Ebü Hüreyre radıyallâhu anh şöyle buyurmuştur:
"(Ashâb-ı kirâm arasında şu hakikati) duyardık:
Kıyâmet gününde bir kişinin yakasına, hiç tanımadığı biri gelip yapışır. Adam şaşırarak:
«—-Benden ne istiyorsun? Ben seni hiç tanımıyorum ki!» der.
Yakasına yapışan kişi ise: «-Dünyada iken beni hatâ ve çirkin
işler üzerinde görürdün de ikaz etmez, beni o kötülüklerden
alıkoymazdın.» diyerek ondan dâvâcı olur.”
İşte bu tür hakikatler her bir Müslümanı, âdeta dünyanın akışından kendini mes'ül hissetmeye ve İslâm'ın gayretli bir hizmetkârı olmaya davet eder.
Nitekim âyet-i kerimede mü'minlerin bu vasfı şöyle beyân edilmektedir: “Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allâh'a inanırsınız..” (Âl-i İmrân, 110)