TERAVİH NAMAZININ GÜNLERE GÖRE FAZİLETLERİ
“Allâh-u Te'âlâ’nın bu ayın kıyamını nasip etmiş olduğu kimselere ne mutlu!
İlk gece; terâvîh kılan kişi anasının kendisini doğurduğu gün gibi günahlarından çıkar.
İkinci gece; eğer müminseler ana babası mağfiret olunur.
Dördüncü gece; kendisi için Tevrât, İncil, Zebûr ve Furkan'ı okumuş kadar sevap vardır.
Üçüncü gece; Arş'ın altından melekler kendisine: "Ameline yeniden başla, geçmiş olan günahların muhakkak senin için bağışlanmıştır." diye seslenir.
Beşinci gece; Mescid-i Haram'da, Mescid-i Nebevî'de ve Mescid-i Aksâ'da kılmış olanların sevabını Allâh-u Teâla ona verir.
Altıncı gece; Allâh-u Te'âlâ kendisine Beyt-i Ma'mûr'u tavaf eden (melek)lerin sevabını verir. Her taş ve tuğla(ya varıncaya kadar her şey) kendisi için istiğfar eder.
Yedinci gece; Mûsa (Aleyhisselâm)'a kavuşup, Firavun ve Hâmân'a karşı ona yardım etmiş gibi olur.
Sekizinci gece; Bedir harbine katılmış gibidir. Ayrıca Allâh-u Te'âlâ ona İbrâhîm (Aleyhisselám)'a verdiği mükâfâtı verir.
Dokuzuncu gece; tövbekâr Dâvûd (Aleyhisselám)'ın ibadeti ve Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'in taati kadar Allâh-u Te'âlâ'ya ibadet etmiş gibidir.
Onuncu gece; Allâh-u Te'âlâ kendisine dünya ve âhirette selâmet nasip eder ve iki cihanın hayırlarını bahşeder. Ayrıca yetmiş bin ve daha fazla kişi hakkında şefaatçi kılınır.
Onbirinci gece; dünyadan suya kanmış olarak çıkar ve sıratı göz kapan şimşek gibi geçer.
Onikinci gece; Allâh-u Te'âlâ kendisine yetmiş adet makbul hac ve makbul umre ecri yazar ve kıyamet günü (mahşere) dolunay gecesindeki ay gibi (nurlu olarak) gelir.
Onüçüncü gece; Beyt-i Makdis'i ma'mur etmiş kimseler ve orada mücâvir bulunmuş peygamberler, sıddîklar, şehîtler ve sâlihler gibi sevaplara nâil kılınır ve kıyamet günü bütün kötülüklerden emîn olarak (mahşere) gelir.
Ondördüncü gece: Kadir Gecesine ulaşıp, Haceru'l-Esved ile Makam-ı İbrâhîm arasında namaz kılmış gibi olur ve melekler onun terâvîh kılmış olduğuna dair şahit olarak (mahşere) gelir. Bu nedenle kıyamet gününde Allâh-u Te'âlâ kendisini (zor bir hesapla) muhasebeye tâbi tutmaz.
Onbeşinci gece; Alláh-u Te'álâ duasını kabul eder, hâcetini görür, anlatanların tarif edemeyeceği kadar kendisine mükafat verir. Ayrıca melekler, özellikle Arş'ı ve Kürsi'yi taşıyan melâike kendisine salâtta bulunurlar (feyiz ve rahmet yağdırırlar).
Onaltıncı gece; kabrinden: 'Şahitlik ederim ki; Allâh-u Te'âlâ'dan başka hiçbir ilah yoktur. Yine şehâdet ederim ki; Muhammed (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) O'nun kulu ve Rasûlüdür.' diye nida ederek (kelime-i şehadet getirerek) kabrinden çıkar. Böylece Allâh-u Te'âlâ kendisine cehennemden kurtuluş beratı ve cennete giriş beratı yazar.
