Kader bizi karşılaştırdı ve kader sana aşık oldu. Ama aynı kader seni nasibim yapmadı. Kader, şehir, sokak, sen ve ben onca yıl aşk ve nasip arasında, git gelli yaşadı. Kader ve sana karşı bin doğrumu bir yanlışta kaybettim...
Sonunda öğrendim ki, "bir şeyi çok isteme ya acın olur ya da susarak özlediğin..."
Belki de kader dediğimiz, hayatın bize sunduğu ince bir oyun. Kader seni önüme getirdiğinde, kalbim hiç hissetmediği kadar güçlü çarptı. Her adımda, her bakışta, şehirlerin ve sokakların içinde seni bulmak, sanki hayatın bana verdiği bir armağan gibiydi. Ancak kader aynı zamanda acımasızdı; seni bana getirirken, aynı anda benden uzaklaştırıyordu.
Onca zaman boyunca, her köşe başında seni aradım, her sokakta senin izini sürdüm. Kaderle bir oyun oynuyorduk, sen ve ben, aşk ve nasip arasında gidip gelen bir oyundu bu. Bir yanda kalbimdeki derin sevgi, diğer yanda ise ulaşılamaz olan bir hayal.
Ve anladım ki, bir şeyi çok istediğimizde, o şey ya acımız olur ya da susarak özlediğimiz bir düş. Her ne kadar kalbim seni isterken yanıp tutuşsa da, bazen hayatta sessizce özlemek zorunda kaldığımız şeyler vardır. Belki de en büyük ders, kaderin bize sunduğu bu oyunların içindeki dengeyi bulmakta yatıyor.
Kader bizi karşılaştırdı, şehirler ve sokaklar boyunca aşkın izini sürdük, ama aynı kader, seni nasibim yapmayarak bana en büyük dersi verdi. Sevmenin, istemenin ve beklemenin o ince çizgisinde yürürken, öğrendim ki bazen en büyük aşklar, en derin özlemlerle birlikte gelir.














