İç çektirir. ‘Ahhh’ ettirir. Neden peki? Çünkü biri yoktur. Bir şey eksiktir. Bir şeyin veya bir kişinin yokluğundan dolayı duyulan acıdır hasret. Özlem duygusudur. Dilimize Arapça'dan geçmiştir. Eksik ve yoksun.
Her insanın hasret kaldığı bir şeyi vardır bu dünyada. Bu ilk cümleleri kurduğumda eminim aklına birileri veya bir şey gelmiştir. Biliyorum için acımıştır. Kendi içimden bilirim.
Kimileri memleketine Hasret kalır, oradaki Çıtır Çıtır Simit kokusuna, Kireçli suyun tadına, insanlarına, ezan seslerine, camilerine, oradaki havasına bile hasret kalanlar var.
Kimileri en sevdiği insana, sol yanına. Belki eşine, belki evladına. Belki dostuna, kim bilir belkide yoldan geçen herhangi bir insana.
Bir yemeğin tadına, bir odanın kokusuna. Çünkü o yemek tat tohumcuklarına dokunur dokunmaz ve Burnumuz o kokuları alır almaz o Anılar gelir aklımıza. O masum, günahsız, güzel günler. Misalen anneannemin çok meşhur bir irmik tatlısı vardır sadece özel günlerde ve misafir geldiğinde yapardı. Ben de küçükken öyle günlerde hemen mutfağa koşup "Anneannem bana bir tatlı koyar mısın" derdim. Şimdi de İrmik tatlısını her yediğimde o günler gelir aklıma, veya anneannemlerin oturma odasına girdiğimde oradaki o kokuyu aldığımda Çocukluğumu hatırlarım, o bayramlar seyranlar. O küçücük oturma odasına 11 Torun kahvaltıya toplanırdık.
O bir kişiye hasret kalırsın. Her gün her gece aklından çıkmaz. Benim gibi beni her zaman düşünüyor mu diye merak edersin. Sonra bir fotoğrafı çıkarırsın, uykuya dalasıya kadar sadece onun o resmine bakarsın, ömür boyu bir daha göremeyeceğim, belki rüyalarımda görme umuduyla.
Ne demiştik? Hasret demek acı ve özlem demek. Acı çekmek. O bir şeyin o bir kişinin yüzünden bir özlem cukuruna düşmek. İstesekte istemesekte belki farkına bile varmıyoruz ama hepimizin hasret kaldığımız birşeyimiz var. Ve o birşeyimiz bizi mutsuz ediyor.
Ama sizlere şimdi anlatacağım hasret bambaşka. Keşke bende böyle bir hasret çekseydim diyorum bazen kendi kendime. Öyle bir hasret ki dünya çapında hic bir allahın kulunda bulamazsınız.
Onu çekende nasıl sevinçle çekiyordur sabırsızca. Çünkü o kavuşacağını biliyor.
Hani özlüyorum deyişine Asnabın:
Annam Babam sana feda olsun ey Allahın Resulü sav neyi özlüyorsun?
diye dikkat kesilmişlerdi.
Ahir zaman kardeşlerimi özlüyorum demiştin.
Beni görmeden beni sevenler,
Beni görmeden, duymadan "senin yolluk haktır" diyen kardeşlerim.
Yani bizler, Sen, Ben, bu odada bu cami de olan herkezi.
Bizi tanımadan, görmeden sevdin bizleri.
Doğduğunda ilk sözlerin ümmetim ümmetim idi, vefaat edince de ümmetim ümmetim.
Allah cc tevbe süresindeki 128 ayetinde şöyle anlatıyor
“Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki,
sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir.
O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir."
Sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir.. İşte bu arkadaşlar Rabbimizden bir ispat, Resullulahın sav ümmetine yani bizlere olan sevgisinden bir ispat.
Düşünsenize bu dünyada onca insan var etrafimizda ve çoğu sıkıntıya düştüğümüzü bilmezler, fark etmezler yani. Ama bizim öyle bir efendimiz var ki bizi o kadar seviyor ki Dualarından bile hiç eksik etmezdi bizleri.
Bir gün efendimiz yine ağlayarak Ümmetine dua ederken, Allah-u Teâla Cebrail a.s ı onun yanına yollar.
Ey Cebrail! Gerçi Rabbin her şeyi bilir; ama sen git, Muhammed’e niçin ağladığını sor.
Efendimizde Ümmet için ağladığını cevap verdi ve cebrail as Allah u Tealanın huzuruna geri dönüp cevabını iletir. Allah u teala buyurur:
Ey Cebrail, Muhammed’e git ve şunu söyle: “Biz seni ümmetin hakkında hoşnut edeceğiz ve asla üzmeyeceğiz.
Ey kardeşim, hala anlamadın mı ne kadar sevildiğini?
Ne güzel bizim için ağlayarak dua eden bir Peygamber Efendimiz var.
Ve bilirsiniz Her peygamberin ümmeti için yaptığı bir duası vardır. Ve bizim Efendimiz O duayı bizim için saklamıştır.
“Her peygamberin ümmeti için yaptığı bir dua vardır. Ben duamı kıyamet gününde ümmetime şefaat için sakladım."
Maher Zain Ümmetim ilahisinde ne güzel demiş:
O gün herkes canım derken. Sen ey sevgili.
O gün yani kıyamet gününde herkes kendi canının derdindeyken, cehennem mi cennet mi , ne kadar günah ne kadar sevap işledim düşünülen ve dert edilen o günde.
Sen kollarını açıp ÜMMETİM diyeceksin ve doğdu doğalı ve ahirette kadar süren o hasretin sona erecek, ve o duanı bizlere şefaat edeceksin.
Ümmetim ümmetim. Deyip sarılmaman olur kıyametim.
Diyerek devam gidiyor ilahi.
Resulallah Ahir zaman senin ağladığın kadar zor, bende Rabbime iyi bir kul olamadıysam? Sen Kollarını açıpda ÜMMETİM deyipte bana sarılamazsan. Sen sırat köprünün öbür ucunda beklerken, ben sana yetişemezsem. Ben senin dualarından hiç eksik etmediğin Ümmetinden olamazsam. E işte o zaman Maher Zainin dediği gibi olur benim kıyametim.
Bu yüzden bu dünyada bir şeye, bir kişiye değilde Rabbimize ve Efendimize hasret kalalım ki ahiret gününde kalmıyalım.