Kendimize sormamız gerekenler: Ben dini Müslümanlardan mı öğrendim, Allah'tan mı? Ben Müslümanların dinini mi yaşıyorum, Allah'ın dinini mi?
bildiginmerve
seen from Yemen
seen from Malaysia

seen from United States
seen from Switzerland

seen from United States

seen from Germany

seen from United States
seen from United States
seen from Italy

seen from Italy

seen from Poland
seen from Germany

seen from United States
seen from Russia
seen from France
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Germany
seen from United States
Kendimize sormamız gerekenler: Ben dini Müslümanlardan mı öğrendim, Allah'tan mı? Ben Müslümanların dinini mi yaşıyorum, Allah'ın dinini mi?
bildiginmerve
65 - Hayır! Rabbine andolsun ki iş bildikleri gibi değil, onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olamazlar. ... 105 - Biz sana Kitab (Kur'ân)ı hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma! ... 145 - Şüphesiz ki iki yüzlüler, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara bir yardım edici de bulamazsın. 146 - Ancak tevbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah'a sarılanlar ve Allah için dinlerine samimi olarak bağlananlar müstesna. İşte bunlar müminlerle beraberdirler. Allah, müminlere büyük bir mükafat verecektir. 147 - Eğer şükreder ve iman ederseniz Allah size azabı ne yapar? Allah, şükredenlerin mükafatını veren ve her şeyi bilendir. 148 - Allah, zulme uğrayanların dışında, çirkin sözün açıkça söylenmesinden hoşlanmaz. Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir. 149 - Bir hayrı açıklar yahut gizlerseniz, yahut da bir kötülüğü bağışlarsanız, biliniz ki, Allah da çok bağışlayıcıdır, her şeye hakkıyla kadirdir. 150 - Onlar, Allah'ı ve elçilerini inkâr ederler, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isterler. "Kimine inanırız, kimini inkâr ederiz" derler. Bu ikisinin arasında bir yol tutmak isterler. 151 - İşte onlar gerçek kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azab hazırlamışızdır. 152 - Allah'a ve elçilerine iman edenler ve elçiler arasında ayırım yapmayanlara (Allah) pek yakında mükafatlarını verecektir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir. (Nisa) Gökten bir su indirdi de vadiler, kendi ölçülerince/kaderlerine göre sel oldu, ardından da sel, üste çıkan köpüğü taşır hale geldi. Bir süs eşyası veya âlet yapmak isteğiyle ateşte körükledikleri şeylerde de benzeri bir köpük vardır. Allah hakla bâtılı işte böyle örneklendiriyor: Köpük, atılır gider; insanlara yararlı olansa toprakta kalır. Allah, işte bu şekilde örnekler verir. (Rad,17) De ki: Ben, gönderilen peygamberlerin ilki değilim ; bana ve size neler yapılacağını da bilmiyorum. Ben ancak bana vahyolunana uyarım ve ben ancak açık bir uyarıcıyım. (Ahkaf,9) Yeryüzündeki insanların çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Sadece sanıya uyarlar onlar ve sadece saçmalarlar. (Enam,116)
"Sadece Kuran yeterse nasıl namaz kılacağız?" diyen kardeslerime ithafen gelsin ✨
“Ve onların aralarında birtakım bilgisizler vardır ki, Kitap'ı değil, yalnız arzularını bilirler; ve onlar yalnız zanlarına uyarlar.” (Bakara,78)
Biz Kuran'a bir tarih kitabı olarak bakalım diye gelmedi, ayetleri tarihselleştirirsek bu kitap bizim için öğüt olmaktan çıkar.
Allah'ın burada yerdiği davranışlar var. Nedir onlar?
Gönderilen kutsal kitabı bilmemek ve bunun sonucunda kitaba uymamak, arzularını bilip onlara uymak ve zanna uymak Kuran'da Allah'ın yerdiği davranışlardan.
‘Bunları yahudilere diyor.’ diyip sıyrılmak mı Allah'a sorumluluk bilincinin sonucu yoksa, 'Bunlar Allah'ın hoşnut olmayacağı davranışlar, eğer ben de benzeri şeyleri hatta aynılarını yaparsam aynı muamele ile karşılaşırım. Dikkatli olmalıyım.’ demek mi?
“İnsanlara iyiyi ve güzeli emredip de öz benliklerinizi unutuyor musunuz? Üstelik de Kitap'ı okuyup durmaktasınız. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” (Bakara,44)
