bi kaç gündür akşamları da felsefe tarihi’ni okuyordum, küçük küçük notlar alarak ilerliyordum ama böyle olmayacak.. sadece başlıklarını yazıp geçmek olmaz, oturup özetini çıkartmak da akıl karı değil. şöyle bi şeyler yapıcam bakalım:
(bölümler bittikçe gelip buraya eklerim ama kuvvetle ihtimal kendi anlayacağım şekilde olur. bazen kısa kısa notlar, bazen işte ne bileyim. ‘’sadece kendime yönelik olmasın hadi.’’ deyip sizin için o bölümle alakalı videoyu başlığa bırakırım.)
felsefe, mö 6. yüzyılla 5.yüzyıl arasında kalan bir dönemde aynı anda dünyanın birçok yerinde başlamıştır. akdeniz’in doğusunda, güneyinde ve kuzeyinde, çin ve hindistan’da birtakım bilge adamlar, karşı karşıya kaldıkları kaotik yapı ya da düzenle hesaplaşırken, üyeleri oldukları kültürlerin yerleşik alışkanlıkları, dini inançları ve mitolojik inanışlarıyla yetinmeyerek yeni bir düzen oluşturmaya çalışırlar. düşüncenin kendilerinde belli bir soyutlaşma eğilimine girdiği bu bilge ya da filozoflar, daha derinlikli sorular sorup, daha iddialı, daha spekülatif ve ihtiraslı yanıtlar ortaya koydular. aynı kültürlere mensup olan bu bilgelerden beş tanesi öne çıkarılabilir: zerdüşt ( mö 628-551), thales ( mö 625-547), siddhartha gautama ( mö 563-545), konfüçyüs ( mö 551-479) ve lao-tzu ( mö 6.yüzyıl).
neden yunan mucizesi peki? bilgiyi pratik bir kaygı içinde olmadan, bizatihi kendisi için istemiş olmaları nedeniyle, rasyonel düşüncenin gerçek anlamda başlatıcısı oldukları söylenebilir. -theoriaya yükseliş-
sokrates öncesi doğa felsefesi (presokratik dönem)
felsefe tarihinin ilk okul veya düşünce geleneğini oluşturan iyonyalı filozoflar, thales, anaksimandros ve anaksimenes olarak sıralanır. iyonya veya miletos okul, felsefenin ilk okulu olarak çıkarken, batı anadolu kıyısındaki iyonya da antik yunan felsefesinin ilk merkezi olarak seçilmiştir.
ilk yunan felsefesinin ikinci okulu teolojik, bilimsel ve felsefi görüşleriyle seçkinleşmiş olan pythagorasçı okul’dur. mö 6. yüzyılın ikinci yarısında güney italya’da, kroton’da pyhagoras tarafından krulmuş olan okul, ilkçağ yunan felsefesinde, iyonya’da kurulmuş olan doğu geleneği karşısında, batı geleneğini temsil eder.
hem birlik hem çokluk filofu.
elea okulu - parmenides, zenon
elea okulunun kurcusu olan parmenides, yunan felsefesinin bundan sonraki seyrini baştan aşağıyı değiştirmiştir.
zenon, okulun ikinci filozofudur. yeni bir öğreti öne sürmekten ziyade, parmenides’in monizmini ustaca tasarlanmış birtakım paradoks ya da argümanlarla savunur.
plürealistler - empedokles, anaksagoras, demokritos
antik yunan felsefesinde birlik ile çokluk arasındaki ilişkinin neden meydana geldiği ve dolayısıyla ‘’neyin gerçekten varolduğu’’ problemi üzerine yoğunlaşan başka bir okul da atomcu okul’dur. leukippos ve demokritos gibi iki temsilcisi olmakla birlikte, bunlardan öne çıkan, atomcu kuramın esas itibariyle kendisine mal edildiği filozof demokritos’tur.
