Tükenmiş bir ruhu hiçbir şeyle doyuramazsınız. O kendisi gibi çevresini de tüketmeye mecbur hisseder. Az az, her fırsatta sizden tırtıklamaya meyleder. Bu tarz insanları analiz ettikten sonra tavrınız da sabrınız da farklı olmalı. Daha mesafeli, daha sabırlı, belasını sizden değilde Allahtan bulacağına daha inançlı olmalısınız. Aksi taktirde aynı seviyeye kendinizi indirgeyecek ve sizde yavaş yavaş tükeneceksiniz. Sonrası kısır döngü. Siz tükendikçe başkalarını tüketmeye çalışacaksınız.
Bana çok zor geliyor. Nefsimle cebelleşiyorum. Yaklaşık yarım saattir kendimle savaşıyorum. Niye şöyle demedim, niye böyle yapmadım diye aynı olayı kafamda başa sarıp duruyorum. Daha evvel burda anlatmış içimi dökmüştüm. Problemli bir komşumuz vardı. Ses şikayetimizi dile getirince kardeşi kapımıza dayanmış tehditler etmişti. En fenasıda kadın bana ağza alınmayacak hakaretler ettikten sonra iftira atmıştı. Yaklaşık 1 sene oldu. O zamanlar Serraya hamile olduğumdan habersizdim. Yaşadıklarımı, hissettiklerimi bugün anımsadığımda bile bu yaranın içimde hala aynı tazelikte kanadığını görüyorum. Şikayetçi olmamış konuyu o gün kapatmıştık. Görünürde kapatsakta ben içimde hiç kapatamadım. İnsan bu. Sabırsız. Dayanıksız. Allahın adaletine güven de bu adaleti gözleri ile görmek istiyor.
Karşılaşmamak adına ne sitenin parkına indim bir yaz, ne de iş çıkış saatleri site içerisinde oldum. Yeter ki yüz yüze gelmeyelim tekrar imtihan edilmeyeyim dedim. Bu süreçte bu kadın birkaç kişi ile daha kavga etti. Hatta kız kardeşim yanıma geldiğinde site parkında sarenin yanında onu görüp tanımıyormuş gibi sohbet etmeye kalktı.
Ta ki bu güne kadar. Az evvel asansörü çağırdığımda o da içindeydi. Kapı açılınca geriye çekildim asansör gitsin de sonra bineyim diye. Tam kapanacaktı ki, durdu. Koluyla kapanmasını engelledi. İçimden şey geçirdim, sanırım beklemeyin bebek üşümesin binin diyecek. Ne bileyim bir beyaz çarşaf, bir yeşil zeytin dalı uzatacak.
Bizden başka dedi, sitede ses yapanlarda oluyor. Onlarında kapısına gidiyor musunuz (keşke kapısına gitmek yerine gerçekten her seferinde polis çağırsaydık. Bunu da geç anlıyorum ne yazıkki)
Kapıyı kapatır mısınız ben sizinle muhatap olmak istemiyorum dediğimde olamazsınız zaten aynı seviyede değiliz dedi. Sonra nefes dahi almadan hala hangi yüzle bu sitede oturuyorsanız diye giydirdi lafı. İftira atan benmişim gibi. Akrabalarını toplayıp sesten şikayetçi oldu diye bir kadının kapısına dayandıran benmişim gibi. Ağza alınmayacak küfür ve hakaretleri bir kadına söyleyip sonra topluluk içinde inkar eden benmişim gibi.
Ben sizi Allaha havale ettim diyebildim sadece. Çünkü bir yıl boyunca zihnimde söylediğim tek şey buydu. Ben sizi Allaha havale ettim.
BU KADIN DİYANETTEN MAAŞ ALIYOR. BU KADIN MÜFTÜLÜTE ÇALIŞIYOR. ÖYLE YA DA BÖYLE BİRİLERİNİN ÇOCUKLARI İLE İLETİŞİM HALİNDE OLUYOR. AĞZINA ALLAH LAFZINI ALIYOR.
Ben en çok buna üzülüyorum. Bu hastalıklı ruh toplum içerisinde gezinip bir şeyleri ifsad etmeye çalışıyor.
İçimdeki bu öfke büyüyor. İnsanım. Hata yapıyorum belki. Allahım diyorum bir yıldır içim yandıkça dua ettim sana. Bana bu insanların bu yaşattıklarını ödediği günü göster. İçim soğumuyor. Bu insanlar bedel ödemedikçe can yakmaya devam ediyor.
Ama olaya farklı açılardan baktığımda daha rahatladığımı hissediyorum. Bu kadın hasta. Kelimenin tam anlamıyla hasta. Bugün herhangi bir sinir hastalıkları hastanesine gitsem ve orada herhangi biriyle tartışsam, bana attığı iftira ağır gelir miydi? Gelmezdi. Çünkü hasta derdim. Bu kadında öyle işte. Hastalıklı bir ruh. Böyle kabul edip içimi rahatlatıyorum.