66 - Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün, “Keşke Allah’a ve Resûl’e itaat edeydik” diyecekler. 67 - Yine şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar.” 68 - “Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânete uğrat.” (Ahzab)
133 - Rabbinizin bağışına ve genişliği göklerle yer arası kadar olan, Allah'tan gereği gibi korkanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun! 134 - O (Allah'tan hakkıyla korka)nlar, bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar, insanları affederler. Allah iyilik edenleri sever. 135 - Ve onlar çirkin bir günah işledikleri, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayarak hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Allah'tan başka günahları kim bağışlayabilir? Bir de onlar, bile bile, işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmezler. 136 - İşte onların mükafatı (ödülleri) Rableri tarafından bağışlanma ve altından ırmaklar akan, ebedî kalacakları cennetlerdir. Çalışanların mükafatı ne güzeldir! Ah bu ayetler o kadar önemli ki. Cennetten bahseden ayetlerin arasında, cennete gitmeyi hak eden müminlerin davranışları var. Acaba nasıl insanlarmış bunlar? 1- Varlıkta da yoklukta da verirlermiş. 100 liran varken 10 lira vermek kolay da, 20 liran varken 10 lirasını verebiliyor musun? 2- Öfkelerini yutarlarmış. Hiç öfkelenmezler demiyor Allah cennet halkı için. İnsanız öfkeleniriz tabii. Onların, o cenneti hak edenlerin özelliği hiç öfkelenmemek değil, öfkelendiklerinde öfkelerini yutmaları. Bu seni öfkelendiren bir durumu tamamen görmezden gelmek değildir. Seni öfkelendiren şeyi çözmelisin de aynı zamanda. Seni biri öfkelendirdiyse, onu buna 'en güzel dille' anlatmalısın ki tekrar aynı şeylerin yaşanma ihtimali azalsın. 'En güzel dil' ifadesini unutma. Allah Firavunla(kendini ilah ilan eden insan) bile tatlı dille konuşmayı öğütlüyor, bunu hatırla. Öfkelendiğinde öfkeni yutarak konuş, çözüm odaklı ol. 3- İnsanları affederlermiş. Affetmek. Bazen zor geliyor değil mi? Ama Allah için buna değmez mi? Allah affet diyorsa, affedilmez mi? Karşındakine duyduğun kin, Allah'a duyduğun sevinçten daha mı fazla da 'asla' affetmiyorsun? 4- "Allah iyilik edenleri sever." Bu cümle tek başına yeter olayı anlatmaya. 5- Af dileyerek günahlarının bağışlanmasını dilerler. İşte en içimi rahatlatan yerlerden. Allah günah işlemezler demiyor cennet halkı için. Allah diyor ki, onlar günah işleyince, Allah'a dönerler. Af dilerler. Günahları bağışlayacak olan kimdir? Allah. O cennet halkı, günah işleyince Allah'a dönerler. 'Evet.' derler. 'Ben bu günahı işledim, evet.' Önce günahı kabul etmek lazım. Çünkü şeytan iş başında. Senin af dilemene engel olmak istiyor. Pişmanlıkla af dilediğinde, Allah kabul edecek çünkü hemen. Ama şeytan bunu istemiyor. Bu yüzden önce senin hatan olmadığını sana göstermeye çalışıyor. Bu kötü işte senin bir suçun olmadığını ve başkalarının suçlu olduğunu sana söylüyor çaktırmadan. Çünkü bunu Araf 16'da kendi azgınlığı için Allah'a senin yüzünden azdım diyerek o da yapmıştı. Kendi suçunu başkasına, Allah'a atmıştı. Ama Adem öyle değildi. O öğrendiği kelimelerle yaptığı hata için içtenlikle af dilemişti. Çünkü af dileyebilmek için önce farkında olman gerek hatanın. Şeytan bu ilk adımı yapmanı engelliyor. 'Sen suçlu değilsin ki, başkaları yüzünden oldu bu.' diyen biri olsa sürekli yanınızda siz kendinizi suçlumhissedip af diler misiniz? Hayır. Suçunuzu göremezsiniz çünkü. Demek ki ilk adımı neymiş: şuçu kendinde aramanı engellemek, suçu başkalarına atmak. Bu adımda başarılı olamadı diyelim. Siz işlediğiniz günahı fark ettiniz. Peki şeytanın planları biter mi? Şimdi de sizi Allah hakkında kandıracak Fatır Suresi 5. Ayette haber verildiği gibi. O'nun merhameti hakkında kandıracak. O merhametinin nüfuz etmediği yer olmayan yüce Rab için sana diyecek ki "Allah seni nasıl affetsin, çok büyüğüüüük bir günah işledin. Artık af dilesen de affetmez seni. Hiç boşuna özür dileme. Zaten affetmeyecek." Kardeşim, hiç olur mu öyle şey. Allah'ın merhameti hayal edemeyeceğin kadar büyük. Senin günahın, O'nun merhametinden büyük olabilir mi? O değil mi Gafur, sürekli bir biçimde affeden? O değil mi Rahman, merhameti her yere nüfuz eden, O değil mi Rahim, merhameti çok bol olan... Her Sure Rahman ve Rahim adıyla başlamıyor mu? O seni affetmeye hazır, sen şeytana uyma. Sen aç kalbini O'na yeter ki. Pişman oldum de. Hata yaptım de. Affetmeni çok istiyorum de. O seni hiç affetmez mi? O seni seviyor, bunu hiç unutma. 