-iyonyalı filozofların varlığın temeline maddeyi, maddi bir ilkeyi yerleştirdikleri yerde phyhagorasçılar, varlığın arkhesi olarak formel bir ilkeyi, sayıyı öne sürmüşler; elea okulu değişmenin bir yanılsamadan başka bir şey olmadığını söylerken, herakleitos değişmenin gerçek olduğunu iddia etmiştir; thales, anaksimandros ve anaksimenes gibi filozofların varlığın tek bir maddeden türedikleri yerde, empedokles ve anaksagoras gibi plüralist filozoflar varlığın temelinde bir çok madde yerleştirmişlerdir. bir gelişmeye, bir sentez için gerekli altyapıya işaret eden söz konusu çelişik süreç, bununla birlikte ortalama insanın, doğa üzerine olan felsefeye sırt çevirmesine neden olmuştur.-
atomcu felsefenin ardından, yaklaşık mö 5. yüzyılın ortalarında, yunan’da büyük bir felsefi dönüşüm yaşanır. varlık ya da gerçeklik üzerine çıkar gütmeyen felsefi spekülasyonun ardından, felsefenin merkezine insan geçirilir; felsefi ilgi, evrenden insana dönerken kozmoloji ve ontoloji ile ilgili önemli entelektüel sorulardan insan yaşamı ve eylemiyle ilgili ivedilikle cevaplanması gereken sorulara doğru kayar. artık filozoflar dikkatlerini daha ziyade etik ve siyaset felsefesine çevirirken, felsefeye tam bir hümanizm hakim olur. üstelik sofistlerle sokrates tarafından temsil edilen insan üzerinde felsefenin belirleyici motifi, insanın bilme ve anlama isteğini karşılamak, merakını gidermek amacı dışında kalan birtakım pratik amaçlar olur.
4. yüzyılın ünlü tarihçisi ve derlemecisi ksenophanes’in ‘’ her isteyene para karşılığında bilgelik satanlar.’’diye tanımladığı sofistlerin en ünlü ve önemli temsilcileri arasında, protagoras, gorcias, prodikos, hippias, antiphon, thrrasymakhos ve kallikles bulunur. sofistler, felsefi bir okul oluşturmaktan ziyade, belli bir mesleğin üyesi olan, toplumsal koşulların değişmesinin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan pretik işlerde yol göstericiliğe duyulan açlıktan, kendileri için bir meslek ve yaşam biçimi üretmiş olup para karşılığında ders veren gezgin öğretmenlerdi.
sokrates, genel olarak felsefenin, özel olarak da antik yunan felsefesinin, hiç kuşku yok ki en kilit ismidir. nitekim batı felsefesinin beşiği kabul edilen antik yunan felsefesi, bir bütün olarak onun ismiyle sınıflandırılır. gerçekten de ondan önce yaşamış ve doğa felsefesiyle uğraşmış bütün filozoflara, sokrates’ten önce gelenler anlamıda presokratikler adı verilir. bna karşın, sokrates’ten sonra gelen yunan filozofları onun doğrudan ya da dolaylı öğrencisi olma, ondan feyiz alma anlamında sokratikler olarak geçer. tarihin tanıdığı ilk ve en büyük sistemin kurucusu olan platon, sokrates’in öğrencisi; antik yunan felsefesinin son büyük filozofu olan aristotales ise platon’un öğrencisi olmuştur.
helenistik felsefenin üçüncü ve son bölümü, platon ve aristoteles gibi iki büyük filozofun felsefelerinden oluşan sistematik dönemdir.
siyasi anlamda kent devletinin sona erdiği mö 322 yılıyla helenistik çağın son büyük imparatorluğunun roma’nın bir parçası olduğu mö 30 yılıarasındaki dönemin felsefesinden meydana gelen helenistik felsefeyle roma’nın egemenliği altında yaklaşık olarak ms 5 yüzyıla kadar süren roma felsefesinden meydana gelir. bu dönem aynı zamanda klasik kuramların vuku bulan çok temel sosyal ve politik değişimlere bağlı olarak büyük bir dönüşüme uğradığı dönemdir.
