Cüzdan gitti, müjgan. Para önemli değil de içinde resmin vardı.
seen from China
seen from Germany
seen from South Korea

seen from United Kingdom
seen from Norway
seen from United Kingdom

seen from Germany
seen from China

seen from Germany

seen from Germany

seen from Mexico
seen from South Korea
seen from China
seen from Russia
seen from Malaysia
seen from Russia
seen from United States
seen from South Korea
seen from Japan
seen from United States
Cüzdan gitti, müjgan. Para önemli değil de içinde resmin vardı.
Birinci Mektup
Geceydi... Bütün insanların çırılçıplak olduğu bir zamandı. Onları düşünüyordum; gümüş tepsilerdeki kristal kadehlerden zamanı yudumlayan insanları düşünüyordum. İrili ufaklı aynaların karşısında enseleri bembeyaz kadınlar boyanıyordu. Uzun uzun parmakları vardı kadınların. Öpülmeye alışmış dolgun dudakları vardı. Kocaman kocamandı kalçaları. O kadınları düşünüyordum. Bir kurt bir geyiği kovalıyordu yüreğimde. Geyik soluk soluğaydı, yorgundu, bitkindi. Karların üzerinde akıp giden bir yıldız gibiydi. Koşuyordu. Koşmak kurtuluş değildi belki, ama bir ümitti. Koşuyordu. Oysa birer namlu ağzıydı kurdun gözleri. Avına güvenle, şehvetle yaklaşıyordu. Yeni bilenmiş, sedef saplı bıçaklara benziyordu dişleri. Bütün dileği et ve kandı, istese geyiğe hemen yetişebilirdi, ama uzasın istiyordu bu şehvetli koşu, bu bütün damarlarına yayılan sarhoşluk bitmesin istiyordu. Ben seni düşünüyordum. Çünkü geceydi. Sevişme zamanıydı insanların. Yalnızdım. Beni kuşatan duvarlar birer beyaz çarşaftı bu saatte. Kapılar tüylü, yumuşak battaniyelere benziyordu. Ben seni düşünüyordum. Kim bilir ne güzeldin soyunduğun zaman? Nasıl kadındın? Nasıl öpüşürdün kim bilir? Nasıl kadın kadın kokardı her yerin? Tutup avuçlarıma sığdırıyordum seni, gözlerime, dudaklarıma sığdırıyordum. Sensiz kahrolmak vardı. Seninle yaşamak vardı doludizgin. Seninle her gece birbirimizi yenilemek vardı odalarda. Odalara sığmamak vardı. Bir sel gibi taşmak vardı gecelerden. Elimi uzatsam tutabilirdim seni, öyle yakındın. Zamana kokun sinmişti. Belki de uzaktın, günlerce koşsam yetişemezdim sana. Zamana kokun sinmişti. Tuttum resmini indirdim duvardan. Duvar ağlamaya başladı.
Daha çok özlerim daha çok üzülürüm daha çok içim titrer diye resimlerine bakmaktan korktuğum geceleri bilirim.
Cana can katan bendeki resmini, kazıdım kalbe kolay mı silmesi☄
İlk gün, aldatılmanın verdiği hisle odama geçtim. Pencereyi açarken güneşin doğmadığını farkettim. Bu güneş dün doğarken benimdin, nasıl böyle oldu ki diyorum, güneşe kızıp perdeyi çekerken. Yatağa uzanıyorum, sızmışım, bardaklar devrilmiş, elimde ki fotoğrafın ucu bükülmüş. Gözlerimi ovalarken resmini düzeltmeye çalışıyorum. Sövüyorum, son kalan hatıranı ellerimle mahvettiğim için. Düzelmiyor, eskisi gibi olmuyor işte, olmuyor.
3 yıl geçti o günden sonra. Ne zaman uyansam seninle uyanırım, seninle uyuduğum gibi. Alkolü de alamıyorum eskisi gibi ne yalan söyleyeyim, vücudum dayanmıyor. Eskisi gibi birden sinirlenmiyorum da aslında, umursamıyorum öyle her şeyi. Derslerim de çok iyi değil, ya gitmiyorum ya da uyuyorum derslerde. Sigarayı da arttırdım, isteyerek olmadı, günden güne daha da çok bağlandım ona, sana olduğum gibi. O günden sonra çok şey değişti hayatımda. Değişmeyen tek şey, her sabah kalkıp o resmini düzeltmeye çalışıyorum, nerde ne durumda olursam olayım.
.. Saç telinden tut, topuğuna kadar kırgındı Kadın. Dağılmamak için topladığı bedenini bar taburesinin üzerine kenetlemişti adeta. Tırnaklarındaki mat siyah ojeler teni kadar pürüzsüz ve iddialıydı. Çevresiyle ilgilenmiyordu. İçten içe titreyen bedenini sabitleyebilmek umuduyla tuttu, uzanan kibritin bileğini. Göz bebekleri alevin yalımında kaybolup gitti. Gözleri küçüldükçe küçüldü. Kirpikleri birbirine sarıldı. Sigaranın dumanıyla süslenmiş kadrajdan bir Yeşilçam repliği gibi düşüverdi yaş. Öylesine, alelade, ıslak ve tuzlu... Kadın, beklemeden birden yeni bir şey aklına gelmişcesine kaldırdı kafasını. Etrafındaki ilgili ya da ilgisiz bakan gözlere aldırmadan barmene mırıldandı: -'Bunca yılı ve yolu bir hayal kırıklığı yaşamak için almaya değer miydi?' -'Bilmem!, azıcık mutlu olduysanız belki..' diye profesyonel avutucu gibi cevapladı, barmen. -'Değmezdi!' Dedi kadın, kendinden emin ve güçlü. Elindekini, bırakıp kalktı sonra. Aynı asaletle, başı dik, mağrur olarak kayboldu kendisine yakın olan karanlıkta. #BuResminHikayesiniYaz #GerisiSende #ResminÖyküsü #BavulDergi
Orhan Gencebay: Resmin büyük bölümünü görmek lazım! - Magazin Haberleri
Orhan Gencebay: Resmin büyük bölümünü görmek lazım! – Magazin Haberleri
21 Temmuz, 2016 11:44 tarihli Orhan Gencebay: Resmin büyük bölümünü görmek lazım! haberi ve diğer en çok sevilen kim kiminle haberleri bizden okuyun. Orhan Gencebay: Resmin büyük bölümünü görmek lazım!
Bodrum’un Göltürkbükü Mahallesi’nde tatilini sürdüren Orhan Gencebay, hayatını kaybeden 97 yaşındaki Türkolog Prof. Dr. Kazım Mirşan’ın cenazesine katıldı. Törenden sonra mezarlığın dışında…
View On WordPress