6- Bir de, onlar bile bile işledikleri günah üzerinde ısrar etmezlermiş. Tövbe budur işte. Sen bir daha aynı hatayı yapmamak üzere pişmanlığın kalbinde af diliyorsun ve söz veriyorsun. "Evet bir daha yapmak istemiyorum bu hatayı Allah'ım, bu konuda kararlıyım, çünkü sen böyle olmamı istersin, lütfen bana yardım et." diyebilsek, ne güzel olur. Tekrar yapmamak üzere af dilerlermiş onlar evet. Tekrar yapmamak üzere. İşte, bu ayetler öyle değerli ki, daha söylenecek de o kadar söz var ki. Devamı da size kalsın, siz düşünün bize anlatın. Bu ayetleri namazlarımızda okumayı ihmal etmeyelim. Etmeyelim ki namazımız da bizi cennet halkından kılsın. Kuvvet yalnızca Allah'tan. Hamd yalnızca Alemlerin Rabbine. Teşekkürler Rabbim, kalbimdekileri dökmeme izin verdiğin için...
İLAH, İBADET, RAB
Selam arkadaşlar, bu paylaşım çok önemli olduğu için düzenli olarak paylaşacağım Allah’ın izniyle. Rabbim bu kavramların bilincinde yaşayanlardan eylesin bizleri;
-
İLAH;
1 - Güvenilen
2 - Sığınılan
3 - Yardım Dilenen
4 - Her söylediği mutlak hakikat olan
5 - Her söylediğine mutlak itaat edilmesi gereken
6 - EN ÇOK sevilen
7 - EN ÇOK korkulan
8 - TEK KURTARICI
Bu 8 tanımın birini bile başka bir varlığa verirsek Allah’a ortak edinmiş oluruz
-
İBADET;
Bir varlığa şüphesiz boyun eğmek demektir.
Dolayısıyla emirlerinde ve yasaklarında asla sorgulanmayan, hiçbir tereddüt duyulmadan kendisime boyun eğilen varlık ilahtır ve bu manada Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur.
Yani sadece tek bir varlığa, Allah’a, bu şekilde boyun eğilebilir.
Bunun dışında hiçbir varlığa şüphesiz itaat edilemez.
Mutlaka belli şeylere uyulduğu sürece itaat vardır ve o da Allah’ın koyduğu ölçülere uygunluktur.
-
RAB;
1 - Terbiye Eden
2 - Islah Eden
3 - Yetiştiren
4 - İhtiyaçları Gideren
5 - Hidayete Ulaştıran
6 - Her Şeyin Maliki
7 - Her Şeyin Efendisi
demektir. Yaşadığımız çevrede kesinlikle emirleri ve yasakları sorgulanamayacak hiç bir makam yoktur.
Ama günümüzde müslümanlar Allah gibi başka bir varlığı ki bu Nebiler dahi olabilir, alim olabilir, tarikat lideri olabilir, cemaat lideri olabilir, parti lideri olabilir, hoca olabilir.
Eğer ki fiillerinde o kişiyi o varlığı yanılamaz, hata yapmaz, sorgulanamaz bir pozisyonda görüldüğünde, ona laf ile ‘ilah’ demesek de lafzen ‘rab’ ismini vermesek bile bu tavrımızla onu/onları ‘Rablık’ ve ‘ilahlık’ vasfına büründürmüş oluruz.
İşte bu tevhidin özü ile asla bağdaşan bir durum değildir.
@kuranvetevhid instagram hesabından alınmıştır.
-
79 - Hiçbir insana yakışmaz ki, Allah kendisine kitap, hüküm-hikmet ve nebilik versin de sonra o, insanlara “Allah'ı bırakıp bana kullar olun” desin. O ancak şöyle der: “Öğrettiğiniz şu Kitap'a ve okuyup araştırdıklarınıza dayanarak benliklerini Allah'a adamış kullar/Rabbânîler olun!”
80 - Ve size melekleri ve nebileri rabler edinmenizi de emretmez. Siz, müslümanlar haline geldikten sonra inkârı mı emreder size?
(Ali İmran)
-
Bu ayetleri okuduğumuzda ‘Ya bu israiloğullarına gönderildi eheh’ ‘Bu ayetin nüzul sebebinde şunlardan bahsediyor’ demek yerine, ‘Allah’ın yerdiği ve yasakladığı, inkar olarak nitelendirdiği davranışa karşı benim tavrım ne?’ ‘Allah bu ayetlerle neyi anlatmak istiyor bana?’ demeliyiz.
Allah bize bu bilgileri tarih bilgisi vermek için mi indirdi? Lütfen düşünelim biraz arkadaşlar. Ön yargıyla dolmak yerine düşünelim.
Hayır, umut, dua ve ilim dolu anlarımıza inşallah…