epikürosçuluk, stoacılık, septizim, yeni-platonculuk
yaklaşık yirmi altı yüzyıllık oldukça uzun bir döneme tekabül eden felsefe tarihinin antik felsefe ile modern felsefe arasında kalan yaklaşık bin yıllık dönemde, felsefeye tarihsel bir sınıflama kaygısıyla yaklaşan hemen herkes tarafından ortaçağ felsefesi adı verilmektedir. ortaçağ felsefesinin başlangıcındaz aziz agustinus buunur. bunun nedeni aziz agustinus’un, bütün bir ortaçağ felsefesi veya en azından hıristiyan düşüncesi için bir model oluşturması, ortaçağ felsefesinin gündemini, programını belirlemiş olmasıdır. ondan hemen önce gelen apolojistler ise yunan felsefesine karşı açtıkları savaş sayesinde ortaçağ felsefesinin zminini büyük ölçüde oluşturan antik yunan felsefesini öğrenip hıristiyan felsefesine mal etme imkanı bulmuştur. ortaçağ felsefesi 14. yüzyılın sonlarında, avrupa uygarlığının rönesans çağında, modern diye nitelenen yeni bir dünya görüşü ve felsefe anlayışının zuhuruyla birlikte sona erer.
ortaçağ felsefesi, batı’da hıristiyan ortaçağ felsefesi olarak, () ms. 2.ve 3. yüzyıldan 8. yüzyıla kadar olan patristik felsefeyle, (2) 8. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar süren skolastik felsefeden meydana gelir. hıristiyan ortaçağ felsefesiyle esas anlaşılan şey, bunlardan skolastik felsefe ve felsefenin özellikle 12. ve 14. yüzyıllar arasındaki parlak dönemi olmakla birlikte, söz konusu altın çağın büyük entelektüel yapısının temelinde, skolastik felsefeyi önemli ölçüde şekillendiren, onun felsefeyle olan ilişkisini belirleyen patristik felsefenin olduğunu unutmamak gerekir.
clement, origenes, aziz ugustinus,boethius
ortaçağ felsefesinin bir diğer önemli ve özgün felsefe geleneği islam felsefesidir. islam felsefesi, batı’nın patristik felsefenin ardından ağır bir ‘’karanlık çağ’a girdiği sırada kültür tarihinde özellikle bilginin sadece korunmasına değil fakat yeni katkılara zenginleşmesine önemli katkılarda bulunmuş; bu anlamda, antik felsefe 12. yüzyıl sonrası skolastik hıristiyan felsefesi arasında köprü görevi yerine getirmiş bir felsefe geleneği olarak ortaya çıkmıştır. islam felsefesine müslümanlar dışında da katkıda bulunanlar olduğu ve islam felsefesi sadece arap dilinde ifade edilmediği için islam felsefesi çok genel bir biçimde, bir bütün olarak islam kültüründen doğmuş olan felsefe geleneği diye tanımlanabilir.
doğu’da: kindi, razi, farabi, ibn sina ve gazali
batı’da: ibn bacce, ibn tufeyl ve ibn rüşt
tasavvufi felsefe ve aydınlanma felsefesi: sühreverdi ve ibn arabi
hıristiyan ortaçağ felsefesinin, patristik dönemden sonraki ikinci ve birinciye kıyasla, çok daha önemli olan dönemi, skolastik dönem ve felsefesidir. bu felfese tarihsel açıdan 8. yüzyılla 13. yüzyıl arasında kalan dönemin felsefesi olarak tanımlanır. skolastisizm: ‘’okullu’’, ‘’okula ait olan’’
inanç ve bilgiyi, bilimi, özellikle de aristoteles’in bilimsel dizgesini kiliseyle uyumlu bir biçimde birleştirmeye çalışan ortaçağ felsefesi.
hazırlık dönemi / jhon scotus egiguena
erken skolastik / aziz anselmus - petrus abelarmus
yüksek skolastik / aziz bonaventura - aquinali thomas - roger bacon - jhon duns scotus
gerileme dönemi / ockhamlı william
rönesans felsefesi bir geçit döneminin, yani avrpa uygarlığının yaklaşık bin yıl süren ortaçağ ile yeniçağ arasındaki dönemin felsefesidir. tarihsel olarak 1400 ile 1600 yılları arasında kalan dönemi ifade eder. işte bu dönemde geliştirilen ve ortaçağ ile modern yeniçağ felsefesi arasında bir tür köprü görevi üslenen felsefeye rönesans felsefesi adı verilmektedir. bu felsefenin bir geçiş dönemi felsefesi olmasının en temel nedeni, onun hem ortaçağ felsefesiyle süreklilik arz etmesi hem de felsefede bir ‘’ yeniden doğuşu’’ temsil etmesidir.