Hiç soruyor musun kendine? ‘’Ben ne haldeyim, bana neler oluyor, kendimi küçük bir ayrıntıya neden takıyorum?’’ Diye. Kalk, bir toparla kendini. Hiç olmayacak şeyler için üzülme. Evet biliyorum biz imkansızları severiz. İmkansız kelimesinin sadece bir kelime olduğunu düşünürüz. Milyonlarca mucize oldu. Güneş doğdu, ay köşesine çekildi, gökyüzünden bir yıldız kaydı, ağaçlar tekrar yeşermeye başladı, kışın soğuğu kendini yazın sıcağına bıraktı, sen doğdun ve tüm dünya tebessüm etti. En önemlisi sen güldün, tüm dünya hayran gözlerle gülüşünü izledi.
Mesafeler vardı aramızda dedin. Kitaplarda okuduk mesafe ilişkilerini, imrendik. Bizde istedik böyle bir sevgi yaşamayı, hak ettik. Geceleri tek bir mesaj gelsin ve gülümseyelim istedik. Belki başardın böyle birini bulmayı. O seni mutlu etti, sen kendini.
Mesafeler yok ama hala birlikte değiliz dedin. Kendine defalarca küfrettin, paramparça bir ruh bıraktın içinde. Değmedi belki o, senin sevgini. Sen iyi bir aşkı hak ettin ama o etmedi. Sen hala umutla koşarken o, senin umutlarını teker teker söndürdü.
Gözlük kullanıyorum dedin
Garip takıntılarım var dedin
Sen kendini öyle kabul ettin. Ama o senden iğrenir gibi davrandı. Senin kusurların seni kusursuzlaştırır. Yarım akıllı olanlar anlayamadı kusursuzluğuna mecbur olduğunu.
Gün geldi, sustun. Gün geldi, tepki koydun. Umursama, başını her zaman dik tut! Eğer başını eğersen seni güçsüz sanıp üstüne binerler. Yapma, kendin için bunu yapma.
Çünkü sen, sensin. Sen bir mucizesin...