Onyedinci gece; cennetteki makamını görmedikçe dünyadan çıkmaz, kendisine peygamberlerin sevâbının bir misli bağışlanır.
Onsekizinci gece; mücahitlerin ve şehitlerin ecrine nail kılınır ve bir melek kendisine: 'Ey Allâh'ın kulu! Muhakkak ki Allâh-u Te'álâ senden de anan babandan da razı olmuştur' diye nida eder.
Ondokuzuncu gece; Allâh-u Te'âlâ kendisine dünya ve âhiret sıkıntılarına karsı kâfi gelir ve Firdevs (cennetin)de derecelerini yükseltir.
Yirminci gece; Rasûlüllâh (Sallafláhuu Alleyji Vesellem)'i görmeden, kendisini cennetle müjdelemeden ve melekler onu ziyaret etmeden dünyadan çıkmaz.
Yirmibirinci gece; Allâh-u Te'âlâ kendisine cennette nurdan bir köşk bina eder ve ona göktekilerle yerdekiler sayısınca sevap yazar.
Yirmiikinci gece; Allâh-u Te'âlâ ona Muhammed (Sallalláhu Aleyhi ve Sellem)'in ümmetinden yetimleri ve dulları doyuran herkes kadar ecir yazar. Böylece o, kıyamet gününe hertürlü gamdan ve kederden emîn olarak gelir.
Yirmiüçüncü gece; Muhammed (Sallallähu Aleyhi ve Sellem)'in ümmetinin esirlerini satın alıp onları âzât etmiş gibi (sevaba nâil) olur, Ve Allâh-u Te'âlâ kendisine cennette bir şehir bina eder.
Yirmidördüncü gece; Allâh-u Te'âlâ amel defterini ona sağ elinden verir, kendisinin yirmidört adet makbul dua hakkı olur.
Yirmibeşinci gece; Allâh-u Te'âlâ ölüm meleğini ona en güzel bir surette gönderir de o onu, bitmez tükenmez nimetlerle müjdeler. Ayrıca Âllah-u Teâla Hazretleri ondan kabir azabını kaldırır.
Yirmialtıncı gece; cennet kendisine aşık olur ve Allâh-u Te'âlâ onun için kırk senelik sevap yükseltir.
Yirmiyedinci gece; Allâh-u Te'âlâ Rid-vận'a cennet kapılarını onun için açmasını emreder.
Yirmisekizinci gece; Allâh-u Te'âlâ meleklere kendisine cehennem kapılarını kitlemelerini emreder. Ayrıca onun cennette bin derecesini yükseltir.
Yirmidokuzuncu gece; Allâh-u Te'âlâ ona Eyyûb (Aleyhisselâm)'ın belasına karşı (sabretme) sevabı gibi ecirler yazar ve kötülüklerini kendisine örter.
Otuzuncu gece olduğu zaman; Allâh-u Te'âlâ: 'Ey Benim (terâvîh namazlarını bitiren) kulum! Cennet meyvelerinden ye, Selsebît gözesinden yıkan ve Kevser suyundan iç, Ben senin Rabbinim; sen de Benim kulumsun' buyurur.
Böylece bir münadiye gökyüzünden doğru (Kendisi adına):
"İşte bunlar azabımdan âzâtlılarımdır!
İzzim, celalim ve yüce makamım hakkı için; Muhammed (Sallalláhu Aleyhi ve Sellem)'in ümmetinden oruç tutanları cennete girdireceğim!' diye nida etmesini emreder.
(Kitábu'l mevá 'iz fifününi'l-mecâlis, Zühretü'r-riyâd, İsmail Hakkı, Mecálisü'l-va'z ve't-tezkir, sh:88-90, Osman el-Hobevi, Dürratü'l-vâ 'izîn, sh: 16,17; Muhammed Hayri, Mecális-i Hayriyye ve mefâtih-ı ilmiyye, sh: 15-99)