Cenaze hayatın post-prodüksiyonudur.
Ben hep hayatı ödüllü bir filme benzetmişimdir. Herkesin ki öyle ama sadece benimki değil.Başrolde sen varsın,yapımcı ve yönetmen tanrı.
Figüranları o belirler,yan rolleri ve ya yardımcı oyuncuları; anneni,babanı ve arkadaşlarını mesela.
Senin koşulsuz sevmen gereken insanları yani,seviyorsun da zaten.
Ama bir süre sonra yapımcı prodüksiyona heyecan katmak için konuk oyuncular sokmaya başlar.Sen daha yeni ve ya toy olduğundan diğerleri gibi sanarsın konuk oyuncuyu da.Yani demek istediğim, konuk oyuncunun ne anlama geldiğini bilmezsin.
Bu çok sevdiğin bir üniversite hocan olabilir ve ya hoşlandığın kişi.Herkesin hayatında konuk oyuncular farklıdır.Çünkü sanat farklılık gerektirir,marjinal olması gerekir ve tanrı, en marjinal sanatçıdır.
Bu yüzden hepimizin senaryoları da farklıdır.Kimimizin ki Oscar'a 8 dalda adayken,kimimizin ki de götü boklu altın portakala adaydır.
Hatırlatırım tanrı,burada sadece yapımcı ve yönetmen.Senarist olmakta senin elinde.Ama bir çoğumuz sadece oynamayı tercih eder bu filmde,gerisine karışmaz.
İşte bu insanların senaryolarını konuk oyuncular belirler.
Konuk oyuncular acımasız olur,olmasalar ne olacak sonuçta "onlar gider".
Tek başına ayağa kalkmaya çalışırsın sonra,kimisi beceremez bunu.
Ve en önemlisi bu filmde cinsiyetin yoktur.Yani mecazi anlamda,düzende olursun düzülende.
Tamam tamam,genel olarak düzülürsün,yalan yok.
İşin ironik tarafı bunun adı sadece konulu bir porno film ve sona geldiğinde bütün bu düzmecelerin amacı,aslında kendinin konuk oyuncu olduğunu anlaman.
İşte yüzünde ki ifade,"tanrı bunu yapmayı çok seviyor".