevi'nin ricası üzerine, takdim yazıp talikler ekleyerek Arapça'ya tercüme etmiştir.