İlhan, günlerin geçmek için kuşlardan kopya çektiği bir imtihan, geceden topladığı tüylü otlarla kaşırmış şiirin patlamamış süt dişlerini Melih ölümlü yağmurun altında bir telmih, çok okumuş bir şey bulmuş bulduğunu unutmuş ondan sonra ne yazsa şiir olmuş Rifat karahindibaya bağlanmış bir at yemini yel vermiş eyerini rüzgâr vurmuş derler ki hep koşmuş, bir kere durmuş onda da gemiler karaya vurmuş Edip tavandan sarkan bir ip önce düşünmüş kendini asmayı sonra demiş düşünmekle yazılmaz şiir içinde ateş böceklerinin dans ettiği bir cin şişesi asmış o ipe ne yazdıysa onun altında yazmış vurmadan önce dibe Turgut kedilerin bile tırmanmadığı bir dut tut demişler tutmuş bir eliyle bir ucundan dünyanın öbür eliyle yazdıklarını kışın kararan defterinde unutmuş yitip gidecekmiş yazdıkları, belki daha da beteri... neyse ki bir gece Tomris bulmuş defteri. Cemal aşka kalkışmaktan aranan bir hamal kuşlarla da düşüp kalkmış büyük ihtimal yazmadığı günler ıssızlığın ortasında bir telefon kulübesi gibi dururmuş derler ki yanından geçerken çaldığını duyup açan hayatının aşkını bulurmuş İşte böyle anlatırdı Ahmet Çelebi şiirin o şaşaalı günlerinde rüzgârdan dinlediklerini -Gökçenur Ç., İşte Böyle Anlatırdı Ahmet Çelebi Şiirin O Şaşaalı Günlerinde Rüzgârdan Dinlediklerini: -Ansızın Yağmur, Toplu Şiirler / Rüzgâr Böyle Eserken, (2017-2022)-


















